Ret

Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 24.04.2014 başlangıç tarihli sözleşme kapsamında davacının Hatay bölgesinde davalıya ait ürünlerin satışı konusunda ... satıcı olarak yetkilendirildiğini, ancak ... satıcılık hükümlerine aykırı olarak davacının bilgisi ve rızası hilafına davalı tarafça Hatay bölgesinde doğrudan veya dolaylı şekilde üçüncü şahıs ve firmalara ürün satışlarının yapıldığını, davalının, davacının İskenderun'da bulunan mağazasındaki ürünlerin satış fiyatlarını yüksek tutarak, Adana Optimum AVM içinde bulunan kendisine ait mağazada aynı ürünlerin haksız rekabet teşkil edecek nitelikte daha düşük fiyatlarla satışa arz edildiğini, bu fiyat farklılığından kaynaklı olarak davacının müşterileriyle sorunlar yaşadığını, satışlarının düştüğünü, davalı şirkete hitaben keşide ettiği 01.11.2016 tarihli noter ihtarnamesi ile davalıya söz konusu sözleşmeye istinaden ... olduğu çeklerin iadesini istediğini, davalının ihtarnameye rağmen çekleri iade etmediğini, tahsiline devam ettiğini, sözleşmenin feshinden sonraki döneme isabet eden ve karşılığında herhangi bir ürün sevkiyatı gerçekleşmeyen 10 adet çek bulunduğunu ileri sürerek davalı şirket tarafından haksız şekilde tahsil edilen çeklerin bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini, henüz tahsil edilemeyen çeklerden dolayı da borçlu olmadığının tespiti ile 10.000,00 TL maddi tazminatın ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı ile davacı arasında 24.04.2017 tarihli Mikasa Moor Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye istinaden davacının davalı ile franchise ilişkisi içerisinde bulunarak, Mikasa Moor mağazaları adı altında perakende satış yaptığını, Hatay Bölgesi'ndeki ürünlerin satışı ve dağıtımının davacıya verildiğini, yerel reklamların yarı yarıya karşılanacağı, ulusal reklamlarda tüm sorumluluğun davalıda olacağı, mağaza konsept projesinin bedelsiz olarak hazırlanacağı, davacıya mağazada ve merkezde sürekli eğitim sağlanacağı, davacının ise ödemelerini düzenli şekilde yapacağı ve ticari muameleleri usüle uygun yapacağının sözleşme ile hüküm altına alındığını, sözleşmeye aykırı davranılması durumunda davalının sözleşmeyi ... taraflı olarak feshedebileceğinin düzenlendiğini, davacı tarafından keşide edilen 01.11.2016 tarihli noter ihtarı ile haksız rekabet teşkil eden faaliyetlerde bulunulduğu ve akde uygun davranılmadığı iddialarında bulunularak sözleşme gereği davalıya verilen çeklerin iadelerinin talep edildiğini, davalı tarafından keşide edilen ihtarname ile davacının sözleşmeyi ihlal ettiği belirtilerek, ihtar tarihinde mevcut 232.304,00 TL miktarlı cari borç, mağaza açılışında davalı tarafça yapılan 30.000,00 TL dekorasyon ve raf katkı payı, mağaza değişikliğinde davalı tarafça yapılan 50.000,00 TL dekorasyon ve raf katkı payı, 15.476,00 TL reklam katkı payı olmak üzere toplam 327.780,00 TL'nin davalıya ödenmesi gerektiğinin davacıya bildirildiğini, davacı ile davalı arasındaki sözleşme ve ticari ilişki gereği 31.12.2016-30.09.2017 tarihleri arasında ve her bir çek vadesi arasında 1 ay bulunan 10 adet sıralı bağlantılı çek sunulduğunu, bu çeklerin amacının sözleşmeden kaynaklı ticari ilişkilerin işleyişinde kolaylığı sağlamak ve karşı tarafa imtiyazlar sağlamak olduğunu, çeklerin iadesi talebinin yerinde olmadığını, davalının sözleşmeye ilişkin tüm edimlerini eksiksiz ve zamanında ifa ettiğini, sözleşmeyi ihlal edecek veya haksız rekabet oluşturacak herhangi bir eylemde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 24.04.2014 tarihli Mikasa Moor Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeye