Esastan ret
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tenfizi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; muris Bedri Söyletir'in 30.09.2019 tarihinde düzenlediği vasiyetname ile tüm mirasını davacılara bıraktığını belirterek vasiyetnamenin tenfizini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tenkis davası açtıklarını, açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davanın dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tenfizi istenen dava konusu vasiyetnamenin, muayyen mal vasiyeti niteliğinde olmayıp mirasçı nasbına ilişkin olduğu, atanmış mirasçıya buna ilişkin mirasçılık belgesi verilmesi yeterli olup bu nitelikteki belge ile ayni hakların bu kişi adına tapuda tescilinin mümkün olduğu, bu halde ise davacıların davayı açmakta hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların atanmış mirasçı değil murisin yasal mirasçıları olduğunu, veraset ilamı ile tapu dairesinde işlem yapmanın mümkün olmadığını, kararın hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının talebinin vasiyetnamenin tenfizine ilişkin olduğu, dava konusu vasiyetnamenin içeriği itibariyle muayyen mal vasiyeti niteliğinde olmayıp mirasçı atanmasına ilişkin olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; murisin yaptığı işlemin belirli mal vasiyeti olduğunu, tenfizinin zorunlu olduğunu, verilen kararın hatalı olduğunu belirterek kararınn bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 598 inci maddesinin ikinci fıkrası, 599 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ile 600 üncü maddesi.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Vasiyetnamenin tenfizi davası muayyen mal vasiyetini kapsayıp mirasçı nasbını kapsamaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 599 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; atanmış mirasçılar mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Eş söyleyişle atanmış mirasçı, mirasbırakanın ölümü ile tereke üzerinde doğrudan ve kendiliğinden bir ayni hak kazanır. Bu durumda, mirasbırakandan intikal eden ayni hakların, atanmış mirasçı adına tescili için vasiyetin tenfizi davasına ve mahkeme hükmüne ihtiyaç yoktur. Atanmış mirasçıya veya bu kişinin mirasçılarına, başvurusu üzerine sulh hukuk mahkemesi tarafından 4721 sayılı Kanun'nun 598 inci maddesi uyarınca atanmış mirasçı olduğunu gösteren mirasçılık belgesinin verilmesi yeterlidir. Tapu Sicili Tüzüğü'nün 20 nci maddesinin birinci bendine göre bu nitelikteki belge ile ayni hakların bu kişi adına tapuda resmi senet düzenlenmeksizin tescili mümkündür.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.