Esastan ret
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, ticari ilişkiden kaynaklanan alacağı sebebiyle keşidecisi ... Mobilya Taşımacılık Gıda Tekstil İnş. Taah. Tic. San. Ltd. Şti'nin olduğu şirkete ait 12.12.2016 keşide tarihli 200.000,00 TL bedelli çek keşide edilerek verildiğini, çek lehtarı ve ilk cirantının müvekkili olduğunu, söz konusu çeki borcuna karşılık olarak ciro ederek ... 'e verdiği, ...'in de çekin tahsili için Garanti Bankası hesabından takasa verildiğini, çekin keşide tarihine 3 gün kala şirket sahiplerinden ... ...'ın müvekkilini arayarak çeki tek parça ödemeyeceğini çekin karşılıksız olduğunun yazılması halinde sorun yaşayacağını çekin takastan geri alınması halinde kısa aralıklarla ödeyebileceğini beyan ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin ciro ettiği ...'in de çeki takastan geri aldığını, keşideci tarafın borcu iade etmesi üzerine ...'in çeki keşideciye iade ettiğini, aradan 17 ay geçtikten sonra keşideci aynı çeki, tutarını bu sefer 2.000.000,00 TL yaparak, diğer kısımların da yeniden üzerinden geçerek keşide tarihini 10.05.2018 olarak tahrif edip, diğer yazıların da tamamının üzerinden geçerek ve çeki geri aldığı ciranta ... 'in cirosunu da karalayarak yeniden yeğenleri aracılığı ile tedavüle koyduğunu, şirket ortaklarından yurt dışında yaşayan ... ... 'ın yeğeni diğer ortak...'ın oğlu ... adına sahte ciro yapıldığını, daha sonra diğer yeğenler ...adına ciro yaptırılarak bankaya ibraz edilip karşılıksız çıktığını, Erzurum 2. İcra Müdürlüğünün 2018/12004 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, yapılan takibin tahrif edilen çekle müvekkili dolandırabilmek, ticari itibarını sarsmaya yönelik olduğunu, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/22006 soruşturma sayılı dosyası ile sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek bu nedenlerle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline % 20 den aşağı olmamak tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, davacı tarafla olan borç ilişkisinin ciro silsilesinden anlaşılmakta olduğunu, çekte tahrifat olarak iddia olunan düzeltmelerin paraflanarak yapıldığını, dava konusu çek üzerinde yapılmış olan düzeltmelerin yasada öngörülen şekle uygun şekilde yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça söz konusu çekteki tarifat nedeniyle bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası açıldığı, ...'in mahkemelerinde ve Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/22006 Soruşturma numaralı dosyada 14.01.2019 tarihli beyanı ile sabit olduğu üzere davacı vekilinin 03.07.2019 tarihli dilekçelerinde yine peyder pey dosyaya sunulan beyan ve delillerde asıl ve tahrif edilmiş çek görüntüleri, yine tahrif edilmiş çek üzerinde ...'ın cirosundan ...'e ait üstü çizilmiş cirosu ve imzası, çek arkasında ... isminin mevcut ancak herhangi bir imzanın olmaması ... Otomotiv İnş....ltd. Şti. 'ne ait kaşe üzerinde bir imza olmakla birlikte, bu imzanın da şirket yetkilisine ait olmadığı, ciro silsilesinde kopukluk olduğu, birden fazla çek üzerinde tahrifat ve oynamaların mevcut olduğu, yine İcra Müdürlüğü dosyasında müvekkili ... ile diğer ...'ın babasının ve amcasının sahip olduğu ... Mobilya Şirketine yönelik çekin keşide edildiği tarihten 17 ay sonra bir kısım oynamalar yapıldıktan sonra icra takibi yapılmış olması, Erzurum İl Emniyet Müdürlüğünün 21/05/2019 tarihli müzekkere cevabında; ...'ın 23.12.2017 tarihinde yurt dışına çıkmış olduğu ve Türkiye'ye herhangi bir girişinin mevcut olmadığı, çekin tahrifatlı keşide tarihinin ise 10.05.2018 olduğu, yine ...'ın babası keşidecilerden...'ın Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/22006 Soruşturma numaralı dosyasındaki beyanları, yine ... Mobilya Şirket yetkilisi ...'in Gebze 1. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2017/127 E. sayılı dosyasında, yine Konya 1. