Esastan ret
Taraflar arasındaki miras payının devrinden kaynaklı tapu iptal ve tescil, terditli alacak istemli davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının murisinden intikal eden taşınmazda bulunan kardeşleri ... ve ...'ın hisselerini 1991 yılında devraldığını, ... ve ...'ın mirasçıları olan davalıların devir işlemlerini kabul etmediklerini belirterek davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline olmadığı takdirde taşınmaz rayiç bedelinin miras hisseleri nispetinde faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
1. Davalı ... vd. cevap dilekçesinde; davacı tarafından yapılan pay satışının ve murislerine yapılan ödemenin ispat edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
2. Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde; murisleri ...'tan bedeli ödenmek suretiyle hisse alımı iddiasının doğru olmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, taşınmaz hisse devrinin resmi şekle tabi olduğunu, yapılan işlemin geçersiz olduğunu, kesin delille ispat edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile hisseleri devir alınan davalıların murisleri arasında hisse devrine ilişkin herhangi bir yazılı sözleşmenin dosyaya sunulmadığı, dinlenen tanık beyanında her ne kadar davacı tarafından satın alınan dairelerin hisselerinin kullanıldığı ve bedelin murislere ödendiği belirtilmiş ise de dinlenen tanığın davacının kardeşi olduğu, murisler ile davacı arasındaki alım satım ilişkisinin uzunca yıllar önceye dayandığı, devir bedeli olarak ödendiği belirtilen bedele yönelik olarak da herhangi bir kayıt ya da yazılı delilin sunulmadığı, yakınlığı nedeniyle sadece bu tanığın beyanının hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, davacıya yemin hakkının hatırlatıldığı, yemin teklifinde bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın tanıkla ispatının mümkün olduğunu, kardeşler arasında yapılan işlemlere ilişkin senetle ispat zorunluluğunun bulunmadığını, mahkemenin tek tanık beyanı ile karar verilemeyeceği yönündeki kabulünün yerinde olmadığını, davalılar tarafından davacıya gönderilmiş mesajlar olduğunu bunların mahkemece incelenmediğini, yazışmaların delil başlangıcı olduğunu, yemin delilin hatırlatılmasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 677 nci maddesi gereği mirasçılar arasındaki satışın yazılı olmasının ispat şartı olmayıp geçerlilik şartı olduğu, miras payının adi yazılı senetle devri mümkün ise de davacı tarafça bu nitelikte bir senet ibraz edilemediği, yerel mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık, miras payının devrinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil, terditli alacak istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 677 nci maddesi.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 677 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince, terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. Somut olayda, davacı ile davalıların murisleri olan Fatma Çakmak ve Süleyman Yılmaz arasında miras payının devrine ilişkin yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.