Davanın reddi

Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.12.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ... ve Av. ... ... ile davalı vekili Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Sarmaksan Metal A.Ş.'nin eski ortağı olduğunu, hisselerini 2005 yılında devrettiğini, banka tarafından 2010 yılında gönderilen ihtarname ile şirketin 2009 yılında kullandığı krediden dolayı ödeme yapmalarının istendiğini, 26.04.2011 tarihinde bilgileri ve rızaları olmadan hesaplarından 100.000,00 TL çekildiğini ileri sürerek, haksız yere hesaptan çekilen 100.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Sarmaksan Metal A.Ş.'nin genel kredi sözleşmesi kapsamında 1995,1998,2001,2002,2005 yıllarında kredi kullandığını, davacının sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşme kapsamında rehin, hapis, takas, mahsup hakları bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Mahkemece 28.05.2014 tarih, 2013/129 E. ve 2014/242 K. sayılı kararı ile davacının 1995-2005 arası düzenlenen genel kredi sözleşmelerini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, hisseler devredilse bile genel kredi sözleşmesinin yürürlükte olduğu, sorumluluğunun devam ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dairemizin 16.02.2016 tarih, 2015/8890 E. ve 2016/1536 K. sayılı kararıyla, mahkemece hesap kat ihtarında bahsi geçen hesap numaraları ve 2009,2010 yılı kredi sözleşmeleri ile davacının imzası bulunan 1995,2001,2005 tarihli genel kredi sözleşmeleri getirtilerek, hesap kat ihtarına konu borcun hangi sözleşmeden kaynaklandığı, davacının imzası bulunan kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borçların kapatılıp kapatılmadığı, sonradan imzalanan kredi sözleşmelerinin, davacının imzası bulunan genel kredi sözleşmesinin eki niteliğinde olup olmadığı, davacının bu kredilerden dolayı kefaletinin devam ... etmediği belirlenerek, neticesine göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak ve alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek 2008 yılına kadar verilen teminat mektuplarının davacının imzası kapsamındaki kredi sözleşmesindeki sorumluluk içinde kaldığı, kat ihtarına konu depo edilmesi istenen teminat mektubu miktarı 37.135,00 TL'nin davacının imzaladığı kredi sözleşmeleri kapsamında bulunduğu, kredili mevduat hesabının borç bakiyesinin 209.074,18 TL olduğu, bu hesabın açılışının davacının kredi kefaleti sırasında gerçekleştiği, buna göre davacının taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin 2005 yılına kadar şirket ortağı olduğunu, bu tarihten sonra şirketten ayrıldığını, ortak olduğu dönemde şirketin kredi borçlarına kefil olmuş ise de söz konusu kredi borçlarının ödenerek son bulduğunu, sonraki tarihli kredi sözleşmelerinde ise imzasının bulunmadığını, ... kredi sözleşmelerinin imzalanması ile eski sözleşmelerin artık yürürlükten kalmış olacağını, sonraki tarihli krediler kapsamında önceki tarihli hesap numaralarının kullanılmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen kefalete ilişkin şartların mevcut olmadığı gözetildiğinde kefaletlerin dahi geçersiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, bankanın alacağı nedeniyle davacının hesaplarından mahsup edilen tutarın istirdat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacının kredi sözleşmelerine kefaleti nedeniyle ihtarnamede belirtilen borçlardan sorumlu olup olmadığına ilişkindir.

818 sayılı Borçlar Kanunu'nun kefalete ilişkin 483 üncü maddesi ve devamı hükümleri.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.