Esastan ret

Taraflar arasındaki önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalının 121 ada 6 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduklarını, davalıya ait payın 10.05.2015 tarihinde satın alındığını belirterek davacının önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptalini, davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; 19.03.2015 tarihinde Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması nedeniyle 2B kapsamında ödenmesi gereken bedellere karşılık arazinin bir kısmının davalı adına tescili ile ardından kat karşılığı inşaat yapılacağı hususunda davalı ile ..., ...,... ve ... arasında sözleşme imzalandığını, davalının kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, 2B için gereken ödemenin yapıldığını, hissenin 10.05.2015 tarihinde davalı adına tescil edildiğini belirterek ortada gerçek bir satış olmadığından davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "...dava konusu taşınmazdaki pay satışının davalıya 6292 sayılı Kanun hükümlerince yapıldığı, Türk Medeni Kanunu'nun 732 nci maddesinde paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen 3 üncü kişiye satması halinde diğer paydaşların önalım hakkını kullanabileceğinin düzenlendiğini, bahsi geçen taşınmazın tapu kaydının hisseli olarak taraflar arasında oluşması nedeniyle önalım hakkının kullanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine" karar vermiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili; taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkının davacı ile ...'na ait olduğunu, bir pay veya hisse satışı yapılacaksa bu durumda davacının söz konusu payı iktisap etmede önceliğinin olması gerektiğini, tapu kaydı hisseli olarak oluştuğundan bahisle önalım hakkının kullanılamamasının hakkaniyetle bağdaşmadığını, hükmün kaldırılması gerektiğini dile getirmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini dile getirmiştir

Dava, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1. Ön alım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.

2. 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ve Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun kapsamında yapılan satışlarda yasanın amacı ve tahsis sebebi esas alındığında gerçek anlamda bir satıştan söz etmek mümkün değildir.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalıya gerçek anlamda yapılan bir satışın söz konusu olmadığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.