Esastan ret

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.12.2023 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mevduatını uzun yıllardır davalı bankada değerlendirdiğini, işlemlerini de Rahmanlar Şubesi çalışanı ... ...'in takip ettiğini, Rahmanlar Şubesinden Gebze Şubesine tayin olan ... ...'in hesaplarını Gebze Şubesine aktarmasını istemesi nedeniyle müvekkilinin döviz hesaplarını Gebze Şubesine aktardığını, Bahreyn hesaplarına yatırım yapıldığını, süreç içinde müvekkilinin talimatlarının işleme alınmadığını, üzeri çizilerek eklemeler yapıldığını ve bütün bunların müvekkilinden saklandığını, müvekkilinin 2003 yılına kadar hesaplarına para yatırarak USD ve vadeli hesapta tuttuğunu, müvekkilinin 23.01.2003 tarihinde Gebze Şubesine giderek şubeden hesap dökümü istediğini, banka görevlisi ...'ın, paranın 0172-4003971-9 vadeli hesapta olduğunu söylediğini ve vade başlangıcı 17.01.2003, vade sonu 17.02.2003 olan 28 gün vadeli 550.371,00 USD tutarlı, 23.01.2003 tarihli "Vadeli Ana Hesap Durumu" belgesini verdiğini, 17.01.2003 tarihli 550.371,00 USD tutarlı dekontla müvekkilinin parasının varlığını ispat ettiğini, hesabı açan ve onaylayan görevlinin imzasının dekontta görüldüğünü, davalı banka bu hesabın yanlışlıkla açıldığından aynı gün kapanışının yapıldığını iddia etse de bunu kabul etmenin mümkün olmadığını, para olmadan hesap açılamayacağını, yine müvekkilinin onayı olmadan hesabın kapatılamayacağını, müvekkilinin hesabını Rahmanlar Şubesine taşımaya karar verip 17.03.2003 tarihinde 185.384,00 USD + faiz hesabının hemen, 551.763,00 USD+faiz hesabının ertesi sabah Rahmanlar Şubesine virman yapılması ve hesabının kapatılması için talimat faksladığını, Gebze şubesinin aynı gün 185.384,00 USD virman yaptığını, ertesi gün 551.763,00 USD'nin virman edilememesi üzerine müvekkilinin Şubeyi arayıp paranın neden virman yapılmadığını sorduğunda para olmadığının söylendiğini, davalı banka çalışanının 17.03.2003 tarihli talimatı tahrif ettiğini, sonradan edinilen bilgilere göre görevli ... ... tarafından 17.03.2003 tarihli talimatın 551.763,00 USD olan kısmının çizilerek işleme almadığını, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/218 E., 2009/9 K. sayılı dosyasında ... ...'in zimmet suçundan beraatine ve Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 01.12.2010 tarihli kararı ile kamu davasının zamanaşımı nedeni ile ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, davalı banka müfettişlerinin ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) soruşturma rapor düzenlediğini, ceza dosyasındaki bilirkişilerin bu raporları esas alarak rapor düzenlediğini, birbirinin aynı olan bu raporların dikkate alınamayacağın ileri sürerek 978.559,00 TL'nin 17.01.2003 tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hesaplarından pek çok kez nakit çekimi gerçekleştirdiğini, hiç para çekmediği kabul edilse dahi Bahreyn şubesi nezdinde hesap açılması amacı ile yatırılan tutarların toplamının 306.093,00 USD olabileceğini, 17.01.2003 tarihine kadar iddia edildiği gibi 550.371,00 USD tutarına ulaşmasının faiz oranları dikkate alındığında mümkün olmadığını, verilen 23.01.2003 tarihli sistem görüntüsünde hesabın kapalı olarak belirtildiğini, davacının bu durumun farkına varmayarak 2 ay sonra talepte bulunmasının şüphe uyandırdığını, sehven açılan hesap dökümünü banka çalışanı ile aralarında özel güven ilişkisi doğrultusunda elde eden davacının yalnızca bu belgeye dayanarak dolandırıldığı iddiasında bulunmasının gerçeği yansıtmadığını, davacının tek dayanağının sehven açılıp 5 dakika sonra kapatılan bir hesaba ilişkin döküm olduğunu, davacı ile banka personeli arasında bankacılık ilişkisi dışında kişisel güvene dayalı diyalog bulunduğunu, hesabın açılmasından yalnızca 5 dakika sonra yapılan kapama işlemi ve dekont üzerine yazılan sehven şerhinin işlemin niteliğini açıkça ortaya koyduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı bankanın Rahmanlar şubesiyle çalışmakta iken paralarını Gebze şubesine aktardığı, davacının havalesini talep ettiği 551.763,00 USD'nin davalı bankanın Rahmanlar şubesinde mevcut olduğunu kanıtlayamadığı gibi bu paranın Rahmanlar şubesinden Gebze şubesine havale edildiğini veya Gebze şubesine bu miktarda parayı nakit olarak yatırdığını da kanıtlayamadığı, mübrez raporlarda Bahreyn hesap dökümlerinin incelenmesinde; vadeli hesapların temditler sonucunda kalan mevduat tutarının davacının Gebze Şubesine aktarıldığı ve bunun neticesinde de davacının talimatı ile Rahmanlar Şubesindeki hesabına 17.03.2003 tarihinde 187.727,02 USD virman yapıldığının belirlendiği, dolayısıyla davacının dayandığı dekonttaki 550.371,00 USD'nin kaynağını ve paranın fiilen bankaya girdiğini kanıtlayamadığı, işlemin hataya dayalı kaydi nitelikte olduğu, salt dekontun davacının alacaklı olduğunu ortaya koyamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davalı bankanın ve çalışanının hukuka aykırı işlemlerinin dikkate alınmadığını, davalı banka çalışanı tarafından vadeli döviz hesapları ile Bahreyn hesaplarına yatırım yapıldığı bilgisi verilmesi nedeniyle müvekkilinin daha sonraki talimatlarını verdiğini, bazı talimatların işleme alınmadığını, üzerinin çizildiğini, eklemeler yapıldığını ve bunların müvekkilinden gizlendiğini, itiraza rağmen davalı bankanın Gebze Şubesi kayıtlarını inceletmediğini, davalı bankanın talep edilen bilgileri vermediğini, ceza mahkemesinde hatalı olarak beraat kararı verilmesine neden olan raporların Mahkemece bilirkişi incelemesinde kullanılmasının ve kararda dikkate alınmasının hukuka aykırı olduğunu, banka ve BDDK müfettişleri tarafından düzenlenen raporların birbirinin aynı olduğunu, Yargıtay tebliğnamesinde beraat kararının kaldırılmasının talep edildiğini, Mahkemece bilirkişi incelemesinin davalı bankanın bilişim sistemi üzerinden yaptırıldığını, verilerin doğruluğunun 14.04.2014 tarihli dilekçeleri doğrultusunda yapılacak inceleme ile ortaya çıkabileceğini, 17.01.2003 tarihinde 550.371,00 USD'lik hesabın açıldığı ve aynı gün hesabın kapandığını, hesap açma ve kapama işlemlerinin bankanın yetkili çalışanları tarafından yapıldığını ayrıca müvekkiline 23.01.2003 tarihinde 550.371,00 USD ile ilgili hesap durum raporu verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönden yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere benzer sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davacının davalı bankadan talep edebileceği alacağı bulunup bulunmadığına ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.