Yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulü

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasındaki alacak borç ilişkisinin 35259,35262,35266,35267 ve 35268 numaralı toplam bedeli 273.689,20 TL olan 5 adet faturadan kaynaklandığını, davalının, satılan ürün bedelini ödememesi üzerine aleyhine başlatılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptali ile icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının Ankara Belediyesi ... Ltd. Şti ile taşeron işi yaptığını, irsaliye, fatura düzenlenmesi ve diğer işlemlerinin farklı olduğunu, davalının çeşitli şirketlerden almış olduğu bitkiler teslim edilip, temin eden kişiye çek verilip malların ilgili idareye sunulup kabul ve resmi işlemlerinin ardından hakediş düzenlendiğini, irsaliyenin düzenlenmesinin ardından 7 ... içerisinde fatura düzenlenerek gönderilmesi gerektiğini, davalı şirketin ... ... tarafından işletildiğini, bu kişinin İnanç Peyzaj... Ltd. Şti. ve ... ... ... Peyzaj İnşaat isimli şirketlerin de temsilcisi olduğunu, davalı şirket yetkili temsilcisi tarafından da kendisine yetki verildiğini, davacıdan alınan süs bitkileri karşılığındaki tutarın bu 3 şirket çekleriyle ödendiğini, davalı tarafından davacıya çek bedelleri haricinde 30.000,00 TL nakden ödeme yapıldığını, hakediş belgesinden davacı yetkilisinin ... ... ... olduğunun anlaşılacağını, çeklerin davacı tarafından, ciro edilerek yahut doğrudan bedellerinin alındığı savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça çeklere dayanılarak ödeme savunmasında bulunulmuşsa da davalı tarafından doğrudan keşide edilen yahut lehtar sıfatıyla kendisine verilip davacıya cirolanmak ve davacı tarafça verilen çeklerin yeniden cirolanması suretiyle oluşageldiği şekilde 00349,00323 ve 00347 seri numaralı çekler yönünden yapılan ödemelerin icra takibine konu borç ödemesi olarak yapıldığı, diğer çek ödemelerinin ise gerek dava dışı şirketler tarafından keşide edilmesi ve davacıya verilmesi, davalı tarafından keşide edilse bile davacının ciro silsilesinde yer almaması göz önünde bulundurularak ve bu ödemelerin davacı tarafça başka şirket ödemeleri olarak belirtilmesi karşısında ödemenin ispatının davalı taraf üzerinde olduğu ve fakat davalı tarafın bu şekilde keşide edilmek ve cirolanmak suretiyle borç ödemesi olarak yapıldığı belirtilen diğer çekler yönünden ödeme ispatının yerine getirilemediği, davalı ödemesi olarak kabul edilen çek bedelinin toplamda 70.000,00 TL olduğu, bu ödemelerden 10.000,00 TL tutarındaki ödemenin icra takibinden sonra fakat dava tarihinden önce yapıldığı, geriye kalan 60.000,00 TL ödemenin ise dava tarihinden sonra yapıldığı, davacı tarafça 00325 seri numaralı çek yönünden imza inkarında bulunulmuş ise de bahse konu çeke ilişkin ödeme olgusu ispatlanamadığından ayrıca imza incelemesinin yapılmasına gerek olmadığı, davalı tarafça her ne kadar defterlerinde sadece davacı tarafça düzenlenen 35267 numaralı faturanın bulunduğu, diğer faturaların kendisine teslim ya da tebliğ edilmediği belirtilmiş ise de takibe konu edilen faturalar ile irsaliyelerin içeriklerinin uyumlu olduğu, bahse konu irsaliyelerin davalı çalışanı ... ... tarafından teslim alındığı, davalı nezdinde kayıtlı 35267 numaralı faturaya ilişkin irsaliyelerin de yine davalı çalışanı ... ... tarafından teslim alınmış olması karşısında davalı nezdinde kayıtlı olmasa bile diğer fatura içerikleri ürünlerin davalı tarafça teslim alındığının anlaşıldığı, böylece davacının icra takip konusu edilen faturaların tamamından kaynaklı davalıdan alacaklı olduğu, davalı tarafça bu faturalara istinaden icra takip tarihinden önce 3.000,00 TL ödemede bulunulduğu, davalı tarafça toplamda 73.000,00 TL ödeme yapıldığı, davacı tarafça fatura tutar toplamı olan 273.689,20 TL üzerinden asıl alacak talebiyle takipte bulunulmuş ise de bahse konu faturalardan kaynaklı 3.000,00 TL'lik tutar icra takip tarihinden evvel davacı tarafça tahsil edildiğinden bu tutar yönünden davalı tarafın yaptığı itirazın yerinde olduğu, fakat icra takip