Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ve davacı şirket yetkilisi Hasan Cıvaş geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinledikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yüklenicisi olduğu inşaat işi kapsamındaki üst yapı mekanik tesisat işlerinin malzeme ve işçilikli olarak anahtar teslim davalıya taşere edildiğini, davalının edimlerini süresinde yerine getirmediğini, hak kazanmadığı hakedişleri tahsil ettiğini, müvekkili şirketin ekonomik sıkıntıda olduğu gerekçesiyle işi durdurduğunu, tarafların ahde vefa sözleşmesi imzaladıklarını, bu sözleşme gereğince müvekkilinin verdiği 2.000.000 TL bedelli bononun davalı tarafından icra takibine konularak müvekkiline ait taşınmazın haczedildiğini, böylece davalı alacağının garanti altına alındığını, haczedilen taşınmazın haricen satıldığını, işin tamamlanmasıyla hak kazanacağı iş bedelinin tamamını davalıya peşin olarak ödediğini, davalının kalan alacağından vazgeçtiğini, icra dosyasının işlemden kaldırıldığını, tarafların daha sonra 10.05.2011 tarihli protokolü imzaladıklarını, protokolle tarafların geçmişe yönelik olarak birbirlerini ibra ettiklerini, TOKİ tarafından geçici ve kesin kabullerde belirlenen eksik ve kusurlu işleri tamamlamak için harcama yapmak zorunda kalındığını, TOKİ'nin kestiği gecikme cezasının ödendiğini, kesin kabul tutanağındaki eksik ve kusurlu işler için 148.750,00 TL, cezai şart için 299.258,00 TL ödendiğini öne sürerek şimdilik 10.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekiline 11.09.2014 tarihli ön inceleme duruşması sonunda 448.008,00 TL üzerinden harç ikmal etmesi için kesin süre verilmiş, davacı vekili 08.10.2014'de noksan harcı ikmal etmiştir.
3.Davacı vekili 04.03.2020 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; harcı tamamlanan 448.008,00 TL alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşmede iş bedelinin KDV dahil 2.672.000 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin sözleşmenin imzalanmasını takiben işe başladığını, davacının idareden iş bedellerini tahsil etmesine rağmen müvekkiline ödeme yapmaktan kaçındığını, verdiği çek ve senetlerin de karşılıksız çıktığını, müvekkilinin aylarca ödeme almaksızın işi geçici kabule hazır hale getirdiğini, iş bedelinin tamamının alındığı iddiasının doğru olmadığını, ödeme yapılmadığından işin süresinde bitirilemediğini, işin bitirilmesi gereken 31.12.2009 tarihinden sonra 07.06.2010 tarihinde akdedilen ahde vefa sözleşmesinin davacının ödemeleri yapmadığını gösterdiğini, bu sözleşmeyle müvekkiline 2.000.000 TL bedelli bono senedi verildiğini, bononun icra takibine konulduğunu, davacıya ait taşınmazın haczedildiğini, satış işleminin başlatıldığını, müvekkilinin işleri zor şartlarda yürüttüğünü, ancak davacı uhdesindeki diğer işleri tamamlayamadığı için geçici kabul komisyonuna sunamadığını, TOKİ'nin eksik işlerin giderilmesi için komisyon kurduğunu, eksik işlerin davacıdan alındığını, TOKİ'nin 05.05.2011 tarihli sözleşmeyle mekanik tesisat işlerinin tamamlanması işini 290.000,00 TL bedelle müvekkiline verdiğini, müvekkilinin TOKİ ile yaptığı sözleşme gereğince üstlendiği işi tamamlayabilmek ve yaptığı işlerin bedelini tahsil edebilmek için davacı ile 10.05.2011 tarihli protokolü akdettiğini, müvekkilinin taşınmaz üzerindeki haczi kaldırdığını, tarafların birbirlerini ibra ettiklerini, ibranın cezai işlemi de kapsadığını, davacının ceza bedeli ödemediğini, sözleşme gereğince alacakları 2.672.000 TL iken icra harç ve vekalet ücretleri dahil 1.250.000 TL tahsil edildiğini, tahsil kabiliyeti bulunmadığından müvekkilinin davacıyı ibra ettiğini, protokolden sonra müvekkilinin davacı