Suça sürüklenen çocuk (ssç) hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.02.2019 tarihli iddianamesi ile ssç hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.02.2021 tarihli ve 2019/122 Esas, 2021/123 Karar sayılı kararıyla ssç hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
3. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 23.09.2021 tarihli ve 2021/730 Esas, 2021/1043 Karar sayılı kararıyla ssç hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, ssç'nin üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay tarihinde, Aksaray Eskil ilçesinde bulunan bir restaurantta çalışan katılan ...'nin, çocukları olan 05.09.2013 doğumlu dört buçuk yaşındaki mağdur ile 15.12.2014 doğumlu üç buçuk yaşındaki .......'nın ücret karşılığında bakıcılık yapması için ssç'nin annesi ....'nin evine bıraktığı ve katılanın beyanına göre ....'nin 1,5 ay kadar çocuklarına bakıcılık yaptığı, yine katılanın beyanına göre çocukları eve geldiğinde vücutlarında morarma ve şişlikler olduğunu gördüğünü; durumu ....'ye sorduğunda çocukların birbirleriyle dövüştüğünü, kavga ettiğini söylemesi üzerine buna inanarak şikayette bulunmadığı, 19.02.2018 tarihinde çocuklarını bakıcı yanından aldığını iade ettiği anlaşılmaktadır. Katılan, bu tarihten bir ay sonra 19.03.2019 günü çocuklarıyla konuşması esnasında çocuklarının kendisine; ....'nin oğlu olan ...'nın cinsel organını ağızlarına vererek yalatmak suretiyle istismarda bulunduğunu; popo kısmından cinsel organını sokarak tecavüz ettiğini, daha sonra popolarının kanadığını ve peçete yardımıyla bunu sildiğini, ayrıca popolarına sopa soktuğunu, daha sonra "... duracaksınız, annenize söylerseniz sizi döverim" dediğini anlattıklarını ve çocuklarını ....'nin yanından aldıktan sonra kakalarını altına kaçırdıklarını farkettiğini, daha öncesinde bu durumun olmadığını beyan ederek şikayette bulunması üzerine soruşturmaya başlandığı görülmektedir.
2. Mağdur hakkında düzenlenen, 20.03.2018 tarihinde Çocuk İzleme Merkezinde (ÇİM) Cumhuriyet savcısı huzurunda, aile görüşmecisi ve adli görüşmeci katılımıyla gerçekleşen beyanına ilişkin tutanakta; "... Teyzem ve oğlu ...'yı tanıyorum. Onlarda kalıyorum. ... ağabeyimi sevmiyorum. Bana kötü davranıyordu. Ben onun pipisini gördüm. Ağzımla dokunmamı istedi, ağzımla dokundum. (Mağdur görüşme esnasında ...'nın pipisini görüp görmediği sorulduğunda, çocuk elinde bulunan kalemi ağzına götürerek ağzı ile dokunduğunu işaret etti). Benim vücudumun başka yerine, popoma herhangi bir dokunması olmadı. (Çocuğun yaşının küçük olması, dikkatinin kısa süreli olması nedeniyle görüşmeye daha fazla devam edilemedi ve görüşme odasından çıktı)" şeklinde anlatıma yer verilmiştir.
3. Mağdurun kardeşi ....... hakkında düzenlenen, 20.03.2018 tarihinde ÇİM'de Cumhuriyet savcısı huzurunda, aile görüşmecisi ve adli görüşmeci katılımıyla gerçekleşen beyanına ilişkin düzenlenen tutanakta; "... Teyze'yi tanıyorum. ... abi ve ... Abim var. Bana iyi davranırlar. ... Abimi daha çok seviyorum. Ben onun pipisini gördüm. Ama bana bir dokunması olmadı. ..., ... abime dokundu. (anatomik resimler üzerinden neresine dokunduğunu göstermesi istendi, fakat çocuk herhangi bir dokunmayı göstermedi" şeklinde anlatıma yer verilmiştir.
4. Mağdur Mahkemedeki duruşmada uzman katılımı ile dile getirdiği beyanında; ssç'nin kendisine eliyle vurduğunu ve pipisini gösterdiğini ifade etmiş, başkaca bir fiilinden bahsetmemiştir.