tarihinden sonra ve dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce hesaplanarak borçtan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü maddesi uyarınca mahsubu gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2017/11712 sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 270.689,20 TL asıl alacak, 440,00 TL ihtiyati haciz vekâlet ücreti ve 87,70 TL ihtiyati haciz karar harcının tahsili bakımından takibin devamına, asıl alacak olan 270.689,20 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık % 9,75 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, icra takibinden sonra ve fakat dava tarihinden önce davalı tarafça ödenen miktarın icra müdürlüğünce hesaplanarak borçtan 6098 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesi uyarınca mahsubuna, hükmedilen tutarın % 20'si olarak hesaplanan 23.820,66 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili lehine hükmedilen icra inkâr tazminatının eksik olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin davacıya başka bir borcunun bulunmadığını, müvekkiline yemin delilinin hatırlatılmadığını, davacıdan tedarik edilen ürünler ve müvekkili tarafından ödenen çek bedellerinin kararlaştırıldığında müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu beş adet faturadan 65.136,30 TL bedelli faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, diğer faturaların kayıtlı olmadığı gibi davalıya tebliğ edildiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacı tarafın delil olarak sunduğu teslim belgelerinde de bedel ile ilgili herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacı tarafın kabulünde olan çek bedelleri ile davalı tarafından davacıya havale edilen 3.000,00 TL'nin de davacı defterlerinde kaydının olmadığı, bu haliyle davalı defterlerinde kaydı bulunan 65.136,30 TL bedelli fatura dışında davacı defterlerinin davacı lehine delil olarak kabul edilemeyeceği, davalı tarafın ödemeyi çekler, elden ve havale yolu ile yaptığı savunmasına karşı davacı vekilinin 25.10.2017 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli çek ile 30.11.2017 keşide tarihli 40.000,00 TL bedelli çekin, müvekkili ile çeki düzenleyen İnanç Peyzaj İnş. Ltd. Şti. ile ticari ilişkisinden kaynaklanan bakiye alacağından düşürülerek ticari defterlerine işlendiğini beyan ettiği ancak bilirkişi raporuna ekli davacı yevmiye defterinde davacı vekilinin beyanlarını doğrulayacak kayda rastlanmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ... ... ...'ün sağladığı ve davacının ticari vekili gibi hareket ettiği, teslim aldığı sekiz adet çekin altı adetinin davacı tarafından kabul edildiği, dolayısıyla davalıya teslim edilen süs bitkilerinin karşılığı olarak ödemenin bir kısmının bu çeklerle yapıldığının davacı tarafından benimsendiği, ... ... tarafından tahsil edilen çeklerin diğer 5 adet çek gibi ... ... ...'e teslim edildiği, 25.10.2017 keşide tarihli çekin davacı tarafından ... ...'a ciro edildiği, davacı vekili ciro imzasının müvekkiline ait olmadığını ileri sürmüş ise de taraflar arasında yapılan satımda davalının ödemelerin bir kısmının çekler ile yaptığı çeklerin sekiz adetinin ... ... ...'e teslim edildiği bir adetinin ise; ... ...'a teslim edildiği, bu çeklerden altı adetinin davacı vekilinin kabulünde olduğu, dolayısıyla taraflar arasında ticari ilişkinin bu şekilde benimsendiği, davacı vekilinin 18.12.218 tarihli dilekçesindeki ödeme ile ilgili beyanları da dikkate alınarak, ... ...'