şirket hesabına imalatının bulunmadığını, protokolde müvekkiline ait şantiyeye indirilmiş malzeme, ekipman vs.'nin müvekkili tarafından gönderilecek elamanlar tarafından alınmasının kararlaştırıldığını, müvekkilinin şantiyeden elini çektiğini, müvekkilinin davacıya verdiği senetlerin iadesinin kararlaştırıldığını, TOKİ ile yapılan sözleşme gereğince işin tamamlanarak teslim edildiğini, davacı şirketin kötüniyeti sonucu şantiyede bulunan malzemelerin ve bitirilmiş işlerin muhafaza edilmediğini, hırsızlık yaşandığını, malzemelerin bir kısmının başka bir ilde bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında davacı şirketin yükleniminde olan inşaat işinin "üst yapı mekanik tesisat işlerinin malzeme ve işçilik olarak anahtar teslimi yapımı" konusunda 06.10.2008 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin bulunduğu, davalı alt yüklenicinin iş bedelini alamadığından bahisle işi durdurması üzerine taraflar arasında 07.06.2010 tarihinde "ahde vefa sözleşmesi" imzalandığı, bu sözleşme kapsamında davalıya 07.06.2010 vadeli 2.000.000,00 TL bedelli bono verildiği, sözleşme uyarınca davalı tarafından icra takibi başlatıldığı, davacı yüklenicinin iş sahibi idareden alacağı hakediş bedelleri ile davacının davalıya yapacağı ödemelerin bono bedelinden düşüleceğinin ve bono bedelinin tamamı ödendikten sonra karşılıklı verilen çek ve senetlerin iade edileceğinin kararlaştırıldığı, idare tarafından oluşturulan geçici kabul komisyonunun yaptığı inceleme sonucunda 299.25,008 TL tutarında mekanik tesisat işlerinde eksik ve kusur tespit edildiği, bunların giderilmesi için davacı yükleniciye süre verdiği, ancak verilen sürede eksik ve kusurlu işlerin tamamlanmaması üzerine nama ifa kapsamında davalı ile 290.000,00 TL+KDV bedelli sözleşme imzalandığı, idarenin verdiği sürenin dolmasından 5 gün sonra taraflar arasında 10.05.2011 tarihli protokolün düzenlendiği, protokol ile alt yüklenicinin bono bedeli dışındaki tüm hak ve alacakları ile borçlarının kapatıldığı, davalının takip dosyasında tahsil ettiği 1.250.000,00 TL ile bakiye alacağından feragat ettiği, taraflar arasındaki ilk sözleşmenin ayakta olduğu, feshi konusunda irade açıklaması ve davranışının bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen protokolünde sözleşmenin ayakta olduğunu gösterdiği, davalı alt yüklenicinin sözleşme gereği yüklendiği işlerin eksik ve kusurlu olanlarından ve bu sebeplerle uygulanacak cezai şart bedelinden sorumlu olduğu, dosya kapsamına uygun, denetlenebilir bilirkişi raporundaki hesaplamaya göre davalı alt yüklenicinin, geçici kabul eksik ve kusurlarının giderilmesi için geçen sürede idarece davacıya uygulanan cezai şart bedelinden sorumlu olduğu, protokolün cezai şart bedelini kapsamadığı, davalının sorumlu olduğu cezai şart miktarının 21.594,78 TL olduğu, idare tarafından oluşturulan kesin kabul komisyonunun belirlediği eksik ve kusurlu iş bedelinden 148.175,00 TL'lik kısmının mekanik tesisat işlerine ilişkin olduğu, bu bedelden davacı yüklenicinin muhafaza ve bakım sorumluluğunda bulunan montajı yapılmış malzeme bedeli olan 79.500,00 TL'nin düşülmesi sonucunda davalı alt yüklenicinin sorumlu olduğu 81.036,50 TL kesin kabul eksiklerinin bulunduğu, buna göre 21.594,78 TL gecikme cezası tutarı ve 81.036,50 TL kesin kabul eksik ve kusurlu iş bedeli olmak üzere toplam 102.631,28 TL'nin davalıdan tahsili gerektiğinden davanın kısmen kabulü ile 102.631,28 TL'nin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı İstinafı