göre davacıya Hatay Bölgesinde davalı ürünlerinin satışı konusunda yetki verildiği, sözleşmenin feshedildiği, davacı tarafın sözleşme gereğince davalıya verdiği 10 adet çek bedelsiz kaldığından ödenen çek bedellerinin istirdatına karar verilmesini, henüz ödenmeyen çeklerden dolayı da borçlu olmadığının tesptine karar verilmesini talep ettiği, banka kayıtları, bilirkişi raporu ve taraf vekillerinin beyanlarına göre, dava konusu her biri 40.000,00 TL bedelli 6 adet çekin ödendiği, geri kalan her biri 40.000,00 TL bedelli 4 adet çekin ise yargılama sırasında davacıya iade edildiği, ... satıcılık sözleşmesi fesihnamesinde davacının imzası bulunmadığından geçerli olmadığı, davacı adına imza atan ... ...'ın davacının yetkili temsilcisi olduğuna dair belge sunulmadığı, davalı tarafından yapıldığı iddia edilen 30.000,00 TL dekorasyon ve raf katkı payı, mağaza değişikliğinde davalı tarafından yapılan 50.000,00 TL dekorasyon ve raf katkı payı, 15.476,00 TL reklam katkı payı hususlarının sözleşme sürecinin hangi aşamasında yapıldığının anlaşılamadığı, davalı tarafın 232.304,00 TL cari hesap alacağı iddiasına ilişkin belge sunulmadığı, ticari defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği, davacının yasal defterleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu çekler karşılığında davalı tarafça ürün teslim edildiğine yönelik herhangi bir tespit yapılamadığından davaya konu çeklerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığı, dava konusu 31.12.2016 tarih 40.000,00 TL, 31.01.2017 tarih 40.000,00 TL, 31.02.2017 tarih 40.000,00 TL, 31.03.2017 tarih 40.000,00 TL, 30.04.2017 tarih 40.000,00 TL, 30.05.2017 tarih 40.000,00 TL bedelli çeklerin ödendiği anlaşıldığından bu çeklerin toplam bedeli olan 240.000,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 30.06.2017 tarih 40.000,00 TL, 31.07.2017 tarih 40.000,00 TL, 31.08.2017 tarih 40.000,00 TL, 30.09.2017 tarih 40.000,00 TL bedelli çeklerin dava tarihinden sonra davacıya teslim edildiği anlaşıldığından bu çeklerle ilgili dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacı ticari zararı için 10.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de, bu zararını kanıtlayacak hiçbir delil ve belge sunulmadığından davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın müddeabihi 410.000,00 TL olup, davanın 240.000,00 TL'lik kısmının kabul edildiğini, kabul edilmeyen 160.000,00 TL'lik kısmı için hükmedilen avukatlık ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya cevap dilekçesinde belirtilen hususlar dikkate alınıp değerlendirilmeden karar verildiğini, hukuki gerçeğin tam anlamıyla ortaya çıkması için tarafların ticari defterlerinin tam ve eksiksiz olarak incelenmesi gerektiğini, mahkemece davalı şirkete defterlerin ibrazı için hiçbir ihtaratta bulunulmadığı, kesin süre verilmediği halde sanki kesin süre verilmiş gibi hareket edilerek sadece davacı tarafın beyan ve ticari defterlerine bakılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, defterlerin sunulup bilirkişi incelemesi yapılması için talepte bulunulmuş ise de bu yöndeki talepleri hakkında karar verilmediğini, ayrıca cevap dilekçesinde belirtilen ve davacının davalı şirkete ödemekle yükümlü olduğu mağaza dekorasyonu, raf katkı payı, reklam katkı payının ne kadar olduğunun tespiti ile ilgili bir belirleme de yapılamadığını, mahkemenin bu hususu açıklığa kavuşturması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davacının cari hesap nedeniyle kendilerine 232.000,00 TL ve taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca mağaza dekorasyonu, raf