Taraflar arasında görülen haksız icra takibi nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılardan ...'ın sahibi olduğu firmanın işleri gayet iyi gitmekte iken güvendiği firmalardan birinin kendisini dolandırmak amacıyla verdiği çek ve senetler dolayısıyla büyük bir yıkıma uğradığını, bu yıkımın en büyük sorumlularından birinin davalı banka olduğunu, banka yetkililerine yapılan tüm uyarılara rağmen yapılan hacizlerle kendilerine zarar verildiğini, ihtiyati haciz sırasında banka avukatının kendilerini rencide edecek şekilde bağırıp çağırarak, tehditler savurarak eşyalarına haciz koyduğunu, nerdeyse zorla kendilerinden para aldığını, işyerlerine ait araçlarına haciz konulduğunu ve sonrasında bu hacizlerin kaldırıldığını, bu işlemler nedeniyle büyük zarar gördüklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 100.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istenmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, yapılan işlemlerin kötüniyet taşımadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemenin 29.05.2014 tarihli, 2013/486 Esas ve 2014/290 Karar sayılı ilamı ile; davacının tazminat istemlerine konu ettiği İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2008/6861 sayılı dosyasındaki son işlem tarihinin 2008 yılı olduğu, davacılar yönünden takibin durmasına ilişkin kararın ise 29.06.2009 tarihinde Yargıtay tarafından onandığı, davalı hakkında açılmış bir ceza davası bulunmadığı gibi mahkemelerin soruşturma evraklarını bekleme gibi bir yükümlülüklerinin olmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 29.01.2015 tarihli, 2014/12610 esas ve 2015/1157 karar sayılı ilamı ile; ''...818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60/2.( 6098 s. TBK m.72) maddesi uyarınca; bir eylemin ceza kanunları gereği tabi olduğu zamanaşımı süresi daha uzun ise; dava o zamanaşımı süresine tabi olacaktır. Ceza zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için eylemle ilgili kovuşturmaya geçilmiş olmasına ya da mahkumiyet kararı verilmesine gerek bulunmamaktadır. Davacılar, dava konusu eylemleri nedeniyle davalı hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından suç duyurusunda bulunmuşlardır. Dava konusu eylemler, yasal unsurlarının bulunması halinde sahtecilik suçunu oluşturabilecek nitelikte olduğundan, ceza zamanaşımının uygulanması söz konusudur. Olay tarihinin 2008 yılı olduğu dikkate alındığında ceza zamanaşımı süresi de dolmamıştır. Şu durumda; mahkemece, süresinde açılmış davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiği halde, zamanaşımından reddine karar verilmesi doğru görülmemiş; hükmün, bu nedenle bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuş; davalı vekilinin karar düzeltme isteği Dairenin 01.07.2015 tarihli ve 2015/7314 Esas, 2015/8946 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı banka tarafından İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2008/6861 sayılı takip dosyasında üç adet kambiyo senedi alacağından dolayı davacılar ve dava dışı Ata İş Makineleri Yedek Parça Ltd. Şti. hakkında icra takibi başlatıldığı, söz konusu takip dosyasında 26.04.2008 tarihinde davacıların iş yerinde haciz işlemi yapıldığı, haczedilen menkul malların yediemin olarak davacı ...'a bırakıldığı, İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2008/618 sayılı dosyasında takibe konu bono altındaki imzaların davacıların eli ürünü olmadığı gerekçesiyle açılan dava sonucunda imzaya itiraz davasının kabulü ile İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2008/6861 sayılı takip dosyasında takibin davacılar yönünden durdurulmasına ve İcra ve İflas Kanununun 170/son maddesi uyarınca alacaklı banka ciranta olduğundan kötüniyeti ve ağır kusuru belirlenemediğinden davacılara tazminat verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve verilen kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından onandığı, takip alacaklısı olan bankanın alacağını tahsil etmek için takibe başlamasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, yasal takip hakkını kullandığı, takip dosyasına yapılan itiraz sonrası davaya konu senetlerin cirantası konumunda olan davalı bankanın imzaların davacıların eli mahsulü olup olmadığını bilebilecek konumda olmadığı, İzmir C. Başsavcılığının 2014/12912 soruşturma sayılı dosyasında dava dışı borçlu şirket, davalı banka ve dava dışı Halk Bankası Genel Müdürlüğü hakkında resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlaması ile davacılar tarafından şikayette bulunulmasının davalı bankanın davaya konu eylemlerini ceza kanununda tanımlanan suç olarak kabul edilmesi anlamına gelmeyeceği, davalı banka aleyhine açılmış bir ceza dosyasının da bu aşamada bulunmadığı, dinlenilen tanık beyanlarına göre haciz uygulanırken davacının manevi şahsiyetine yönelik herhangi bir davranışın olmadığı, yasal haklarının davacı tarafa hatırlatılmasının davacı tarafın kişiliğini zedeleyici hususlar olduğunun kabul edilemeyeceği, bu hali ile manevi tazminat şartlarının oluşmadığı ve yine davalının hukuka aykırı herhangi bir eylemi olmadığından davalının eyleminden kaynaklı bir maddi zararın olmadığı, davacıların maddi zararı ile davalının eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı bankanın haksız ve hukuka aykırı eylemleri ile zarara uğranıldığını, takibe konu senet altındaki imzaların davacıların eli ürünü olmadığının anlaşılmış olmasına rağmen zararların giderilmediğini ve hacizlerin kaldırılmadığını, davacıların asıl borçlu olmamasına rağmen bankanın asıl borçlular yerine davacılar hakkında takip yaparak davacıların işe yerinde haciz uyguladığını ve üretim araçlarını elinden alarak davacıları yaşayamaz ... getirdiğini, davalı bankanın belirttiği gibi üretim araçlarının haczedilip yediemin olarak bırakılmasının sonucu değiştirmediğini, zira haczedilip yediemin olarak bırakılan üretim araçları üzerinde davacıların hiçbir kullanım hakkının kalmadığını, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/12912 soruşturma nolu dosyasının sonuçlanmasının ve kesinleşmesinin beklenmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, haksız icra takibi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49 uncu maddesi).

Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup; davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı fazla alınan onama harcının temyiz eden davacılara geri verilmesine,

Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,

06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.