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gecikme cezası tayininde sözleşmenin dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğu, sözleşme bedelinin binde beşi oranında ceza uygulanması gerektiği, cezai şart için müvekkilinin zararın varlık ve kapsamını ispatlaması gerekmediği, eksik ve kusurlu olan iş bedeli 299.258,00 TL üzerinden 144 gün hesabıyla 215.465,76 TL ceza hesaplamasının mümkün olduğu, belirttiği yöntemle hesaplama yapıldığında ise cezai şartın 216.547,70 TL olması gerektiği, geçici ve kesin kabul tarihleri arasında tespit edilen kusur, ayıp, eksik ve arızalardan davalının sorumlu olduğu, 10.05.2011 tarihli protokolle davalının tüm tahsilatını yaptığı ve alacağının kalmadığı halde işi tamamlamadığı, geçici kabul eksikliklerine ilişkin olarak TOKİ ile 290.000,00 TL + KDV bedelli sözleşmeyi akdettiği, böylece TOKİ'nin müvekkilinden bu miktarda kesinti yaptığı, müvekkilinin iki kez ödeme yapmak durumunda kaldığı, mukayeseli keşif sonucu iş azalışı meydana geldiği, iş bedeli 422.691,22 TL azaldığı halde dikkate alınmadığı, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin tarifenin 13/3 maddesi gereğince müvekkiline verilen ücretten fazla olamayacağı halde davalı lehine fazla ücrete hükmedildiği nedenleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı İstinafı
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece zamanaşımı savunması hakkında karar verilmediği, davadaki talebin gecikme cezası ile kesin kabul eksik ve kusurlu iş bedelinden oluştuğu, cezai şart yönünden kusur incelemesi yapılmadığı, 10.05.2011 tarihli protokolle sözleşmenin devamına karar verildiği gerekçesiyle müvekkilinin cezai şarttan sorumlu tutulmasının hatalı olduğu, gecikmenin davacıdan kaynaklandığı, mali azce düştüğü, sadece mekanik işlerde değil inşaat, elektrik, peyzaj da dahil üstlendiği hiçbir işi zamanında bitirmediği, cezai şartın işin davacı şirketten alınarak komisyon tarafından nama ifa kapsamında yaptırıldığı döneme ilişkin olduğu, müvekkilinin davacının mali aczi nedeniyle işin davacıdan alınarak yaptırılmasında kusurunun bulunmadığı, eksik ve kusurlu iş bedelinin tespitine ilişkin raporun yetersiz olduğu, 6 farklı rapor alındığı, kesin kabulde belirlenen 148.175,00 TL eksiğin muhafaza ve bakım kusurlarından kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmediği, hükmün açık ve anlaşılır olmadığı, 79.500,00 TL'nin neye göre belirlendiğinin tartışılmadığı, geçici kabulde eksik olarak belirlenmeyen hidrofor pompaları ve sirkülasyon pompalarına ilişkin kesin kabuldeki eksiklik tespitinin davacının muhafaza yükümlülüğünden kaynaklandığına ilişkin savunmalarının dikkate alındığı, ancak diğer kalemlere ilişkin savunmalarına uygulanmadığı nedeninin açıklanmadığı, 81.036,50 TL malzeme ve işçilik bedelinden müvekkilinin sorumlu tutulmaması gerektiği, 10.05.2011 tarihli protokolle taraflar arasındaki alacak ve borç ilişkisinin sona erdiği, 5. maddeye göre cezai şart talep edilemeyeceği nedenleriyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ahde vefa sözleşmesi ve 10.05.2011 tarihli protokol birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı taşeronun 2.000.000,00 TL alacağının olduğu, buna karşılık 1.250.000,00 TL ödendiği, bu kapsamda bu tarihe kadar taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı tarafça davacının ibra edildiği ve davalının dava dışı iş sahibi TOKİ ile yaptığı eksik işlerin ikmaline ilişkin 05.05.2011 tarihli teklif üzerine akdedilen sözleşme kapsamında davalının gecikmesi ve eksik işi yönünden dava dışı TOKİ tarafından yapılmış herhangi bir kesinti bulunduğu iddia ve ispat olunmadığı gibi davalı ile TOKİ arasında 05.05.2011 tarihli teklif üzerine akdedilen sözleşmeden sonra meydana gelecek eksik ve ayıplar ile ceza yönünden davalının davacıya değil akidi olan TOKİ'ye karşı