Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Davacı vekili dava dilekçesi ile kazalı sigortalının 13.03.2012 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 1000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili yargılama sırasında 02.09.2020 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini toplam 90.962,22 TL'ye çıkarmıştır.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu iş kazasının oluşumunda kendisinin kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, kazanın tamamen kazazede davacı kusuru ile meydana geldiğini, davacı işçinin 04.08.2011 tarihinde işe başlayıp 13.03.2012 tarihinde iş kazası geçirdiğini,19.06.2012 tarihine kadar istirahatli olduğunu, davacının istirahat sonrası işe başlamadığını iş akdinin bu şekilde devamsızlık nedeni ile sona erdiğini, davacı işçinin işyerinde haftanın 6 günü çalıştığını, haftalık çalışma saatinin 45 saati aşmadığını, davacı işçinin UBGT günlerinde çalışmasının olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.

A-Davacının davalı ... Şirketine karşı davasının reddine,

B-Davacının davalı ...'e karşı davasının kısmen kabul kısmen reddine,
1-4.172,15 TL geçici iş göremezlik maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

2-86.790,07 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

3-39.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... Turizm Ltd. Şti. yönünden davanın reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, asıl işveren olarak bu davalının sorumlu olduğunu ve hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının tüm hastane masraflarının davalı tarafından karşılandığını, aralarında herhangi bir husumet yaşanmadığını, hükme esas teşkil eden maluliyet raporunun hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya ait iş yerinde çalışmakta iken, 13.03.2012 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde %14,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, Mahkemece hükme esas alınan 01.03.2018 tarihli kusur raporunun, iş kazasının meydana geldiği alandan seçilen ve aynı zamanda işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan bilirkişiler tarafından ve kaza tarihi itibarıyla uygulanması gerekli 4857 sayılı Kanun ile ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlendikleri, gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli oldukları, kusur oranlarının dayanakları belirtilmek suretiyle tespit edildiği anlaşıldığından Mahkemece kazanın meydana gelmesinde davacının % 10, davalı Adbulrahman Güler'in % 90 oranında kusurlu bulundukları, davalı ... Ltd. Şti.'nin kusursuz bulunduğunun kabulünde isabetsizlik görülmediği, davacı tarafın, davalı şirketin asıl işveren olarak sorumlu olduğunu ve kusuru bulunduğunu istinafa taşıdığı görülmüş ise de, kusur raporundan sonra 05/04/2018 tarihli 18 nolu celsede, kusur raporuna itiraz etmeyerek kusur incelemesine bir diyeceği olmadığını belirttiği anlaşılmakla bu beyanının kusur yönünden davalı açısından usulü kazanılmış hak niteliğinde olduğu, davacının buna yönelik istinaf talebine itibar edilmediği, SGK ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulunun 27.01.2015 tarih 833 sayılı rapor ile sürekli iş göremezlik derecesinin %32,2, Yüksek Sağlık Kurulunun 04.05.2016 tarih 35/6599 sayılı kararı ile %22, ATK 3. İhtisas Kurulunun 14.09.2018 tarih 16356 sayılı kararı ile %22, Adli Tıp 2. Üst Kurulunun 26.09.2019 tarih 1663 sayılı karar ile 11.04.2018 Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun muayene tarihine kadar %22, bu tarihten sonra ise %14,1 olarak belirlenerek kesinleştiğinin anlaşıldığı, tarafların kabul edilen kusur oranı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın oluş şekli, işgöremezlik oranı, olay tarihi dikkate alındığında Yerel Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle;
Tarafların istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... Turizm Ltd. Şti. yönünden davanın reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, asıl işveren olarak bu davalının sorumlu olduğunu ve hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nde taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan dolayı yapılan yargılamada ... hakkında beraat kararı verildiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi hesap raporunda, kazazede işçinin kalıcı zararını hesaplarken hangi yaşam tablosunu kullandığını, kazazedenin bakiye ömrünün ne kadar olduğunu, bu bakiye ömrün ne kadarının aktif dönem ne kadarının pasif dönem olduğunu belirtmediğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74 ncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 ncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi.

1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğudur. İşveren, çalışanlarının işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup, bu çerçevede işçisinin yasal sınırları aşar süratte araç kullanmasını önlemek için gerekli tedbirleri alması, risklerden kaçınması, kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmesi, risk değerlendirmesi yapması ve/veya yaptırması, teknik gelişmelere uyum göstermesi, tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmesi, mesleki riskleri önlemesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbiri alması, gerekli araç ve gereçleri sağlaması, sağlık ve güvenlik tedbirlerini değişen şartlara uygun hale getirmesi ve mevcut iş yerinin iyileştirilmesi için çalışmalar yapması gerekmektedir.

2. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalının davalı ... (...) nezdinde çamaşırhanede ütücü olarak çalıştığı, işyeri şefinin talebi üzerine çarşaf silindir makinasının temizliğini yaparken sol elini makinanın zincirine kaptırarak yaralandığı, bu olay nedeniyle davacı kazalının sürekli iş göremezliğe uğradığı, SGK Başkanlığı inceleme Raporu'nda; olayın iş kazası olduğunun, davalı işverenin % 90 oranında, davacı sigortalının %10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece aldırılan 01.03.2018 tarihli kusur bilirkişi raporunda, olayın meydana gelmesinde davalı ... Şirketi'nin kusursuz olduğunun, davalı işveren ...'in % 90 oranında, davacı sigortalının %10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, aynı olaya ilişkin ... 1. Sulh Ceza Mahkemesinde görülmekte olan taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma davasının 2013/1830 Karar no. ile 23.12.2013 tarihinde hükme bağlandığı, hüküm gereği sanık ...’in işveren olduğu, işyerinde müdür olarak Yüksel Duran adlı şahsın görev aldığı, asıl sorumlunun Yüksel Duran olduğu anlaşıldığından beraatine karar verildiği, kararın Yargıtay 12.CD. tarafından onandığı, ... Cumhuriyet Savcılığı tarafından anılan suçun kovuşturma yapılmasının mağdurun şikayetine bağlı olduğu, Yüksel Duran hakkında şikayet yokluğu nedeniyle kovuşturma koşulu gerçekleşmeyen suçtan kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı verildiği, aynı olaya ilişkin SGK tarafından açılan rücuen tazminat davasının görüldüğü ... 1. İş Mahkemesinin 2018/540 E. sayılı dosyasında davacının SGK, davalının ... olduğu, kazanın meydana gelişinde işveren davalının %90, kazazede işçinin %10 oranda kusurlu olduğunun tespit edilerek davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmemesi nedeniyle kesinleştiği, kazalı sigortalı tarafından açılan işçilik alacaklarına ilişkin görüldüğü ... 8. İş Mahkemesinin 2015/419 E. sayılı dava dosyasında davacının ..., davalıların ... ve ... Turizm Şti, olduğu davanın kabulüne karar verildiği, tarafların istinaf etmemesi nedeniyle kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.

3.Eldeki dosyada İlk Derece Mahkemesince davalı ...... Şirketine 01.03.2018 tarihli kusur bilirkişi raporunda kusur izafe edilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, hakkında davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin davalı ...... Şirketinin asıl işveren olarak sorumlu olduğunu ve kusuru bulunduğunu istinafa taşıdığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirme sonucu davacı vekilinin kusur raporundan sonra 05.04.2018 tarihli 18 nolu celsede, kusur raporuna itiraz etmeyerek kusur incelemesine bir diyeceği olmadığını belirttiğinin anlaşıldığı, işbu beyanının kusur yönünden davalı şirket açısından usulü kazanılmış hak niteliğinde olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf talebine itibar edilmediği anlaşılmaktadır.

4.4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/VI. maddesinde asıl işveren-alt işveren ilişkisi “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” şeklinde tanımlanmıştır.

5.Asıl işveren-alt işveren ilişkisinde yasa koyucu konuyu işçi yararı yönünden ele almıştır. Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin en önemli sonucu her iki işverenin, alt işverenin işçilerine karşı birlikte sorumlu olmaları ise de, 4857 sayılı İş Kanunu ile yapılan düzenleme bu ilişkiyi daraltıcı niteliktedir.

6.Alt işveren ilişkisinde, asıl işverenin, alt işveren ile birlikte alt işverenin işçilerine karşı müteselsil sorumluluğu vardır.

7.5510 sayılı Kanun'da alt işveren kavramı (Mad. 12); bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişi şeklinde tanımlanmıştır. Sosyal Güvenlik Hukuku anlamında asıl işverenin sorumluluğu sadece alt işverenin sigortalıları, hak sahipleri ve Kuruma karşı olup, alt işverene karşı doğrudan bir sorumluluğu yoktur. Kanunda bu şekilde bir müteselsil sorumluluk öngörülmesinin sebebi, hem sigortalıların hem de sigortalılara verilecek sosyal güvenlik haklarını uygulayan Sosyal Güvenlik Kurumunun hak ve menfaatlerinin güvence altına alınmasıdır. Asıl işverenin müteselsil sorumluluğu alt işverenin sorumlu olduğu hal ve miktar ile sınırlıdır. Müteselsil sorumluluğa ilişkin hüküm emredici nitelikte olup, sözleşme ile ortadan kaldırılamaz.

8.Asıl işverenlerin alt işverenlerin sebep olduğu zarardan sorumluluğuna ilişkin olaylarda asıl işverenin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olması aranmaz. Sorumluluk yasadan kaynaklanır. Burada alt işverenin sorumlu tutulması halinde, asıl işveren de yasa gereği kusursuz olsa da alt işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalıdır.

9.Alt işverenin işçileri, alt işverenin ödemekten kaçındığı ücretlerini veya iş kazasından doğan tazminat alacaklarını asıl işverenden isteyebilirler. Asıl işverenle alt işveren, aralarında yaptıkları anlaşmayla bu kuralı bertaraf edemezler. Keza alt işverenin kusurlu kabul edilmesi sonrası asıl işverenin kusursuz kabul edilmesi halinde, davacının müşterek müteselsil sorumluluğa dayandığı ve talepte bulunduğu takdirde, asıl işverenin kusuruna itiraz etmemesi asıl işverenden talepte bulunmadığı anlamına gelmez. Sorumluluk açısından bu itiraz edilmeme usulü müktesep hak teşkil etmez.

10.Bu açıklamalardan yola çıkılarak somut olayda, davalı ...’e ait işyeri olan ...'ın Hotel ...'a (... Turizm İnşaat Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.) ait çamaşırların temizlenmesi ve ütülenmesi işinin taşeronluğunu üstlendiği, her iki davalının aynı adreste kurulu olduğu, taraflar arasında açılan işçilik alacakları davasının ... 8. İş Mahkemesinin 2015/419 E. sayılı dosyasında karara bağlandığı, iş bu dosyada davalıların adreslerinin aynı olduğu, davalılar arasında organik bağ bulunduğu anlaşılmakla davalıların işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları kanaatine varıldığı, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

11.O halde davalı ... Turizm İnş.... Ltd.Şti.’nin asıl işveren olarak hükmedilen tazminatlardan davalı ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, iş bu davalı hakkında yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.

13. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

14. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Aşağıdaki yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.