5. Mağdur hakkında Adli Tıp Kurumu (ATK) Konya Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 20.03.2018 tarihli ve 19842496-103-2018/974-97 sayılı raporda: "1.Vücudunda akut travmatik bulgu saptanmadığı, 2-Oral muayenesinde, ağız içinde herhangi bir ekimoz, sıyrık, kanama, vb. travmatik bulgu saptanmadığı, ancak olay tarihi ile muayenesi arasında geçen süre ya da rızaen ve/veya aşırı güç/şiddet kullanılmadan oral yolla gerçekleştirilen istismar olgularında herhangi bir fizik muayene bulgusu saptanmayabileceğinin tıbben bilindiği, 3-Diz dirsek pozisyonunda yapılan anal muayenesinde, anal sfinkter tonusu normal izlendiği, perianal bölgede annesinden dışkılama sonrası poponun ıslak mendille silindiğine yönelik tıbbi hikaye alınan anal kanalı çepeçevre saran pişik olarak tabir edilen eritematöz lezyon dışında herhangi bir ekimoz, sıyrık, yırtık, aktif/pasif kanama saptanmadığı, anal yolla organ vesair cisim sokulmak sureti ile cinsel istismara maruz kaldığına yönelik somut muayene bulgusu saptanmadığı, ancak olay tarihi ile muayenesinde arasında geçen süre ve iyileşmesi sebebiyle ya da rızaen ve/veya kayıcı kaydırıcı madde kullanılarak gerçekleştirilen fiili livata olgularında herhangi bir anal muayene bulgusu saptanmayabileceğinin tıbben bilindiği" şeklinde değerlendirme ve saptamalara yer verildiği görülmektedir.
6. Mağdur ve kardeşi M.C.'nin olay tarihi itibariyle yaşları, mağdurun soruşturma ve kovuşturma evresindeki beyanları, mağdurun kardeşinin soruşturma evresindeki beyanları, mağdurun annesi katılanın aşamalardaki anlatımları, iddia olunan oluş şekli, ATK raporu içeriği ve ssç'nin savunmaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ssç'nin mağdura yönelik cinsel istismar iddiasına ihtiyatla yaklaşmak gerekmiştir. Mağdurun annesi katılanın beyanlarında, çocukları ile konuştuğunda, çocuklarının kendisine ssç'nin cinsel organını ağızlarına vererek yalatmak suretiyle istismarda bulunduğunu; popo kısmından cinsel organını sokarak tecavüz ettiğini, daha sonra popolarının kanadığını ve peçete yardımıyla bunu sildiğini, ayrıca popolarına sopa soktuğunu söylediklerini ifade etmektedir. Mağdur ve kardeşinin sürmekte oldukları yaş dilimleri dikkate alındığında, henüz banyo tuvalet gibi bakım gereksinimlerini bağımsız olarak gideremeyecek yaşta bulunan çocuklara yönelik katılanın ifade ettiği nitelikte anal yoldan organ sokmak, sopa sokmak suretiyle istismarda bulunulması üstelik kanama geçirmiş olmaları halinde bu durumun katılan anne tarafından farkedilmemiş olması hayat tecrübelerine aykırıdır. Öte yandan, katılan, aşamalardaki beyanlarında her iki çocuğunun da aynı şekilde istismara uğradığından bahsetmişse de, gerek mağdur gerekse kardeşi, ÇİM'deki beyanlarında anal yoldan organ sokulduğuna dair fiilden bahsetmemişlerdir. Bu husus katılanın beyanlarına itibar edilmesini güçleştirmektedir. Öte yandan, katılanın olayın akabinde ve kısa sürede çocukları ile kurması gereken iletişimin doğal sonucu olarak cinsel istismara uğradıklarını anlaması gerekirken anlamamış olması ve olaydan bir ay sonra şikayette bulunması beyanlarının inandırıcılığına olumsuz etki etmektedir. İddianamede ise, ssç'nin mağdurun ağzına cinsel organını sokması iddianın temeli olarak dile getirilmiştir. Her ne kadar mağdur ÇİM'deki ilk beyanında; "Ben onun pipisini gördüm. Ağzımla dokunmamı istedi, ağzımla dokundum.(mağdur görüşme esnasında ...'nın pipisini görüp görmediği sorulduğunda, çocuk elinde bulunan kalemi ağzına götürerek ağzı ile dokunduğunu işaret etti)." şeklinde ifade vermiş ise de, bu hususa ilişkin olarak kardeşinin yaşı itibarıyla açıklamada bulunamadığı, sadece; "... abime dokundu" şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir. Şu halde, ssç'nin aleyhine olan tek delil, kardeşinin, diğer delillerle kesin biçimde desteklenmeyen bu kısa beyanıdır.
7. Sonuç itibarıyla, mağdurun beyanlarına itibar edilerek maddi gerçeğin iddia edildiği biçimde gerçekleştiği ve suça sürüklenen çocuğa yüklenen cinsel istismar fiilinin sabit olduğu sonucuna kesin olarak ulaşmak mümkün olamamıştır. Mağdurun beyanları doğru da olabilir; ancak, şikayetin olaydan bir ay sonra gerçekleşmiş olması, katılan annenin beyanlarına itibar edilmemiş olması, ATK raporu içeriği, mağdurun beyanını doğrulayan başkaca delil elde edilememiş olması karşısında yüklenen fiilinin kuşkulu kaldığının kabulünde zorunluluk vardır. Mahkeme de kanaatini bu yönde kullanmış, vaki kuşkudan yararlandırılarak ssç'nin beraatine yönelik hüküm oluşturulduğu anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmemekle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemesi de yerinde olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 23.09.2021 tarihli ve 2021/730 Esas, 2021/1043 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.12.2023 tarihinde karar verildi.