sorumlu olacağı dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1.b.2 madde gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin yetki ve sınırını aşarak karar verdiği, hatalı değerlendirme ile karar verildiği, ahde vefa sözleşmesinin 3. maddesi incelendiğinde alacak miktarının 2.000.000,00 TL olmadığı, hakedişler ile tespit edileceğinin belirtildiği ve alt yüklenicilik sözleşmesi gereği davalının üstlendiği imalat dolayısıyla ortaya çıkacak eksik ve ayıplı işlerden sözleşme koşulları gereği sözleşme yükümlülüğü, işin teslimi, geçici kabul, kesin kabul vb. işlemlerin devam edeceği kararlaştırıldığı, davalı alt yüklenicinin, 06.10.2008 tarihli Anahtar Teslimi Alt Yüklenicilik Sözleşmesi kapsamındaki tüm alacaklarının 10.05.2011 tarihli Protokolün imza tarihi itibarıyla tahsil edilmiş olduğu ve 06.10.2008 tarihli Alt Yüklenicilik Sözleşmesindeki edimlerini ifa yükümlülüğünün devam ettiği, davalının taraflar arasındaki sözleşmelere aykırı biçimde edimlerini ifa etmesi dolayısıyladavacıya işveren TOKİ Başkanlığı tarafından geçici kabul eksikliklerine dair gecikme cezaları uygulandığı, geçici ve kesin kabul eksikliklerinin ifa edilip bedelinin davacıdan kesildiği, iş sahibi ile davalı alt yüklenici arasında eksikliklerin giderilmesine yönelik sözleşme imzalandığı ve bu sözleşme kapsamında davalının TOKİ'den mükerrer ödeme aldığı, davalı alt yüklenicinin 10.05.2011 tarihindedavacı ile yapılan protokol gereği geçici kabul eksiklikleri yanında kesin kabul eksikliklerini de üstlenmiş olduğu, davalı alt yüklenicinin yükümlülüğünde olan 148.175,00 TL bedelli eksikliklerin ve diğer tüm eksiklikler (inşaat, elektrik vb.) Kesin Kabul Eksikliklerini Tamamlama Komisyonu tarafından ihale edilerek tamamlattırıldığı, TOKİ'nin davacıya uyguladığı tüm cezaların ispatlandığı, davalının davacı arasında akdolunan sözleşme ve protokol gereğince geçici kabul eksikliklerini tamamlamakla yükümlü iken ve bunun bedelini peşin tahsil etmişken bu yükümlülüğünü yerine getirmeyip TOKİ Başkanlığının nama ifa ihalesinden yeniden tahsilat yaptığı ve TOKİ Başkanlığı tarafından davacıdan geçici kabul eksiği olarak 290.000,00 TL + KDV bedeli kadar ve kesin kabul eksiği olarak da 148.175,00 TL + KDV daha kesintisi yapılmasına sebebiyet verdiği, İlk Derece Mahkemesince gecikme cezasında taraflar arasındaki sözleşmenin esas alınmamasının hatalı olduğu, muhafaza ve bakım sorumluluğu nedeni ile yapılan mahsubun doğru olmadığı belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik ve kusurlu işler ile gecikme cezasına yönelik alacağın tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370. maddeleri,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 vd. maddeleri,
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle; tarafların 10.05.2011 tarihli protokol ile geçmişe yönelik olarak birbirlerini ibra ettikleri, her ne kadar protokolde davalının üstlendiği imalat dolayısıyla ortaya çıkacak eksik ve ayıplı işlerden sözleşme koşulları gereği sözleşme yükümlülüğü, işin teslimi, geçici kabul, kesin kabul vb devam edeceği kararlaştırılmış ise de davalı ile TOKİ arasında 21.05.2011 tarihinde akdedilen sözleşmeden sonra meydana gelecek eksik ve ayıplar ile ceza yönünden davalının davacıya değil akidi olan TOKİ'ye karşı sorumlu olacağı, belirtilen sözleşme kapsamında davalının gecikmesi ve eksik işi yönünden dava dışı TOKİ tarafından yapılmış herhangi bir kesinti bulunduğu iddia ve ispat olunmadığı anlaşılmakla davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmadığından lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Aşağıda yazılı harcın temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.