Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 27.05.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilinin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 20.01.2017 tarihinde yakalandığını, 02.02.2017 tarihinde tutuklandığını, 13.11.2018 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama neticesinde beraatine karar verildiğini belirterek; haksız tutuklama tedbiri nedeniyle 100.000 TL maddi, 300.000 TL manevi tazminatın yakalandığı, gözaltına alındığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini" talep etmiştir.
2. Davalı vekili 01.07.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "davanın süresinde açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir.
3. Diyarbakır 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2019 tarihli ve 2019/442 Esas 2019/362 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 09.01.2020 tarihli ve 2019/452 Esas 2020/34 Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 15.12.2021 tarihli, hükmedilen tazminat miktarına göre hükmün kesin olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddi görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Davalı vekilinin temyiz istemi; davacının kendi kusuruyla tutuklanmasına neden olduğuna, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fazla olduğuna, faize hükmedilmesinin ve faiz başlangıcının hatalı olduğuna, davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacının gözaltında geçirdiği tarihlerde daha fazla kazanç elde ettiğine ilişkin bir belge ibraz edilmediğinden, davacının hürriyetinden yoksun kaldığı tarihteki asgari ücret üzerinden maddi tazminat hesaplandığı ve buna göre belirlenen 33.086,48 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 20.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; maddi tazminat açısından davacı lehine maddi tazminat olarak 32.660,32 TL ödenmesine karar verilmesi gerekirken, hatalı hesaplama yapılarak maddi tazminatın 33.086,48 TL olarak hükmedilmesi hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün 1. fıkrasının; ''Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 32.660,32 TL maddi tazminatın gözaltı tarihi olan 20.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" şeklinde yazılması suretiyle, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Tazminat talebinin dayanağı olan Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/51 Esas 2017/191 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 20.01.2017 - 13.11.2018 tarihleri arasında 1 yıl 9 ay 23 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 26.04.2019 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 72.070 TL olduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından davalı aleyhine 33.086,48 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminata hükmedildiği, bu karara yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından maddi tazminat miktarının 32.660,32 TL olarak düzeltilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu şekilde davalı aleyhine hükmedilen toplam 82.660,32 TL tazminata hükmedildiği gözetilerek, davalı aleyhine hükmedilen tazminat miktarının kesinlik sınırının üzerinde olduğu anlaşıldığından tebliğnamede ki görüşe iştirak edilmemiştir.
Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1. Davacının tazminata esas ceza yargılaması sırasında suçlamaları inkar ettiğinin anlaşılması karşısında 5271 sayılı Kanunun 144 ncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki koşullar oluşmadığından davacının kendi kusuruyla tutuklanmasına neden olduğuna yönelik davalı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuş ise de temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
4. Davacı vekilinin dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminatlara yakalama tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi yönündeki talebi dikkate alınarak, davacı lehine hükmedilen tazminatlara yakalama tarihi olan 20.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faize hükmedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
5. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 09.01.2020 tarihli ve 2019/452 Esas 2020/34 Karar sayılı kararında davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Diyarbakır 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2023 tarihinde karar verildi.