Esastan ret
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve kâl talep edilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkillerinin murisi ...'un 21/04/2016 tarihinde öldüğünü, taşınmazların 21/11/2016 tarihinde müvekkilleri adına tapudan intikal ettiğini, dava konusu 2 ada 68 parsel sayılı taşınmazın fiilen Serik Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından spor sahası olarak kullanılan alan içerisinde kaldığını öğrendiklerini ileri sürerek, 68 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından yapılan müdahalenin men’i ile taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın kâl’ine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; el atmanın önlenmesi davalarının haksız eylem niteliğinde olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, idarenin iyi niyetli olduğunu, müdahalenin men’i ve binaların kâl'i davasının açılabilmesi için tüm paydaşların davada yer alması gerektiğini, mecburi dava arkadaşlığının olduğunu, dava şartının yerine getirilmediğini, kâl kararı verilmesinin fahiş zarara yol açacağını ve kamu yararına aykırı olacağını, davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile davalı kurumun davacılara ait 2 ada 68 parsel sayılı taşınmaza 1.032,18 metrekarelik istinat duvarıyla çevrilmiş kısma yönelik el atmasının önlenmesine, davacıya ait taşınmazdaki tecavüzlü alan içerisinde bulunan ve spor alanı olarak yapılan kısımdaki imalatların kal'ine, yıkım masraflarının davalı idareden alınmasına, hüküm fıkrasında kal'ine karar verilen imalatların yıkım işleminin kararın kesinleşmesinden itibaren 1 aylık süre içerisinde davalı kurum tarafından yerine getirilmesine, bu süre içerisinde davalı kurumca kâl işlemi yapılmadığı takdirde söz konusu imalatların kâl'inin davacı tarafça yerine getirilmesine, yıkım masraflarının davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 667 sayılı KHK hükümleri gereğince kapatılan vakıflara ait taşınmazların mülkiyetinin Vakıflar Genel Müdürlüğüne geçmiş olması nedeniyle husumetin Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olduğunu, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının taşınmazına yapıldığını ileri sürdüğü müdahaleye itirazı olmadığını, idarenin iyi niyetli olduğunu, men'i müdahale ve kal davası açılabilmesi için tüm paydaşların davada yer alması gerektiğini, kâl kararının fahiş zararlara yol açacağını, eğitim faaliyeti yapılan bina ve eklentilerinin yıkımının mümkün olmadığını, taşınmaz üzerinde kamu binasının olması halinde men'i müdahalenin istenemeyeceğini, husumetin belediyeye yöneltilmesi gerektiğini, uzlaşma şartının gerçekleşmediğini, özel okul alanına dahil edilerek etrafı duvarla çevrilen ve okulun bahçesi ve spor sahası olarak kullanılan bölüm yönünden husumetin özel okul sahibi olan şirkete yöneltilmesi gerektiğini, en fazla posta giderlerinin idareye yükletilmesi hususunda karar verilmesi gerekirken, vekalet ücreti, karar ve ilam harcının idare tarafından ödeneceğine ilişkin hükmün usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın tapuda davacılar adına kayıtlı olduğu, davacıların mülkiyet hakkına dayanarak açtığı davada davalının üstün bir hakkının bulunmadığı, el atmanın önlenmesi ve kal talepleri yönünden verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki, aşamalardaki ve istinaf başvurusundaki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve kâl istemlerine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.
Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.
Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı kurum harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.