DAVACILAR: 1....
2....
3....
4....
5....
6. Mapet İnşaat Taahhüt Proje ve Dış Ticaret A.Ş.
vekilleri Avukat ...

Esastan ret

Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat istemli davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.11.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketle dava dışı Aktürk Yapı..A.Ş. arasında ... Center Projesi AVM mekanik odalardaki eksik mekanik tesisat imalatların tamamlanması işçiliği konulu 11.10.2012 tarihli sözleşme ve yine aynı projede Faz-1 eksik mekanik tesisat imalatların tamamlanması konulu 27.02.2013 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, müvekkili şirket tarafından, davalı bankanın düzenlediği avans teminat mektuplarının verildiğini, iş sahibinin avans ödemelerinin hak edişler karşılığında geri ödendiğini, ancak iş sahibinin 13.09.2014 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin haksız olarak fesh edildiğini, davalı bankaya verilen 16.01.2014 tarihli dilekçeyle avans teminat mektuplarının hükümsüz kaldığını, talep halinde ödenmemesine dair kesin delil niteliğindeki belgelerle bildirim yapıldığını, ancak bankanın mektupları paraya çevirerek ödeme yaptığını ve akabinde kambiyo senedine dayanarak ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığını, davalı bankanın avansın ödenip ödenmediği konusunda araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, takibe konu kambiyo senedinde şirket dışındaki davacıların avalist olarak yer aldıklarını, müvekkili şirketin hesabından teminat mektubu ödemesi için 400.026,69 TL tahsil edildiğini ileri sürerek bu bedelin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini, müvekkilleri aleyhine başlatılan takipler nedeniyle davalıya borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; teminat mektupları metninden de anlaşılacağı üzere, borcun doğması halinde bankanın, lehtar ile muhatap arasındaki ihtilaflar ve bunun kanuni neticelerini dikkate almadan ödeme yükümlülüğü bulunduğunu, mektuplardan ikisinin avans, birinin kesin teminat mektubu olduğunu, müvekkili banka açısından usulüne uygun tazmin talebi doğrultusunda tazmin yükümlülüğü doğduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket her ne kadar 16.01.2014 tarihinde davalı banka şubesine başvurarak teminat mektuplarına konu avans ödemelerinin hak edişlerle ödendiğini bildirmiş ise de, lehdarın bu talebi teminat mektupları tazminini engelleyecek nitelikte olmadığından lehtar ile muhatap arasındaki ihtilaf davalı bankayı bağlamayacağından lehdarın davacı şirket tarafından davalı bankaya tazmini durduracak bir mahkeme kararı ibraz edilmedikçe davalı bankanın teminat mektubunu elinde bulunduran kişiye ödeme yapmakla yükümlü bulunduğu, davalı bankaya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın uyarılara rağmen haksız ödeme yaptığını, avans teminat mektuplarının haksız yere paraya çevrildiğini, davalı bankanın kredi sözleşmesi gereğince verilen teminatlardan biri olan senetle, müvekkilleri aleyhine takip başlatmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı ... kişilerin avalist olarak nitelendirildiğini, takibe konu bono kambiyo vasfında olmadığından müvekkillerinin avalist olarak nitelendirilemeyeceğini, kefil oldukları iddia olunan borcun da ödendiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile usulüne uygun bir tazmin talebi üzerine davalı banka tarafından ödeme yapıldığı, borç miktarı üzerinde ihtilaf olmadığı, bankanın tahsilde tekerrür olmamak üzere kambiyo senedine dayalı ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yoluna başvurmasının yasal olarak mümkün bulunduğu, lehtar ile muhatap arasındaki ihtilafın kanuni neticelerinin bankanın ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, davacının davalıya verdiği dilekçenin avansın ödendiğine dair kesin delil niteliğinde belge olarak kabulünün mümkün olmadığı, muhatap tarafından avansın ödenmediğinin bankaya bildirildiği bu nedenle avans teminat mektupları ile ilgili tazmin yükümlülüğünün doğduğu, davalı bankaya rehinli bulunan hesaplardan davalı banka tarafından mevcudun tahsil edilmesinde davalı bankaya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davalı bankanın kusuruyla tazmin ettiği teminat mektupları nedeniyle ... borcun tahsili için davacılar hakkında başlatılan icra takipleri nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine ve mevduat hesabından tahsil olunan paranın istirdadına ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 45 ve 167 nci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.