Saklanmasına

SAYISI: 2022/İHK-3657

İtiraz ret

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı dava dilekçesinde; tarafınca başlatılan icra takiplerinden dolayı borçlu olan dava dışı davacının, Acıpayam 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2016/177 E. sayılı dosyası ile açtığı menfi tespit talepli davada, borçlu bulunmadığının tespitinin yanı sıra ayrıca davalıdan takip konusu alacakların %20 oranında tazminat talebinde bulunduğunu, menfi tespit davasının müvekkili davalı aleyhine karara çıktığını, ancak yerel mahkeme tarafından davacının talep ettiği kötü niyet tazminatına hükmedilmediğini, taraflarınca istinaf ve temyiz yoluna başvurulmadığını, davacı tarafından ise sıralı olarak istinaf ve temyiz kanun yoluna gidilmesi sonucunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/2450 E.,2021/4040K. Sayılı 13.10.2020 tarihli kararı ile ''söz konusu karar davalı tarafından da temyiz edilmediğinden bonolardaki imzaların davacıya ait olmadığı hususu kesinleşmiştir. '' denilerek kötü niyet tazminatına hükmedilmek üzere hükmün bozulmasına karar verildiğini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi sonrası müvekkili şirketin 20.05.2021 tarihinde 119.385,33 TL ödeme yapmak durumunda kaldığını, mahkeme kararının kusurlu olarak istinaf ve temyiz edilmemesi nedeni ile müvekkili lehine çıkabilecek bir kararın önünde geçildiğini, mahkeme kararında yer ... tüm alacak kalemleri ile tüm mahkeme harç ve masraflarının sigorta şirketi tarafından ödenmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 119.385,33 TL'nin 20.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikten davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket nezdinde tanzim edilen poliçe bakımından geriye yürürlük tarihi ile sınırlı olmak üzere sözleşme yapılmadan önce veya sözleşme yürürlükteyken olayın meydana gelmesi gerektiğini, söz konusu olaya binaen ilk kez ve sadece sigorta sözleşmesi içerisinde söz konusu talebin sigortacıya ihbar edilmesi, rizikonun gerçekleştiğinin ya da gerçekleşme ihtimalinin sigortalı tarafından makul ölçüde bilinmiyor olması gerektiğini, poliçe teminatı açısından sayılan şartların gerçekleşmediğini, bu nedenle müvekkilinin zarardan sorumlu tutulamayacağını, vekâletname kapsamında birden fazla avukatın sorumlu olduğunu, ayrıca başvurucu mahkeme kararını temyiz etmiş olsa da sonucun değişmeyeceğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti dahilinde olduğunu, faizin hatalı talep edildiğini savunarak haksız başvurunun reddini istemiştir.

Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 09.06.2022 tarihli, K-2022/139338 sayılı kararı ile başvuru sahibinin 18.08.2015-18.08.2022 tarihleri arasında davalı ... şirketine mesleki sorumluluk sigortası yaptırdığı, avukatın müvekkil ile yaptığı sözleşme ve Kanuni düzenlemeler uyarınca özenli bir biçimde çaba sarf etmekle yükümlü olduğu, vekâletin konusunun sonuç değil de, bizzat bu sonuca yönelik faaliyet olduğu, vekilin amaçlanan sonucu elde edilmesi için gerekli olan çalışmaların özenle yerine getirilmesinden sorumlu olduğu, bir avukatın yasa ile öngörülen süre içinde yapılması gereken işleri yapmaması, süresinde dava açmaması, müvekkili aleyhine verilen kararı temyiz etmemesinin ... borcunun gereği gibi ifa edilmediğini ve kusurlu olduğunun bir göstergesi olduğu, somut olayda başvuran sigorta ettiren avukatın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi tarafından verilen karara karşı temyiz isteminin süresinde yapılmaması, avukatın vekâlet sözleşmesinden ... ... borcuna aykırılık teşkil ettiği, fakat başvuranın bu ihmali hareketi ile dava dışı davalı-alacaklının zararı arasında illiyet bağının kurulması gerektiği, Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan yargılama kapsamında Adli Tıp Kurumundan alınan uzman bilirkişi raporuna göre, takip konusu bonolardaki davacının imzaları ile çok sayıda kurumdan gelen imzalı belgelerinin karşılaştırılması sonucunda farklılıklar saptandığından, takip konusu bonolardaki imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel davacının ... ürünü olmadığının tespiti sonucunda davanın kabulüne karar verildiği, davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davacı-borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu hükmün temyiz ile Yargıtay tarafından davaya konu bonolardaki imzaların davacıya ait olmadığının kesinleştiğinden davalının da lehtar konumunda olduğundan davalının bonolardaki imzaların davacıya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olduğundan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğu ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, başvuranın kanun yoluna başvursaydı dahi Yargıtay'ın vereceği kararın aynı yönde olacağı, başvuran avukatın kanun yoluna başvurmamış olması ile müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı kötü niyet tazminatı arasında illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir.

Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararı ile kötü niyet tazminatına hükmedilen dava dışı davalının Polen Tohumculuk ve Tarım Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. olduğu ve adı geçen tarafından anılan mahkeme kararına istinaden ... ... Akşit isimli kişiye 20.05.2021 tarihinde 119.385,33 TL ödeme yapıldığı, ödeme yapılan şahsın tazminat alacaklısı ... Akşit ile ilişkisi ve davacı adına tahsilata yetkili olup olmadığı bilinmemekle birlikte, ödemek zorunda kaldığı tazminat nedeniyle Polen Tohumculuk... Şirketinin başvurucuya rücu ettiğine ya da anılan tazminatın başvurucu tarafından şirkete ödendiğine dair dosyada herhangi bir belgenin bulunmadığı, sigortalının sorumluluğunun üstlenildiği bir sigorta kapsamında sigortalının sigortacıdan tazminat talep edebilmesi için teminat kapsamında yer ... ve sorumlu olduğu bir zarar nedeniyle kendisine rücu edildiğini ve davalı ... kuruluşu adına ödeme yaptığının ispatlaması gerektiği, ancak dosyada buna yönelik her hangi bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle başvurucunun 09.06.2022 tarihli ve K-2022/139338 sayılı Uyuşmazlık Hakemi kararına itirazının reddi ile anılan kararın kaldırılmasına, başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.

A. Temyiz Yoluna Başvuran
Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı temyiz dilekçesinde özetle; taraflarınca Acıpayam 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2016/177 E. sayılı dosyası ile görülen davada davacının borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmiş olmakla kötü niyet tazminatına hükmedildiğini, taraflarınca istinaf ve temyiz kanun yoluna başvurulmadığını, ancak davacı tarafından önce istinaf sonra da temyiz yoluna başvurulduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.10.2020 tarih ve 2020/2450 E., 2021/4040 K. sayılı kararıyla söz konusu kararın davalı tarafından da temyiz edilmediğinden bonolardaki imzaların davacıya ait olmadığı hususu kesinleşmiştir denilmek suretiyle müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedildiğin, müvekkili şirket tarafından 20.05.2021 tarihinde kötü niyet tazminatı ödenmiş olup aynı tarihte ödediği bu tutarın kendisinden talep edildiğini, öyle ki imzanın kime ait olduğu hususu yargılamayı gerektirmekte olup, tarafınca istinaf ve temyiz edilmediğinden kesinleştiğini ve müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedildiğini, dosyanın istinaf ve temyiz edilmemenin kusurlu bir eyleme olduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilen 16.05.2022 tarihli ara karar gereği 20.05.2022 tarihinde ekte yer ... evrakların sigorta tahkim komisyonuna gönderildiğini, müvekkilinin ödemiş olduğu 119.385,33 TL'nin tarafından talep edildiğini, ayrıca poliçenin tanımlar kısmında da sigortanın sorumlu olması için müvekkile ödeme yapma şartının aranmadığını, hatalı eylemler nedeniyle talep edilen tazminat için yapılan herhangi bir yazılı talep veya hukuki veya idari dava açılması şartı getirildiğini, müvekkili tarafından poliçede yazılı talep dilekçesinin Sigorta Tahkim Komisyonuna sunularak poliçe kapsamında aranan şartın sağlandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, Avukatlık Mesleki Sorumluluk Sigortası Klozu ekli Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında mesleki faaliyeti esnasında temyiz kanun yoluna başvurulmadığı nedeniyle meydana gelen zararının sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun(5684 sayılı Kanun) 30 uncu maddesinin on beşinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 uncu maddesi ile 1459 ve 1460 ıncı maddeleri, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 163 üncü maddesi, Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.1 ve B.1 maddeleri.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.