Taraflar arasındaki mirasçılık belgesinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, davanın niteliği gereği duruşma talebinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; mirasbırakan ...'nın 30.06.2018 tarihinde vefat ettiğini, mirasbırakanın düzenlediği Beyoğlu .... Noterliği 14.05.2009 tarihli vasiyetnamesinde müvekkilini tek mirasçı olarak atadığını, müvekkilinin buna istinaden Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/1008 Esas sayılı dosyasında mirasçılık belgesi talebinde bulunduğunu, kötü niyetli mirasçı ...'ın Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/405 Esas sayılı dosyasında mirasçılık belgesi temin ettiğini, söz konusu edilen mirasçılık belgesi ile mirasbırakanın terekesini kendisine intikalini sağlayarak satış yapmak suretiyle mallarını kaçırdıklarını, yine bahsi geçen mirasçılık belgesine dayanarak mirasbırakanın banka hesabındaki mevduatı tahsil etmek suretiyle müvekkilini zarara uğrattığını, bilinçli olarak kötü niyetli davranışlarda bulunduklarını, Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/405 Esas sayılı dosyasından verilen mirasçılık belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; atanmış mirasçıların mirasçılık belgesinin iptalini talep edemeyeceklerini, iptali talep edilen mirasçılık belgesinde hata bulunmadığını, davacının mirasçı olarak atandığı vasiyetname için de iptal davası açtıklarından davacının hali hazırda eldeki davayı açabilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptali istenen mirasçılık belgesinin mirasbırakanın nüfus kayıtları ile karşılaştırılması sonucu yapılan incelemesinde mirasçıların ve miras paylarının hesaplanmasında yanlışlık olmadığının görüldüğü, davacının atanmış mirasçı olduğu, lehine vasiyet edilen kişiye miras payının verilmesinin mümkün olmaması nedeniyle de yasal mirasçı olmayan davacının mirasçılık belgesinin iptalini talep etmesinde aktif dava ehliyeti ve hukuki yararının bulunmadığını, dosya kapsamında davacının Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/1008 Esas sayılı dosyasında atanmış mirasçılık belgesi de talep ettiğini, Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/568 Esas sayılı dosyada ise vasiyetnamenin iptali davasının derdest olduğu, hukuka uygun olarak verilen yasal mirasçıları gösterir mirasçılık belgesinin iptali için vasiyet alacaklısının ya da atanmış mirasçının hukuki yararı ve aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların kötü niyetli olarak hareket ederek mirasçılık belgesi temin ettiklerini, davaya süresi içine cevap verilmediğini, mahkemece yanılgılı olarak ve eksik inceleme ile karar verildiğini, nüfus kayıtlarında vasiyete ilişkin belirtme olduğu halde verilen mirasçılık belgesinin hatalı olduğunu, dosya kapsamında sunulan Yargıtay kararlarında da olduğu gibi vasiyetname dolayısıyla yasal mirasçıların terekeden hak talep edemeyeceklerinin tespitine dair bir karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince mirasbırakanın, iptali istenen mirasçılık belgesindeki mirasçılarının doğru tespit edildiği, miras pay hesabında herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, davacının, atanmış mirasçı olduğu, dolaysıyla yasal mirasçıları gösterir mirasçılık belgesinin iptal edilmesinde aktif dava ehliyeti ve hukuki yararı bulunmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı lehine bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 598 inci maddesi.

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.