Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma sonrasında; mahkemece "davanın kabulüne" dair verilen son karar; tüm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş olup; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek borçlunun dava konusu taşınmazlarını davalı ...'e onun tarafından da bir taşınmazın diğer davalı ...'e satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekilleri cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin 15.04.2010 tarihli ve 2007/641 E- 2010/178 K. sayılı kararı ile aciz vesikası yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 18.04.2011 tarihli, 2010/7154 E- 2011/3609 K sayılı ilamı ile; " davalı borçlunun aciz halinin gerçekleştiği ve davanın diğer koşullarının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi yerine yazılı gerekçelerle davanın reddi isabetli değildir" gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama neticesinde; dava konusu üç taşınmazın davalı-borçlu ... tarafından 15.01.2007 tarihinde toplam 14.500,00 TL fiyat ile gerçek değerinin çok altında bir değerle davalı ......., satıldığı daha sonra bu taşınmazlardan diğer ikisine göre daha değerli olan...mahallesi 244 ada 64 parsel sayılı taşınmazın kısa bir süre sonra 22.05.2007 tarihinde bu kere davalı ... tarafından diğer davalı ...’e yine gerçek değerinin çok altında bir fiyatla 52.000,00 TL üzerinden satıldığı dikkate alındığında bu satışların borçlu-davalı ... ........, ait malların alacaklıların elinden kurtarılması amacına yönelik işlemler olduğu ve batıl olup iş bu tasarrufların iptali gerektiği sonucuna varılmış ve davanın kabulüne, İ.İ.K.’nun 283/1 maddesi gereğince davacı-alacaklı tarafından davalı-borçlu ... aleyhine Ankara 17. İcra Müdürlüğü’nün 2007/6268 sayılı ve 2007/6269 sayılı ve 2007/6270 sayılı takip dosyaları üzerinden yapılan icra takiplerinde bu taşınmazlar üzerine cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu tasarrufların 2007 yılında yapıldığını, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, icra dosyalarındaki toplam borcun 13.577,33 TL olduğunu, müvekkilden talep edilen alacak miktarının fazla olduğunu, dava konusu icra dosyalarından birinin tahsil ve tasfiye edildiğini, davalı ...'in iyi niyetli 4. kişi olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 427 ve devamı maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 277 ve devamı maddeleri.

1. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığının anlaşılmasına, davalı borçlunun borcunun acz olduğu iddiasının kanıtlanamamış bulunmasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bent haricindeki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2. Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında, İİK'nun 278,279 ve 280 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarruflarının iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır. (İİK. m. 281) Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK'nun 278,279 ve 280 maddelerinden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir.

Somut olayda tasarruflarda bedel farkının bulunması gerekçesiyle dava kabul edilmiştir.
Dosya içerisinde tapu resmi senetleri incelendiğinde; dava konusu Kastamonu ili, Devrekani İlçesi,......, Mah. Şehit ..........,Caddesi mevkiinde bulunan 244 ada, 64 parselde kayıtlı taşınmazın kaydında yer alan Ziraat Bankasının 70.000 TL ipoteği ile beraber 14.500,00 TL bedel ile satın alındığı, ......,Mahallesi, .......,mevkii, 435 parselde yer alan gayrımenkulün kaydında yer alan Ziraat Bankasının 60.000 TL ipoteği ile beraber 14.500,00 TL bedelle, 735 parselde kayıtlı taşınmazın da 14.500,00 TL bedel ile satın alındığı, 244 ada, 64 parselde kayıtlı gayrımenkulün 22.05.2007 tarihinde 52.000 TL bedelle davalı 4. kişi olan ...'e devredildiği, bu gayrımenkul devredilirken de ipotek bedeli olan 31.680,00 TL bedelin Ziraat Bankasına ödendiği, 435 parsel içinde 10.000 TL ödendiği anlaşılmıştır.

Dava konusu gayrımenkullerin mahkemece belirlenen tasarruf tarihlerindeki gerçek değerleri ve gayrımenkullerin kaydında yer alan ipotek bedelleri (ödenen bedeller) birlikte değerledirildiğinde ivazlar arasında misli aşan farkın bulunmadığı, davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişiler olduğunun da davacı tarafından ispat edilemediği anlaşılmıştır. Bu durumda tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Kabule göre de bedel farkı, davalı 4. kişi ... yönünden iptal sebebi olmayıp davalı 4. kişi yönünden tasarrufun iptal edilebilmesi için davalı ...'ün davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun, davalı ... ile davalı borçlu arasında iş, arkadaşlık, tanıdıklık gibi herhangi bir ilişkinin, kötü niyetinin olduğunun, davacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı tarafından davalı 4. kişinin kötü niyeti ispat edilememesine rağmen sadece bedel farkının bulunduğu gerekçesi ile iş bu davalı yönünden de kabule karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

Yine kabule göre, davanın dayanağı olan icra dosyalarından Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2007/6269 sayılı icra dosyasının tahsil ve tasfiye edildiği dikkate alınmaksızın iş bu dosya yönünden de cebri icra yetkisi verilmesi doğru görülmemiştir.

Değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, kararın BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılara iadesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi