Esastan ret
Taraflar arasındaki mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi, eski hâle iade ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 4821 ada 9 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalıların izinsiz olarak dava konusu yere toprak dökmek ve beton blok koymak sureti ile haksız müdahale ettiğini belirterek müdahalenin önlenmesi, taşınmazın eski hâle getirilmesi ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 300,00 TL ecrimisilin davalıdan yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
1. Davalı ... Elektrik Perakende Satış A.Ş. cevap dilekçesinde; davanın husumetten reddi gerektiğini, müvekkil şirketin bir altyapı şirketi olmayıp sadece tedarik şirketi olduğunu, altyapı şirketinin sorumluluklarının müvekkili şirkete ait olmadığını, davalı şirketin faaliyet alanı ile dava konusu olayın ilgisinin bulunmadığını, bu hususta 6446 sayılı Kanun’un 4 ve 10 uncu maddelerinde düzenleme olduğunu, faaliyet alanının burada belirtildiğini, davalı şirketin sorumluluğunun olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davacı 02.03.2018 havale tarihli dilekçesi ile HMK'nun 124/3-4 üncü maddesi uyarınca taraf değişikliği talebinde bulanarak ... Elektrik Dağıtım A.Ş. şirketinin davaya dahil edilmesini istemiştir.
3. Mahkemece, davacının taraf değişikliği talebi kabul edilerek ... Elektrik Dağıtım A.Ş. davaya taraf olarak eklenmiştir.
4. Dahili davalı ..... vekili cevap dilekçesinde; usul hukukunda dahili davalı diye bir müessese olmadığını, davalı şirketin davalı sıfatının olmadığını, zorunlu dava arkadaşlığı olmadığını, davalı şirketin dava konusu olayla ilgisi ve bilgisinin olmadığını, ihtarnamenin kendilerine gönderilmediğini, tespitin yokluklarında yapıldığını, dava konusu yerdeki elektrik tesisi işlerinin ... Ltd. Şti. tarafından yapıldığını bildirerek davanın husumetten ve esastan reddini savunmuştur.
5. Dava dışı .... Gıda Nak. Tic. San. vekilinin 31.07.2018 havale tarihli dilekçesi ile bahsi geçen tüm hafriyatın müvekkili şirkete ait olmadığını belediyeye ait moloz ve direklerinde bulunduğunu, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda yapılan elektrik dağıtım hizmeti sırasında elektrik hattının yer altına alınması için kazı yapılmasının zorunlu olduğunu, kazı sırasında çıkan hafriyat toprağı ve beton blokların o civarda başka bir imkan olmadığından dava konusu alana geçici süre ile kazı çalışması bitene kadar bırakıldığını, kazı çalışması biter bitmez kaldırıldığını, yer altı gerilim hattı çekilmesinin başka bir yolu olmadığını, kazı çalışması bittikten sonra 4821 ada 9 parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmaza hiçbir zarar verilmeden dava sürecinden çok önce kaldırıldığını, taşınmaza herhangi bir zarar verilmediğini buna ilişkin fotoğrafları sunduklarını, davaya konu hafriyat toprağı ile beton blokların kazı sırasında zorunluluk olarak geçici süre ile dava konusu taşınmaz üzerine bırakıldığını, davacı taraf ya da ihbarda bulunulan ADM Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından bir bildirimde bulunulmadan da kaldırıldığını beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; haksız el atmanın davalı işveren konumundaki alt yapı şirketi olan ... Elektrik A.Ş.’nin sorumluluğunda olduğu, ... şirketi ile aralarında olan ilişkinin kendi aralarındaki rücu ilişkisinde değerlendirilebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı .....'nin davacıya ait 4821 ada 9 parsel sayılı taşınmazına 08.12.2020 tarihli bilirkişi heyetinin ek raporunda belirtildiği üzere moloz dökmek sureti ile oluşan haksız el atmasının önlenmesine ve eski hâle getirilmesine, ecrimisil bedeli yönünden açılan davanın kabulü ile 833,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .....'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ..... vekili ve davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece taraf olmaktan çıkarılan davalı ... Elektrik Perakende Satış A.Ş. lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava açılmadan önce kendisine yapılan ihtarnamelere cevap vermediğini, davanın açılacağından haberdar olmasına rağmen bilgi vermeyerek davanın açılmasına sebebiyet verdiğini belirterek kararın vekâlet ücreti yönünden kaldırılarak düzeltilmesi talebinde bulunmuştur.
2. Davalı ..... vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirketin davada taraf sıfatının bulunmadığını, davalı şirketin dava konusu olayla ilgisi ve bilgisinin bulunmadığını, ortada müdahalenin önlenmesini gerektirecek bir durumun kalmadığını, karar tarihi öncesinde arazi üzerine binalar inşa edildiğini ve satışa çıkarıldığını, davacı tarafın herhangi bir hak kaybı ve zararının söz konusu olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 4821 ada 9 parselin davacı şirket adına tapuda kayıtlı olduğu, davacının maliki olduğu taşınmaza davalı tarafından el atıldığı hususunun sabit olduğu, el atma yönünden sübut bulan davanın kabulüne dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu; ecrimisil davası bakımından davacı dava dilekçesinde 300,00 TL ecrimisil talep ettiği, Mahkemece de 833,00 TL ecrimisile hükmedildiğinden miktar olarak kesin olduğu yasada açıkça belirtilen bu kararlara karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı, HMK'nın 124/4 üncü maddesi gereğince tarafta değişiklik nedeniyle taraf sıfatı sona eren ... Elektrik Şirketinin kendisini vekille temsil etmesi nedeniyle lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının ecrimisil davası bakımından istinaf başvurusunun, kararın kesin olması nedeniyle HMK'nun 352 ve 341 inci maddeleri gereğince reddine; davalının müdahalenin men'i davası bakımından olan istinaf başvurusunun da HMK'nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine, davacının istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı .... vekili ve davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı .... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi, eski hâle iade ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
3. Ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; "fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması ve haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği" vurgulanmıştır. Buna göre ecrimisil istemlerinde işgalin, haksız eylem niteliğinde olduğu ve tazminat istemleri için işgalin haklı bir nedene dayanmaması gerektiği dikkate alınmalıdır (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.