Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile asıl davanın reddine, birleştirilen davanın hukuki yarar yokluğundan reddine

Taraflar arasındaki ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile asıl davanın reddine, birleştirilen davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Davacı dava dilekçesinde; maliki olduğu dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından önce ... ... ve daha sonra da ... adlı şahsa kiraya verildiğini, taraflar arasında imzalanan protokol ile davalıya taşınmazın kullanım hakkının tanındığını, kiraya verme hakkının bulunmadığını ileri sürerek 2009 yılı mart ayından itibaren bugüne kadar haksız olarak kira bedeli alan davalıdan, tespit edilecek bedele karşılık 100,00 TL'nin yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

2. Birleştirilen davada davacı, taraflar arasında yapılan protokol kapsamında dava konusu taşınmazın tapusunun kendisine devredildiğini, davalının taşınmazda sadece kullanma hakkına sahip olduğunu ve ancak davalının haksız ve yersiz olarak taşınmazı 3 üncü kişilere kiraladığını belirterek taşınmazın kendisine ait olduğunun tespiti ile davalı tarafça taşınmazın haksız olarak kiraya verildiğinin ve davalı tarafa ödenen kira bedellerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

1. Davalı cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve husumet itirazının bulunduğunu, taşınmazın her türlü tasarruf hakkının kendisinde olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.

2. Birleştirilen dosyada davalı, davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında imzalanan 19.09.2008 tarihli protokol ile dava konusu taşınmazın davalı tarafından teminat olarak davacıya tapuda devredildiği, protokol ile davalıya devredilen dairenin kullanıma hazır olması halinde bedelsiz (kirasız) olarak ... ya da göstereceği kişinin bu daireyi kullanacağının kararlaştırıldığı, dava konusu taşınmaz inançlı işlem ile davacıya devredilmişse de davalının bedelsiz kullanım hakkını aşarak, taşınmazı kiraya vermesi nedeniyle davacının tapu iptali ve tescil davasının reddine ilişkin kararın kesinleşme tarihinden itibaren ecrimisil talep etmeye hak kazandığı ve birleştirilen dava yönünden davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 11.656,33 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleştirilen davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

1. Dava açılmadan önce de şimdi de söz konusu taşınmazın tapuda devir tarihinden itibaren kendisine ait olduğunu, dava konusu taşınmaz kendisine ait olduğundan söz konusu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı istinaf dilekçesinde, teminat maksadıyla devredilen ve mülkiyeti kendisine ait olan taşınmaza ilişkin tüm tasarruf yetkisinin de kendisine ait olduğundan yerel mahkemenin davacı lehine ecrimisil alacağına hükmetmesinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, lehine teminat verilen Setmaş A.Ş'nin dava açabileceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava bakımından çekişme konusu edilen Ankara ili, ... ilçesi, ... Mah. 27721 ada 17 parsel A Blok 11 numaralı bağımsız bölümün davalı adına iken 19.09.2008 tarihinde davacıya satış suretiyle temlik edildiği ve satış esnasında davacı ve davalı arasında aynı tarihte protokol imzalandığı, anılan protokolün 1 inci maddesine göre 17 parsel B blok 11 numaralı bağımsız bölümün tamamlanıp davacıya teslimine kadar teminat olarak bağımsız bölümün davacıya ait olacağı ve teslimi halinde kayıtsız şartsız davalıya geri verileceğinin düzenlendiği, protokolün 5 inci maddesinde ise teminat olarak verilen bağımsız bölümün kullanıma hazır olması halinde bedelsiz olarak ...'ya ya da göstereceği kişinin daireyi kullanacağının düzenlendiği, eldeki davada ise taşınmazın protokol dışında kullanıldığının davacı tarafça ispat edilemediği, davalının taşınmazı kiralayarak kullanmasına engel bulunmadığı, nitekim protokolde geçen göstereceği kişi ibaresinin kiracıyı kapsadığı, dolayısıyla davalının adına olan ancak teminat olarak davacıya bırakılan bağımsız bölümü aralarında yapılan protokole göre kullandığı anlaşılmakla ecrimisil isteme şartlarının oluşmadığı, birleştirilen dava bakımından ise tapu kaydına göre taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, teminat olarak verilse bile tapu kaydının aksinin tartışılmadığı, taraflar arasında yapılan 19.09.2008 tarihli protokol ile kullanımın belirlendiği ve bu protokole aykırı olmaksızın taşınmazın kullanıldığının eda davası olan asıl davada tartışıldığından ayrıca tespit davası olan birleştirilen davada tartışılmasına gerek bulunmadığı, mahkemece asıl davada ecrimisil isteme koşullarının mevcut protokol hükümlerine göre oluşmadığından reddine, birleştirilen davanın da hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulüne, davacının ise istinaf başvurusunun reddine, Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.12.2019 tarihli ve 2018/161 Esas, 2019/348 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 nci maddesi uyarınca kaldırılmasına, Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/650 Esas sayılı dosyası bakımından, asıl davanın reddine, birleşen davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

İstinaf başvuru dilekçesindeki sebepleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Asıl dava ecrimisil, birleştirilen dava tespit istemine ilişkindir.

1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 995 inci maddesi,

2. 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile ecrimisil, haksız işgal tazminatı olarak nitelendirilmiştir. Bu kararın gerekçesinin V. bendinde “işgal tazminatı davalarının hususi bir şekli olan ecrimisil davalarının beş yılda zamanaşımına uğrayacağı esasını benimsemiş bulunan 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının halen geçerli” olduğu açıklanmış ve ecrimisil davalarının 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 908 inci (4721 sayılı Kanununun 995 inci) maddesine dayanan bir tazminat davası olduğu belirtilmiştir.

3. 08.03.1950 gün ve 22/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kabul edildiği gibi, başkasına ait şeyi haksız olarak kullanmış olan ve bu kullanımı iyiniyete dayanmayan kimse o şeyi elinde tutmuş olmasından doğan zararları tazmin ile yükümlüdür.

4. 6100 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesi.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.