katkı payı, reklam katkı payı olmak üzere 95.476,00 TL borcu olduğunu ancak bu hususun mahkemece değerlendirilmediğini istinaf nedeni olarak sürdüğü, davalı vekilince cevap dilekçesinde bu hususlara yer verilmiş olmakla birlikte, iddia ettiği alacakları bakımından takas mahsup definde bulunulduğu açıkça belirtilmediği gibi, iddia edilen bu alacak kalemlerine ilişkin harcı ikmal edilerek açılmış bir karşı davasının da bulunmadığı, 01.11.2018 tarihli duruşmada davalı vekilinin davalının defterlerinin incelenmesini talep etmiş olmakla birlikte, yine davalı vekili tarafından mahkemeye sunulan 06.11.2018 tarihli beyan dilekçesi ile davalının defterlerinin incelenmesi yönündeki 01.11.2018 tarihli taleplerinden vazgeçildiğinin bildirildiği, mahkemece de davalı vekilinin bu beyan ve talebinin 27.12.2018 tarihli duruşma tutanağına geçirildiği anlaşıldığından davalı vekilinin, davalının defterlerinin mahkemece yasa ve usule aykırı olarak inceletilmediği yönündeki istinaf nedenin yerinde olmadığı, davaya konu toplamda 160.000,00 TL tutarlı 4 adet çek dava tarihinden sonra davacıya iade edildiğinden, mahkemece bu 4 adet çek yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, dava tarihinde davacının bu 4 adet çek yönünden de davasında haklı olduğu anlaşıldığından, davacının bu çeklerle ilgili olarak davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki isteminin yerinde olmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının, davacıya, franchise ilişkisi gereği tüm konseptini kendisinin oluşturduğu "Mikasa Moor" mağazalarında, Hatay bölgesindeki ürünlerin perakende satış ve dağıtım hak ve yetkisini verdiğini, davacının ise sözleşme ve ticari işleyiş gereği davalıya bağlantı çekleri sunduğu, bu çeklerin vadelerinin birbirini izlediği ve her çek vadesi geldiğinde davalı tarafça tahsil edildiğini, davalı tarafça başlangıç malı olarak bir kısım mallar davacıya belli oranda indirimle verilmiş olmakla, sıralı bağlantılı çekler karşılığında malların belirli aralıklarla sözleşmeye uygun şekilde davacıya teslim edildiğini, bağlantı çekinin, alıcının satacağı ürünün ... indirimli fiyattan temin edilmesi amacıyla ... olduğu genelde aylık taksitler halinde kesilen çekler için kullanılan bir terim olduğunu, teminat yerine geçmeyeceğini, çeklerin, mal teslim edilmeden önce sıralı olarak sunularak, mal karşılığı olarak değil, taraflar arasındaki sözleşme ve ticari işleyiş gereği sunulduğunu, bağlantı çeklerinin mal teslimi konusunda sağladığı bir çok avantaj bulunduğunu, davacı tarafından davada iadesi ve geri ödenmesi talep edilen çeklerin tamamının bağlantılı çekler olduğunu, bağlantılı çeklerin karşılığının nakden değil, mal temini ile sağlandığını, bağlantı çeki sunma yükümlülüğünün franchise ilişkisinin bir gereği olduğunu, davacının bir an olsun davalıya sunulan bağlantılı çekler hasebiyle alacaklı bulunduğu düşünülse dahi çek bedellerinin toplam miktarından, davalı tarafça temin edilen mal bedelleri, uygulanan indirimler davalının sözleşme ve bağlantılı çek uygulaması sebebiyle sağlanan hizmetler, yapılan harcamalar ve uğranılan zarar miktarının çeklerin toplam bedelinden düşülmesi ile kalan miktar için mal teslimi talebinde bulunulabileceğini, davalının sözleşmeye ilişkin tüm edimlerini eksiksiz ifa ettiğini, ... satıcılık yetkisinin davalı tarafça başka yerlere ürün verilmesi ile ihlal edildiği iddiasının tamamen ... dışı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, çekler nedeniyle menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 ... maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.