ın davalı ve dava dışı İnanç Peyzaj İnş.Ltd. Şti.nin ticari vekili gibi hareket ettiği ve uyuşmazlığın bu şekilde çözümlenmesi gerektiği, dokuz adet çekten üçünün, davacı tarafça dava açıldıktan sonra kabul edildiği, ancak sekiz adet çekin ... ... ...'e teslim edildiği bir adet çekin ise ... ...'a teslim edilmesine rağmen niçin çeklerin tamamının kabul edilmediğinin davacı tarafça açıklanmadığı, bu durumda, taraflar arasındaki ticari satımda teslimden itibaren ödemenin 210.000,00 TL'lik kısmının çekler ile yapıldığı ve satımın vadeli olduğunun kabulü gerektiği, davalı defterinde kayıtlı olup da, fatura tebliğ edilmediği için ödemesi yapılmayan KDV'den davalının sorumlu olduğu, davalı tarafın 30.000,00 TL'yi elden ödediğini ispat edemediği, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen miktar içinde yer ... delil tespiti giderlerinin yargılama giderlerinden sayılarak buna göre değerlendirilmesi gerektiği, dava tarihine kadar yapılan ödemeler ile ilgili olarak takip tarihinden ödeme tarihine kadar faiz yönünden takibin devam edeceği, ancak ödenen miktar yönünden davanın konusuz kalacağı, 270.689,20 TL üzerinhden takibin devamına karar verilmesinin doğru olmadığı, hükmedilen icra inkâr tazminatının neye göre belirlendiğinin belli olamadığı, davalının borcunun ne kadar kaldığının bilebilecek durumda olduğundan aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmesi gerektiği, davacının kabulünde olan ödemelerin dahi defterlerinde kaydının bulunmadığı, takip tarihi itibariyle çeklerle ve havale yoluyla yapılan ödemeler dahil olmak üzere hepsi üzerinden icra takibi yapıldığı, dolayısıyla davacı kötüniyetli olduğundan aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince ispat külfetinde yanılgıya düşülerek yazılı gerekçe ile karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekili istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına; buna göre davanı nksımen kabulü ile İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2017/11712 sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 30.000,00 TL asıl alacak ve 9.936,00 TL 35267 no.lu faturanın KDV miktarı olmak üzere toplam 39.936,00 TL üzerinden devamına, hükmolunan 39.936,00 TL'nin %20'si oranında 7.987,20 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 233.753,20 TL üzerinden hesaplanan %20 oranında 46.750,64 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada mübrez evraka göre, davalı defterinde kayıtlı fatura dahil diğer faturaların davalı çalışanına teslim ediliğini, istinaf mahkemesince, ... ... ...'ün müvekkilinin temsilcisi olduğundan kabulle hareket edildiğini ancak taraflar arasındaki ilişkide nakliye ve evrak işlerini yapanın, irsaliye ve faturaları teslim alanın ... ... olduğunu, dava dışı 3 üncü kişiler adına düzenlenmiş çeklerle yapılan ödemelerin davalı ödemesi olarak kabulünün hatalı olduğunu, istinaf mahkemesince yapılan hesaplamanın bir rapora dayanmadığını, reddolunan kısım üzerinden hükmedilen kötü niyet tazminatı ile birlikte müvekkilinin alacağından daha fazla bir parayı ödemekle zor durumda kaldığını, ödeme savunmalarını ispat külfetinin davalı tarafta olduğunu, istinaf mahkemesince bu konuda bir değerlendirme yapılmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, faturaya dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

1.1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 222,369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri,

2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi,

2. 6098 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesi.

Dava, satım sözleşmesine dayalı fatura bedellerinin tahsili için başlatılmış icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Davalı, davacının takip konusu yaptığı faturalarının bedelini davacıya çek verilmek suretiyle ödendiğini savunmuş olup, bu savunma itibarı ile malların davalıya teslim edildiği ihtilaf konusu olmaktan çıkmıştır. Bu durumda, teslim aldığı malın bedelini davacıya ödediğini ispat yükü davalıdadır. Mal bedelinin davalıya ve 3 üncü kişilere ait çeklerle ödendiği savunulduğuna göre ödemeye mesnet çeklerin taraflar arasındaki satış sözleşmesine istinaden davacıya verildiğini davalı ispatla yükümlüdür. Bölge Adliye Mahkemesi kabulüne göre, çeklerin davacı veya onun vekili olduğu belirtilen ... ... ...'e verilmiş olması davalının borcunu gerçekte ödediğini göstermez. O halde ispat yükü üzerinde olan davalının takip konusu fatura borcunu ne şekilde ödediğini somut verilerle ispatlaması gerekirken, yazılı şekilde soyut gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.