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2017/1148 E. sayılı dosyasında çek keşide yasağının mevcudiyeti ve dosya kapsamıyla; davacı tarafın davasının kabulü ile, davacının Erzurum 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12004 E. sayılı dosyasında, 1.998.400,00 TL'lik çek nedeni ile borçlu olmadığının tespitine, asıl alacağın % 20 'si oranında kötü niyet tazminat talebinin kabulü ile davalı taraftan alınıp davacı tarafa ödenmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararda çek üzerinde yapılan düzenlemelerin tahrifat olarak kabul edildiğini, ancak çekte tahrifat olarak iddia olunan düzeltmelerin paraflanarak yapıldığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 207 nci maddesine göre bu düzeltmelerin çekin tahrif edildiği, sahte olduğu anlamına gelmediğini, kaldı ki ilgili banka tarafından çek üzerinde yer alan değer üzerinden işlem yapmada bir mahsur görmediğini, davacı tarafın aynı iddialarla açmış olduğu icra takibinin iptali davasının Erzurum İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/897 E. 2019/165 K. sayılı kararı ile reddine karar verildiğini, iddiaların kurguya dayalı olduğunu, dosyaya sundukları tapu kayıtlarıyla davacı ile müvekkili arasında ticari ilişki olduğunun ortaya konulduğunu, davacının müvekkili olan ilişkisini inkar edemediğini, müvekkilinin iddia edildiği gibi ... ile herhangi bir borç ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin davacı tarafla olan borç ilişkisinin ise ciro silsilesinden anlaşıldığını, borcun çeki 3. kişiye ciro etmekle bitmediğini, çekin ödenmediği takdirde borca ilişkin sorumluluğunun devam ettiğini, dolayısıyla davacının basiretli bir iş adamı olarak davranma yükümlülüğü olduğunu, davacının takip yapılıncaya kadar bu cironun iptaline ilişkin herhangi bir iş ve eylemde bulunmadığını, bu durumun manidar olduğunu, davacının iddiasını ispatlaması gerektiğini, davacının ... isimli şahısla olan borç ilişkisini ispat etmenin yanında ...'in keşideciden çek tahsili yaptığını ve çekin keşideciye verildiğini ispat etmesi gerektiğini, zira o aşamada ...'in borçlusunun bizzat davacının kendisi olduğunu, çeki takastan çektirenin de davacı olduğunu, mahkemece gerekçeli kararda dava konusu çekin keşide tarihinden 17 ay sonra bir kısım oynamalar yapıldıktan sonra icra takibi yapılmış olmasının davanın reddine gerekçe yapılmasının anlaşılabilir olmadığını, müvekkilinin yurt dışında bulunduğu esnada dava konusu çekin üzerindeki imzayı atmış olmasının imzayı geçersiz kılmadığını, bu durumun neyin ispatı olduğunun açıklanmadığını, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü dosya kapsamında ... tarafından verilen ifadelerde müvekkilini bağlayan, müvekkilinin alacağına engel bir ifade olmadığını, söz konusu dosyaların akıbeti beklenmeksizin müvekkili aleyhine yorum yapılıp delil olarak kullanılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir şekilde yapmış oldukları takip hakkında teminatsız şekilde ihtiyati tedbir kararı ile beraber takibin durdurulmasına karar verildiğini, davacının iddialarının borçtan kurtulmaya yönelik varsayıma dayalı iddialar olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çeke dayalı başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibinde davacı borçlunun açmış olduğu borca itiraz davasında Erzurum İcra Mahkemesinin 2018/897 E., 2019/165 K. sayılı ilamının, icra mahkemesinin yargılama yetkisinin sınırlı olması ve şekli bir inceleme yapması nedeniyle eldeki menfi tespit davasında maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden bir karar olmaması, dava konusu çeki bankaya ibraz eden son yetkili hamil Güven Peksoy'un 10.01.2019 tarihli Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/22006 soruşturma no.lu ifadesi, Türkiye İş Bankasının soruşturma dosyasına sunduğu 11.01.2019 tarihli müzekkere cevabında dava konusu 3526924 no.lu çekin 12.12.2016 keşide tarihli olduğu ve çekin ... tarafından Bosna Cad./Erzurum şubesine ibraz edildiği ve bankasının talebi üzerine işlemsiz iade edildiğinin bildirilmesi, banka yazısının ...'in 14.01.2019 tarihli savcılık ifadesi ile uyumlu olduğu, bu itibarla takibe konu çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığının ceza soruşturması ile de belirlenmiş olmasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
Dava, çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı, davalı hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık iddiası ile Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş ve savcılıkça soruşturma dosyası açılmıştır. Bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74’üncü maddesi gözetilerek, söz konusu soruşturma dosyasının sonucunun ve ceza davası açılması halinde ceza davasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 165 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca beklenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.