Hükümlülük, HAGB
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra
I) Müşteki ... vekilinin temyiz istemine yönelik yapılan incelemede;
Banka zimmeti suçlarında doğrudan zarar görenin banka olduğu, sanıklara atılı zimmet suçundan doğrudan zarar görmeyen açılan davaya katılmaya ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından, müşteki vekilinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II) O yer Cumhuriyet savcısının, katılan Türkiye İş Bankası vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz istemlerine yönelik yapılan incelemede ise;
1. Suç tarihlerinde Türkiye İş Bankası Bodrum Şubesinde limit üstü işlemler gişesinde kıdemli memur olarak görev yapan sanık tarafından, mudi ...'nin hesaplarından 05.02.2007 tarihinden başlayarak 2011 yılı ortalarına kadar toplamda 317 adet işlemle 132.958,41 TL ve 2.340 USD.nin zimmete geçirildiği somut olayda, ilgili işlemlere ait fişler üzerindeki imzaların, katılan bankanın bilgi işletim sisteminde kayıtlı mudiye ait imza örneği ile benzer olduklarının tespit edilmesi, sanığın aşamalardaki savunmalarında mudi ...'nin sistemde kayıtlı imzasını taklit ettiğini beyan etmesi, yine sanığın mudinin bilgisi ve talimatı olmadan sahte imza ile oluşturduğu kredilerin 2 ay gecikmeye düşmesine rağmen mudinin banka tarafından bilgilendirilmemesi üzerine yapılan incelemede, sanığın müşteri iletişim adresi ve telefon bilgilerinin 19.09.2008 tarihinde değiştirilmesini sağlayarak banka sistemine iletişim numarası olarak kendi numarasını tanımladığının anlaşılması, ayrıca hesap cüzdanını zaman zaman yazdırarak hesaplarını kontrol eden mudinin, zimmete konu işlemleri farketmesini önlemek amacıyla mudiye verdiği hesap cüzdanının iç yüzüne ilgili bankanın farklı bir müşterisine ait vadeli TL hesabının hareketlerini yazdırması ve kanuni soruşturma raporuna göre bu hesabın bakiye ve hesap hareketlerinin mudi ...'nin hesabıyla benzer olduğunun belirlenmesi karşısında, bu fiiller bakımından sanığın eyleminin olayda zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranış niteliğinde olduğu ve 5411 sayılı Yasanın 160/2. maddesi kapsamında nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde basit zimmetten uygulama yapılmak suretiyle eksik ceza tayini,
2. Her ne kadar mahkemece, sanığın mudiler ... ve ...'a yönelik eylemleri, anılan mudilerin bankayı ibra etmeleri ve şikayetçi olmamaları gerekçe gösterilerek zimmet kapsamında değerlendirilmemiş ise de;
a) Mudi ... tarafından katılan bankaya 22.08.2011 tarihli ibraname sunulmuş olmasına rağmen anılan mudiye yönelik eylemler nedeniyle zimmetten doğan zararın giderilmediği, kaldı ki mudinin 08.06.2011 tarihi itibarıyla vadeli USD hesabında bakiye bulunmadığının tespit edildiği, ancak hesap cüzdanının iç yüzüne katılan bankanın farklı bir müşterisi olan ....'ın vadeli hesabının bakiyesinin yazdırıldığı, bu şekilde sanığın sahte imzalar ve bankamatik kartı kullanılarak toplamda 125.843,83 USD ile 75.856,76 TL yi zimmetine geçirdiği gözetilerek, mudi ...'ın 675950 nolu vadeli hesabından gerçekleşen işlemlerin zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranış olduğu ve 5411 sayılı Yasanın 160/2. maddesi uyarınca nitelikli zimmet kapsamında değerlendirilmesi gerektiği cihetle, adı geçen mudiye yönelik sahte imzalı tediye fişleri ile yapılan işlemlerin de olduğu dikkate alınarak nitelikli zimmet miktarının belirlenmesi açısından öncelikle, mudiye ait hesap kartonetlerinde bulunan imzalarla sahte mudi imzası taşıyan fişlerdeki imzalar karşılaştırılıp aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının mahkemece saptanması, denetime imkan verecek şekilde tutanağa geçirilmesi, işlemlerin çokluğu ve duraksama halinde mahkemeye yardımcı olma ve aydınlatma bakımından bankacılık işlemleri konusunda uzman bir bilirkişinin görüşüne başvurulup her bir işlem bakımından duraksamaya yer bırakmayacak şekilde, eylemlerin ayrı ayrı basit ya da nitelikli zimmet olup olmadıklarının tespit edilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken sadece mudi ...'ye yönelik işlemler zimmet kapsamına alınarak toplam zimmet miktarının hesaplanması ve anılan mudiye yönelik yapılan 132.958,41 TL ve 2340 USD ödemeler gözetilerek sanık hakkında 5411 sayılı Yasanın 160/4. Maddesi uyarınca cezada indirim yapılması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi,
b) Mudi ...'ın bilgisi ve talimatı olmadan 02.12.2008 tarihinde tahsis edilen 5.500 TL limitli tüketici kredisine ait işlemlere ilişkin fişler üzerindeki imzaların sahte olduğunun anlaşılması, sanığın aşamalardaki savunmalarında krediyi kendisinin kullandığını beyan etmesi, mudinin ise kendi rızası ve talimatı olmadan kredi kullanıldığını ifade etmesi karşısında, sanığın eyleminin fişler üzerindeki sahte imzaların ilk bakışta ve basit bir inceleme ile sahteliğinin anlaşılması nedeniyle basit zimmet olarak değerlendirilmesi ve söz konusu meblağın zimmet miktarına dahil edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
1. 5411 sayılı Kanunun 160/1. maddesi'nin ''...6 yıldan on iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası...'' öngördüğü gözetilmeden sanık hakkında yalnızca hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini;
2. 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihli yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,
3. Banka aleyhine işlenen zimmet suçundan, doğrudan zarar görmeyen mudi ...’nin müdahilliğine karar verilip lehine vekalet ücretine hükmolunması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin ve katılan Banka vekili ile o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.