Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Davacı vekili 26.06.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil 25.09.2010 tarihinde gözaltına alınmış, 27.09.2010 tarihinde tutuklanmış ve 15.06.2011 tarihinde yurt dışına çıkış yasağı konulmak suretiyle tahliye edilmiştir. Müvekkil hakkında yapılan kovuşturma 03.10.2017 tarihinde bitmiştir. Müvekkil hakkında 8-9 yıldır devam eden orantısız adli kontrol tedbiri ve yargılamanın makul sürede bitirilmemesi sebebiyle uğradığı zararın karşılığı olarak 102.324,00 USD maddi, 50.000,00 USD manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur.

2. Davalı vekili 25.07.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın süre, husumet ve yetki yönünden reddine karar verilmesini talep ederiz. Kanunda yazılı koşullar davacı açısından oluşmamıştır. Meydana gelen olayda idarenin kusuru yoktur. Aynı konu ile ilgili başka bir dava açılıp açılmadığı araştırılmalıdır. Davacı maddi zararını ispatlayamamıştır. Talep edilen manevi tazminat miktarı fahiştir. Davacının nüfus kaydı ile adli sicil kaydı dosya kapsamına alınmalı, avukata yetki verip vermediğinin tespiti için davacı dinlenmelidir. Faiz talebinin hukuki dayanağı yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.09.2019 tarihli ve 2019/288 Esas, 2019/345 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 18.06.2020 tarihli ve 2019/5363 Esas, 2020/1281 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 19.12.2021 tarihli ve 2020/77506 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi; davacı hakkında orantısız biçimde uygulanan adli kontrol tedbiri ve yargılamanın makul sürede bitirilmemiş olması sebebiyle davacının uğradığı zararın tazmin edilmesi gerektiğine, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacı Aida Zagirova (Sezen)'nın Rusya uyruklu olduğu, hakkındaki ceza soruşturması nedeniyle 25.09.2010 tarihinde gözaltına alınıp 27.09.2010 tarihinde tahliye edildiği, 25.03.2011 tarihli iddianamede "suç örgütü yönetmek, fuhuşa aracılık etmek, tehdit, yağma" suçlarını işlediği iddia edilerek cezalandırılmasının talep edildiği, davanın 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/84 sayılı esasına kaydedildiği, başka sanıkların da bulunduğu bu davada yapılan yargılama sonucunda İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.01.2012 tarih, 2011/84 E., 2012/9 K. sayılı kararında "sanıkların örgüt yöneticisi - örgüt üyeliği suçlarından beraatine, diğer suçlar yönünden mahkemenin görevsizliğine, dosyanın genel yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilmesine" karar verildiği, 15.06.2011 tarihinde yurt dışı çıkış yasağı tedbiri uygulanmak suretiyle tahliyesine karar verildiği ve tahliye edildiği, görevsizlik kararı sonrasında İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2012 tarih, 2012/194-146 sayılı kararında davaya bakma görevinin İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu belirtilerek karşı görevsizlik kararı verildiği, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararını kaldırması üzerine davanın İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/255 sayılı esasına kaydedildiği, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/12/2013 tarih 2012/255 esas 2013/242 karar sayılı kararında "Sanık ...'nın mağdur ...'ya fuhuş yaptırmak suçundan TCK nun 227/2, 62/1 maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, diğer suçlardan beraatine" karar verildiği, kararın temyiz edildiği, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 03.10.2017 tarihli kararında sanık ... hakkındaki hükümlerin onanmasına karar verildiği ve ... hakkındaki kararların 03.10.2017 tarihinde kesinleştiği, diğer sanıklar hakkındaki kısmi bozma sonrasında İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin kapatılmış olduğundan bozulan kısım yönünden davanın İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/421 sayılı esasına kaydedildiği ve derdest olduğu, ... hakkındaki hapis cezası ve para cezasının henüz infaz edilmediği, hakkındaki yurt dışı çıkış yasağının kaldırılması ile ilgili olarak mahkumiyet kararında bir açıklama yapılmadığı gibi daha sonra sanık durumunda olan ... veya müdafi tarafından bu yurt dışı çıkış yasağının kaldırılması konusunda herhangi bir talepte bulunulmadığı, davacı vekilinin 26.06.2019 tarihinde verdiği dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu görülmektedir.

Davacı ... 25.09.2010 - 15.06.2011 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklulukta kaldıktan sonra 2 yıl 6 ay hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmıştır. Verilen bu karar kesinleşmiş olup, olayda maddi - manevi tazminatı gerektiren haksız gözaltı ve tutuklama söz konusu değildir. Davacı vekili davacı hakkında yurt dışı çıkış yasağı tedbiri uygulandığını, bunun kaldırılmaması nedeniyle yurt dışına çıkamayan davacının maddi ve manevi zarara uğradığını belirtip tazminat talep etmektedir. Yabancı uyruklu olan davacı tahliye edilirken yurt dışı çıkış yasağı tedbiri verilmesi usül ve kanuna uygun olup, mahkumiyet kararında 2 yıl 6 ay hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olduğundan kararla birlikte yurt dışı çıkış yasağı tedbirinin kaldırılmaması da bir haksızlık söz konusu değildir.

Davacının cezalandırılmasına ilişkin kararın 03.10.2017 tarihinde kesinleşmesine rağmen aradan geçen sürede davacının yurt dışı çıkış yasağının kaldırılması konusunda bir talepte bulunmaması, davacıya verilen hapis ve para cezasının henüz infaz edilmemiş olması hususları dikkate alındığında yurt dışı çıkış yasağı tedbirinin verilmesi ve devamında bir haksızlık söz konusu değildir. Bu nedenle tazminat talebi haklı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.

Tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/424 Esas, 2013/515 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, fuhuşa teşvik etmek ve insan ticareti yapmak suçlarından 25.09.2010 - 15.06.2011 tarihleri arasında 263 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda davacının fuhuşa teşvik suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün 03.10.2017 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin 16.06.2019 tarihli dilekçesi ile davacının makul sürede yargılanmaması ve 15.06.2011 tarihinde uygulanmaya başlanan adli kontrol tedbirinin dava tarihi itibariyle halen kaldırılmamış olması gerekçesi ile tazminat davası açtığı, davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'a tabi olduğu anlaşılmıştır.

Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;

1.Davacının makul sürede hakkında hüküm verilmemesi sebebiyle tazminata hak kazandığına ilişkin temyiz isteği yönünden;
Tazminata esas ceza davasındaki hükmün 03.10.2017 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 26.06.2019 tarihinde dava açılması nedeniyle dava açma süresinin geçtiği anlaşıldığından; davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz isteği reddedilmiştir.

2.Davacı hakkında uzun süre adli kontrol tedbirinin uygulanması sebebiyle tazminata hak kazandığına ilişkin temyiz isteği yönünden;

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talep edilebilecek haller 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrasında tahdidi olarak sayılmış olup adli kontrol tedbirinin bunlar arasında yer almadığı, dolayısıyla davacının adli kontrol altına alınması sebebiyle tazminata hükmedilemeyeceği anlaşıldığından; davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz isteği reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 18.06.2020 tarihli ve 2019/5363 Esas, 2020/1281 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2023 tarihinde karar verildi.