Esastan ret

Taraflar arasındaki faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 2015/03091 tescil no.lu “Klemens Kapağı Korumalı Değiştirilebilir ve Tak-Çalıştır Uzaktan Haberleşme Modül Yuvasına Sahip Sayaç Kutusu” buluş başlıklı faydalı model belgesinin başvuru sahibi olduğunu, davaya konu faydalı model belgesinin yenilik unsurunu taşımadığını, davaya konu buluşun özelliklerine bakıldığında, oluşturulma tarihinin çok daha öncesine dayanan faydalı modellerin bulunduğunu, bu sayaçların da çıkarılıp-takılabilir yapıda iletişim modülleri içerdiğini, bahsedilen iletişim modüllerinin klemens kapağının (terminal kapağı) altında bulunduğunu ve izinsiz müdahale edildiğinde müdahalenin anlaşılmasını sağlayan yapılanma içerdiklerini ileri sürerek 2015/03091 tescil no.lu “Klemens Kapağı Korumalı Değiştirilebilir Ve Tak-Çalıştır Uzaktan Haberleşme Modül Yuvasına Sahip Sayaç Kutusu” buluş başlıklı faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne ve sicilden silinmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin faydalı model belgesine konu buluşunun yeni olduğunu ve başvuru tarihi de göz önünde bulundurulduğunda uzun yıllardır sektörde bulunduğunu, yenilik incelemesi yapılırken faydalı modeldeki istemlerde bulunan unsurların, başvuru ya da rüçhan tarihindeki dökümanlardan birisinde ve bir bütün olarak yer alıp almadığının araştırılacağını, bir dökümanın istemin yeniliğini yok edebilmesi için istemlerdeki unsurların tamamının tek bir dökümanda bulunması gerektiğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde örnekleme yaptığı faydalı modellerin dünyadaki hangi ülkenin patent kurumunca verilen hangi tescil numaralı belgeler olduğu konusunda bir açıklama yapmadığını, davacının öncelikle bu hususları net olarak açıklaması ve ayrıca belgelerin Türkçe'ye çevrilmiş hallerini de sunmasının gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu ile Elster belgesi 2004 ve 2012 modellere ilişkin broşürlerin incelendiği, bu belgelerin tarih taşıdığı ve faydalı modelin iki istemini de içerdiğinin ve yenilik bulunmadığının belirlendiği, öte yandan davacı tarafından, yine ilgili teknik alanda uzman öğretim üyesinin hazırladığı uzman mütalaasının sunulmuş olduğu, uzman raporunun da aynı teknik sonucu gerekçeleriyle ortaya koymuş olduğu, bu durumda faydalı model tescili belgesinin yasaya uygun tescillenmediğinin anlaşıldığı, 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (551 sayılı KHK) uyarınca, faydalı model başvurularında araştırma raporu düzenlenmesi zorunluluğu bulunmadığından, başvurunun önceki teknik kapsamındaki anılan, Elster vb. belgelere rağmen, tescilinin yapıldığının anlaşıldığı, buna göre 551 sayılı KHK'nın 165 inci maddesi uyarınca; yasal "yenilik" kriteri bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı 2015/03091 sayılı faydalı modelin hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin vermiş olduğu kararın kendilerince itiraz edilen ve karar vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayandığını, yeni bir bilirkişiden rapor alınması taleplerinin reddedilerek eksik inceleme ile karar verilmiş olduğunu, sundukları marka ve patent vekilince hazırlanan teknik değerlendirme raporunun adeta yok sayıldığını, bilirkişi tarafından ilk değerlendirmede "...ana istem olan 1 nolu istem ele alındığında ilgili yönetmelik hükümlerine uygun yazılmamış olduğu düşünülen bu istemde sayaç kutusunun..." şeklinde bir ifade bulunduğunu bilirkişi tarafından istemin yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmadığına ilişkin bu ifadenin izaha muhtaç olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRK PATENT) olarak hazırlanan "Faydalı Model Başvurusu Nasıl Hazırlanır?" başlıklı, Ocak 2012 tarihli kılavuza bakıldığında, başvuruda olması gerekenlerin ayrıntılı olarak anlatıldığını, müvekkili adına faydalı model isteminin de olması gerektiği gibi ve yönetmeliğe, TÜRK PATENT tarafından bizzat hazırlanan başvuru kılavuzuna uygun olduğu, kaldı ki müvekkili adına kayıtlı faydalı model başvurusunun, tek yetkili mercii olan TÜRK PATENT'e yapılmış olup tescil aşamasındaki incelemenin de yine tek yetkili TÜRK PATENT tarafından gerçekleştirildiğini, hal böyleyken bilirkişinin bu şekilde bir ifade kullanmasının kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi tarafından davacı delili olarak sunulan dökümanlardan en çok Cn203191420 İlan (Cn20132180783 Başvuru Numaralı Faydalı Model) üzerinde durulduğunu, müvekkilinin faydalı modelinin yenilik vasfını kırdığı kanaatine varıldığını, dosyaya sundukları teknik değerlendirmelerin yapıldığı marka ve patent vekili tarafından hazırlanan raporda belirtildiği üzere; söz konusu CN203191420 ilan ve CN20132180783 başvuru numaralı faydalı model dökümanın da, 2015/03091 numaralı faydalı modelde korunmak istenen yapılardan sadece iletişim modülünün var olduğu, ancak müvekkili faydalı model isteminde bahsedilen iletişim modülünün değiştirilebilir, takılıp- çıkarılabilir vb. herhangi bir teknik özelliğinden bahsedilmediğini, bu bakımdan kanaatlerine göre yenilik unsurunu kırıcı herhangi bir bilgi içermediğini, oysa bilirkişi tarafından aksi yönde kanaat belirtilmiş olup, bu hususta 1 nolu istemde yenilik kriterinin tamamen kırıldığına dair dayanak olaraksa "bahsedilen sayacın kapağının mühürlenebileceği de teknik alandaki uzman kişi için rutin alalade bir durumdur" denildiğini, bu ifadenin bilindiği üzere "yenilik" değil, "buluş" basamağına ilişkin olduğunu, dünyanın bir çok ülkesinde de uygulandığı üzere, müvekkilince gerçekleştirilen geliştirmenin ise faydalı model konusu olduğunu, 551 sayılı KHK ve literatürde açıkça belirtildiği gibi faydalı model konusu geliştirmelerde buluş basamağı aranmamakta olduğu, son olarak bilirkişi tarafından Elster dökümanı 2004 ve 2012 A1700 model broşürlerine ilişkin "tak-çıkar yapıda haberleşme modülü" içerdiği ve bu nedenlerle de müvekkili faydalı modelinde bulunan istemleri içinde barındırdığı yani yenilik kırıcı olduğunun belirtildiği, daha önce sunulan teknik raporda ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere bu kanaate katılmalarının mümkün olmadığı, zira var olduğu iddia edilen yenilik kırıcı unsurların söz konusu dokümanlarda bulunmadığını, müvekkili faydalı modelindeki istemleri yenilik kırıcı olacak şekilde ihtiva etmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut uyuşmazlıkta, Mahkemece hükme esas alınan ve konunun uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenmiş bulunan, denetime ve hüküm kurmaya elverişli raporda, tüm bu hususlar değerlendirilerek dava konusu faydalı modelin tüm istemleri yönünden yeni olmadığının gerekçeleriyle ve karşılaştırmalı olarak açıklandığı görülmekle, mahkemece bu rapora dayalı olarak hüküm kurulmasında usul ve esas yönünden hukuka aykırı bir yön görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

Dava, faydalı model belgesinin yenilik unsuru taşımadığından bahisle açılan hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 551 sayılı KHK'nın 154,165 inci maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.