Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı İETT Genel Müdürlüğü ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Davalı ... vekili kararın kendisine tebliği üzerine süresinde temyiz isteminde bulunmadığı gibi davacı vekilinin temyiz dilekçesinin tebliğine rağmen de kararı süresinde temyiz etmemiş, sonradan davalı İETT Genel Müdürlüğü'nün temyizine katılmak suretiyle temyiz dilekçesi vermiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 366 ncı maddesi yollamasıyla 348 inci maddesi gereği karşı taraf temyiz dilekçesinin tebliği üzerine katılma yolu ile karar temyiz edilebilir. Somut olayda davalı ... diğer davalının temyizi üzerine katılma yolu ile kararı temyiz etmiştir; diğer davalının temyiz dilekçesinin tebliği ile kendisi de davalı olan ...'ün temyiz dilekçesinin gerekçeli karar ve davacının temyiz dilekçesinin tebliği üzerine süresinde olmadığından ve diğer davalının temyizine katılmak suretiyle temyiz etmesi mümkün olmadığından reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı vekili; yaya olan müvekkiline davalıya sigortalı, davalı İETT'ye ait ve davalı ...'ün sürücülüğünü yaptığı otobüsün çarpması neticesinde yaralandığını, temizlik işlerinde çalışan davacının iş ve gücünden kaldığı, bakıcı tuttuğu, tedavi giderleri olduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen, 9.000,00 TL manevi tazminatın davalı İETT ve davalı ...'ten işleyecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili maddi tazminat talebini 1.848,51 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı ... vekili; aracın kendilerine 01.01.2009-01.01.2010 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, kusur oranı ve poliçe limiti dahilinde sorumlu olduklarını, kusur oranlarının tespitini talep ettiklerini, davacıya rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasını, gelir ve maluliyet durumlarının ispatı gerektiğini, kaza tarihinden itibaren faiz talebini kabul etmediklerini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı İETT vekili; kusur oranlarının belirlenmesi maksadı ile kesin bir rapor alınmadığını, davacının oluşan kazada kusurlu olduğunu, davacının gelir kaybı iddialarını ispatlaması gerektiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; müvekkilinin kusurunun olmadığını, davacının iddialarını ve gelirin ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 01.04.2014 tarihli ve 2011/58 Esas, 2014/127 Karar sayılı kararıyla; davacının 13.04.2009 tarihli kaza nedeni ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğu, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda 3 ay iyileşme süresinin bulunduğunun belirtildiği, ceza dosyasının incelenmesinde kusurun belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumundan alınan raporda alternatifli belirleme yapıldığı, kusurun kimde olduğunun tam olarak belirlenemediğinden sanığın kırmızı ışıkta geçtiğinin kanıtlamadığından beraat kararı verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 25.04.2013 tarihli ilamı ile beraat hükmü kurulurken uygulanan kanun maddesinin belirtilmemesi nedeni ile kararın düzeltilerek onanmasına karar verildiği ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak maddi olgular ile bağlı oldukları bu nedenle davalı sürücünün olayda kusurunun olmadığının kabul edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17 Hukuk Dairesinin tarihli ve 2015/2416 Esas, 2017/8915 Karar sayılı ilamıyla; "...BK.53 maddesi gereğince hukuk hakimi ceza davasında belirlenen maddi vakıa ile bağlıdır. Kusur oranı ya da delil yetersizliği nedeniyle verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz. Ceza dosyasında davacı ve davalı taraf tanıkları dinlenmiş ve ATK'ca terditli rapor düzenlenmiştir.
Ceza dosyasındaki ifade tutanaklarına göre; yaya ve sürücü ile tanıkları kendi taraflarının yeşil ışıkta geçtiğini bildirdiğinden kusur tespiti yapılamamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, İstanbul Anadolu 18. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2009/666 E., 2011/32 K. sayılı 20.01.2011 tarihli kararı ile hangi tarafın kusurlu olduğunun tespitinin yapılamadığı ve ceza mahkemesinde delil yetersizliğinden verilen beraat kararının hukuk mahkemesi hakimini bağlayamayacağı hususları da dikkate alınarak İTÜ'den tarafların kusur durumlarının değerlendirildiği rapor aldırılması, kırmızı ışıkta geçen tarafın net bir şekilde belirlenememesi durumunda tarafların %50'şer kusurlu oldukları kabul edilerek işin esası ile ilgili deliller toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." şeklinde bozma kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kusur raporu ile davacının ve davalı sürücünün kazada %50'şer oranda kusurları olduğunun belirlendiği, hesap raporu ile davacının 3 aylık geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin belirlendiği ve %50 kusur oranına göre toplam 1.839,51 TL tazminatın belirlendiği, kusur oranları, maluliyet durumu, duyulan acı ve elem, tarafların sosyo-ekonomik durumları dikkate alındığında davacı lehine 4.500,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile 812,46 TL geçici iş görmezlik tazminatı, 1.027,05 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 1.839,51 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 13.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat yönünden ise davanın kısmen kabulü ile 4.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile İETT Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı İETT Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; manevi tazminatın yetersiz olduğu gerekçesi ile kararın bozulmasının talep etmiştir.
2. Davalı İETT Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde; kazada kusurları olmadığını, kusur raporunu kabul etmediklerini, rapor olmadan geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinin hüküm atına alınmasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, davalı sürücü ve işletene ait aracın, davacı yayaya 03.04.2009 tarihinde çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle uğradığı zarar nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52,54,56 ncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, kusur raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik olmamasına, manevi tazminat oluşa uygun yeterli bulunmasına, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda davacının üç ay geçici iş göremezlik süresinin olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin ve davalı İETT Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümününde açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı İETT Genel Müdürlüğü yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'e iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalı İETT Genel Müdürlüğüne yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Davacı
269,85 TL O.H.
59,30 TL P.H.
210,55 TL Kalan
Davalı İETT Genel Müdürlüğü
6.339,51 TL O.H.
76,84 TL P.H.
6.262,67 TL Kalan