Esastan ret

Taraflar arasındaki harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Bitlis ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 264 ada 5 numaralı parselde kain ... adına kayıtlı bulunan taşınmazın afet konutları kapsamında yapılıp teslim edildiği için tapu senetleri ve tescil işlemlerinin tesliminden çok sonra düzenlendiğini, bahse konu taşınmazın ... aracılığıyla 1990 yılında taşınmaz malikinin bilgisi dahilinde davacı müvekkile haricen teslim edildiğini, taşınmazın satımından bu tarihe kadar taşınmazı müvekkilinin kullandığını, taşınmaz kayıt maliki olan ... ... ’ın İstanbul ilinde yaşıyor olması nedeniyle devir işleminin gerçekleşmediğini, afet konutu tapu senedinin 13.10.1997 yılında ... ... adına tescil edilerek teslim edildiğini, kısa bir süreliğine Tatvan ilçesine gelen davalılar murisinin, müvekkilinin burada olmaması üzerine taşınmazın devrinin gerçekleştirilmesi için müvekkilin kardeşine ... Noterliğinde vekâletname verdiğini, taşınmazın tapu senedinin aslının da müvekkilinde bulunduğunu, taşınmaz satışı için vekâletname verilmesi nedeniyle taşınmazı dilediği tarihte devralabileceğini düşünen müvekkilinin, 2007 yılı içerisinde taşınmaz devri için Tatvan Tapu Müdürlüğüne başvurarak devrin gerçekleştirilmesini talep ettiğini ancak ... ... 'ın ölmüş olması nedeniyle taşınmazın devrinin vekâletname ile gerçekleştiremeyeceğini öğrendiğini, 30 yılı aşkın süredir taşınmazı kullanan müvekkilinin taşınmazın DASK'ını yaptırıp Emlak vergisini de ödediğini, taşınmaz kayıt malikinin mirasçılarının taşınmazın müvekkiline satışını kabul ettiklerini, varislerin tamamından devrin gerçekleştirilebilmesi için vekâletname almak için uğraştığını ancak varislerin tamamına ulaşamadığını, taşınmazın devri için müvekkilinin kardeşine verilen vekâletnamenin sürekli olarak devam etmesi gerektiği yönünde verildiğinin kuşkusuz olduğunu, nitekim taşınmazın satışının gerçekleşmiş olması nedeniyle, taşınmaz kayıt malikinin artık taşınmazdan bir fayda beklemeden ve sürekli olmak üzere taşınmazın devri için vekâletname verdiğini ileri sürerek; vekaletnamedeki yetkinin devamını ve tapu iptali ve tescili talep etmiştir.

Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, her ne kadar davacı taraf vekil edenin ölümü ile geçersiz hale gelmiş bir vekaletteki yetkilerin mahkeme kararı ile geçerli hale gelmesini talep etmiş ise de, bu hususun kanunen mümkün olmadığını, zira vekalet ilişkisinin ölüm ile sona ermesinin kanuni bir zorunluluk olduğunu, bu nedenle kanunun emredici kurallarına karşı olarak mahkemeden bir karar verilmesini talep etmenin yasama yetkisini gasp etmek anlamına geldiğini, bu nedenle davacı tarafın iş bu talebinin reddi gerektiğini, davacı taraf her ne kadar dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın dava dışı ... tarafından müteveffa ... ...' in bilgisi dahilinde satıldığını beyan etmiş ise de bu hususun doğru olmadığını, ayrıca satış işleminin haricen yapılmasının hukuken korunabilir bir hak olmadığını, tapu siciline güven ilkesi gereği satış işlemlerinin tapuda yapılması gerektiğini, haricen yapılan satış işleminin şifahi olduğunun belirtilmesinin ispat hukuku açısından kabul edilebilir olmadığını, müvekkillerin murisi müteveffa ... ...'in okuma yazma bilmediği hususu ile vekaletnamede imza bulunması hususun vekaletnamenin geçerlilik şartlarının olmadığı anlamına geldiğini, zira okuma yazması olmayan bir kişinin vekaletname düzenlemesi ve imzalamasının mümkün olmadığını, murisin yaşının (75) olması ve vekaletnamenin içeriğinin çok geniş olmasının vekaletnamenin doğru olmadığı sonucunu da ortaya koyduğunu, bu nedenle öncelikle vekaletnamedeki imzanın muteber olmadığını ve incelemeye ihtiyaç duyduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu vekaletnamede, vekaletin vekalet verenin ölümünden sonra da devam edeceğinin kararlaştırılmadığı, işin vekaletin devamını gerektirir nitelikte olduğuna ilişkin de davalıların murisinin satış bedelini aldığına ilişkin vekaletnamede beyanının bulunmadığı, taraflar arasında geçerli şekilde yapılmış resmi satış sözleşmesinin de bulunmadığı, davacı tarafın taşınmazın satın alındığına ilişkin yazılı belge de ibraz edemediği gerekçesiyle davanın harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptal tescil talebi yönünden reddine, terditli zilyetlik nedeniyle tapu iptal tescil talebinin ise tapulu taşınmazın zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığı gerekçesiyle reedine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin dava konusu taşınmazı davalıların murisinden bedelini ödeyerek satın aldığını, tapuda tescil işlemleri için davalının kardeşine vekaletname verdiğini, davalıların murisinin ölümü nedeniyle tapuda tescilin yapılamadığını, vekaletin veriliş amacından ve işin niteliğinden vekaletnamenin vekalet verenin ölümünden sonra da devam etmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazda 25 yıldır müvekkilinin oturduğunu ve davalı tarafında bu süre zarfında müvekkilinden kira vs hiçbir talebinin olmadığını, tüm aboneliklerinin müvekkilinin üzerinde olduğunu, davalıların iyiniyetli olmadığını, davalılar murisinin taşınmazı sattığını hem davacı tanıklarının hem davalı tanıklarının beyan ettiğini, vekaletin gayesi tescil olduğundan ölümden sonra da devam etmesi gerektiğini, mahkeme kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki beyanlarına ek olarak yemin teklifinin hatırlatılmamış olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 70 inci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 237,2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 89 uncu maddesi

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olmak üzere karar verildi.