Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde özetle; 971 ada 1 No.lu parselde 320 m2'lik alanda kendisine ait ev olduğunu, 04.05.1984 tarihli 534 yevmiye No.lu tapu tahsis belgesi aldığını, bedelin tamamını ödediğini, ıslah imar çalışmalarının 12/05/2010 tarihinde tamamlandığını ve tapu tahsis belgesindeki ada parsel numarası ile yüzölçümünde 4,51 m² artış değişikliği yapıldığını, yeni tapu kaydının 11950 ada 5 parsel, yüzölçümünün ise 324,50 m² olduğunu, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın idari yargının görevine girdiğini, tapu tahsis belgesinin tapuya şerh edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini, yasadaki diğer şartların oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "..davanın kısmen kabulü ile 11950 ada 5 nolu parseldeki davalı adına olan tapu kaydının 23446/32451 hisse oranında iptali ile iptal edilen bu hissenin davacı adına tapuya tesciline, kalan 9004/32451 hissenin davalı adına aynen muhafazasına, davacı tarafından tahsilat makbuzu ile 4,50 m²'lik farkın değeri olarak depo edilen 11.275,00 TL yönünden karar verilmediğinden davacıya iadesine" karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
1. Davacı istinaf dilekçesinde özetle; 85,54 m²'lik dop kesintisinin doğru olmadığını, bu kesintinin de tapuya tescil kararına dahil edilerek bir karar alınması gerektiğini, kısmen ret kararı verildiği için yüksek miktarda vekalet ücretine hükmedildiğini, dop kesintisinin yasaya göre okul, cami, sağlık ocağı, park, yeşil alan ve yol için yapıldığını, Belediyenin imar planında bu tesisler ile ilgili bir düzenleme ve plan bulunmadığını, 4,50 m²'lik yerin yola terk edilecek yerlerden olduğunu, rayicinin çok üzerinde belirlenen parayı içerisinde evi olduğu için ödemek zorunda kaldığını belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tapu tahsisinin 320 m² olduğunu, ödenmeyen farkın ise 4,5 m² olduğunu, belediye encümenine davet edilen davacının pey sürmemesi nedeniyle tapu tahsis belgesinin tapuya dönüştürülemediğini, 4,5 m² farkın davalı belediyenin alacağı olduğu şeklindeki raporun doğru olmadığını, 324,50 m² alanlı 11950 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tamamının hesaba dahil edilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
1. Davacı; tapu tahsis belgesi verilen 320 m2 taşınmazın tamamı için bedel ödediği halde mahkemenin dop kesintisi yaparak kalan miktarı adına tescil ettiğini, reddedilen kısım için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmün bu yönlerden düzeltilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili; hak sahiplerinin ödemiş oldukları arsa bedellerinin, Yeminli Özel Teknik Büroların dosyaları düzenlemesi sırasında beyan edilen bedeller olduğunu, bu bedellerin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda yer alan taşınmazın değerlemesine ilişkin usuller dışında hesaplandığını, davalının herhangi bir bedel hesabı yapmadığını, 324,50 m2 üzerinden taşınmazın değerinin hesap edilmesi gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18 inci maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması,
İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 18 inci maddesinin maddesinin b ve c alt bentleri uyarınca maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir.
3. Yargılama gideri davada haksız çıkan taraftan alınır (HMK m.326). Vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir (HMK m.323). Mahkemece, davacının davası kısmen kabul, kısmen reddedildiği takdirde reddedilen kısım için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup arsa bedelinin davacı tarafından ödenmesi nedeniyle yeniden bedel hesabı yapılmasına gerek olmadığı gibi davasında kısmen haksız çıkan davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde de isabetsizlik olmadığı anlaşıldığından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.