Esastan ret

Taraflar arasındaki harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi, ... Mahallesi, 595 ada 4 parsel sayılı taşınmazın müvekkilinin kayın validesi ...'e ait olduğunu, bu parselin bitişiğindeki 595 ada 3 parsel sayılı taşınmazın ise müteahhitlik işi yapan davalı ...'a ait olduğunu, davalının her iki parseli birleştirerek inşaat yapmak istediğini ve kayın validesine ait 4 parsel sayılı taşınmaza karşılık iki daire vermeyi önerdiğini, davalı ile yapılan tüm görüşmelerin müvekkili davacı tarafından yürütüldüğünü, davacı ve davalı arasında 18.12.2015 tarihinde inşaat taahhüt sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre 595 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların birleşmesinden oluşan 14 parsel sayılı taşınmazda yapılacak olan inşaattan üçüncü kat 7 numaralı bağımsız bölüm ile dördüncü kat 12 numaralı bağımsız bölümün müvekkiline verileceğinin kararlaştırıldığını, anlaşma gereği müvekkili tarafından kayınvalidesi ...'e ait taşınmazın tapudan vekaletname ile davalıya devredildiğini, birleştirilen parsel üzerine davalı tarafından inşaat yapıldığını ve kat irtifakı tesis edildiğini, buna rağmen iki bağımsız bölümünün müvekkili adına teslim ve devir işlemlerinin yapılmadığını belirterek, dava konusu 7 ve 12 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kayıtlarının iptal edilerek davacı müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli mahkemede açılmadığını, dava konusu ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerektiğini, davacının dava ehliyeti bulunmadığını, davacının, dava konusu ettiği yerin mülkiyetinin kayınvalidesi ...'e ait olduğunu, davacının vekil sıfatı ile satış işlemini yerine getirdiğini, taşınmazın maliki olmadığını, satıcının vekili olmasının davacıya tapu iptali ve tescil davası açma yetkisini vermediğini, davaya dayanak yapılan sözleşmenin de resmî şekilde hazırlanmadığından geçersiz olduğunu belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''...davanın tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olduğu...yapılan sözleşmenin resmi şekil şartına uygun olmaması nedeniyle geçersiz olduğu..." gerekçesiyle "davanın reddine" karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken sözleşmenin adi yazılı şekilde olduğundan bahisle reddinin yerinde olmadığını, müvekkilinin sözleşme gereği tüm edimlerini yerine getirdiğini ve kayın validesi ...'e ait taşınmazı davalıya devrettiğini, bu işlemlerden sonra sözleşmenin geçersizliğinin iddia edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...dava dışı arsa maliki ile davalı müteahhit arasında tanzim edilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunmamaktadır. Sözleşme arsa maliki olmayan ile davalı yüklenici arasında tanzim edilmiştir. Taraflar arasındaki inşaat taahhüt sözleşmesi ise adi yazılı şekilde olup, sözleşmenin 21. maddesinde dava dışı arsa malikinin davacıya verdiği vekaletle davalı yükleniciye devrini gerçekleştirdiği taşınmaz üzerinde yapılacak inşaattan ihbar olunan arsa malikine verilmesi taahhüt edilen 2 adet bağımsız bölümün ... davacıya ait olacağının kararlaştırıldığı, taraflar arasında tanzim edilen inşaat taahhüt sözleşmesinin bu haliyle TMK. 706. ve TBK'nun 237., Tapu Kanunu'nun 26. ve Noterlik Kanunu'nun 60. maddeleri gereğince harici satış sözleşmesinin hukuken geçersiz olduğu, sözleşme ve dosya kapsamından davacının ihbar olunan arsa malikine vekaleten hareket ettiğinin de ispatlanamadığı..." gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

A. Temyiz Yoluna Başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesindeki nedenlere dayanarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326 ncı maddesi birinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 6098 sayılı Borçlar Kanun'un 237 nci maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı maddesi; Tapu Kanunu'nun 26 ncı maddesi; Noterlik Kanunu'nun 60 ıncı maddesi.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.