İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkiline ait 230 m²'lik tapu tahsis belgesinin kapsadığı Kağıthane ilçesi, Şirintepe Mahallesi, 5163 ada 19 parselin hak edilen kadar hissesinin davacı adına tescilini istemiştir.

Davalı ... vekili, davacı adına tescil koşullarının oluşmadığını, tapu tahsis belgesinin tapu kütüğüne şerh edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

A. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne, ... ilçesi, ... Mahallesi, 5163 ada 19 parsel numaralı taşınmazın 149,50/1615,10 hissesinin iptaline, iptal edilen hissenin davacı adına tesciline karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesi, 2981 sayılı Yasa koşullarının oluştuğunu, 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa'nın 10/C-2 maddesi gereğince, tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının (DOP) davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak, tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmesi gerektiğini, 230 m²'nin %35'i kesildiğinde geriye kalan 149,50m² yerin davacı adına tesciline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili; dava konusu taşınmazın imar planında yeşil alan ve park alanında kaldığını, bu nedenle tescilinin mümkün olmadığını, davanın reddi gerektiğini belirterek, hükmü istinaf etmiştir.

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabülü ile İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/10/2021 tarih ve 2016/288 Esas, 2021/342 sayılı Kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesi kararında; ''... mahkemece 1988 tarihindeki imar planları doğrultusunda taşınmazın kısmen konut alanında kalması nedeniyle tescil isteminin kabulüne karar verildiği; ancak dosyada bulunan 31/12/2007 onay tarihli son imar planı doğrultusunda taşınmazın çocuk bahçesi olarak kamusal alanda kaldığı, imar uygulamasının bir idari işlem olduğu, idari işlemin iptali hakkında bir mahkeme kararı bulunmadığı, imar planının halen geçerli olduğu ve taşınmazın bu plana göre çocuk bahçesi alanında kaldığı, 2981 sayılı Yasa'nın 10/C maddesi kapsamında yapılan imar ıslah planı ile mülkiyetin nakli koşullarının oluşmadığı, kapsam dahilindeki gecekonduların belirlenmesine ilişkin yönetmelik 3 üncü maddesinin Kanun'un 10 uncu maddesinde belirtilen mülkiyetin nakline ilişkin kurallara istisna oluşturmayacağı, hükmün dosya kapsamına uygun bulunmadığı...'' gerekçeleri ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili, tahsis edildiği tarihte taşımazın imarda konut alanında kaldığını, bu nedenle davanın kabulü gerektiği belirtilerek verilen kararı temyiz etmiştir.

Uyuşmazlık, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2981 sayılı Kanun hükümleri.

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.