Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar Gümrükler Genel Müdürlüğü ve ... (Horoz Lojistik Kargo Hizmetleri ve Tic. AŞ) aleyhine 06/08/2009 gününde verilen dilekçe ile haksız el koyma nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı ... yönünden kısmen kabulüne, davalı ... yönünden reddine dair verilen 09/12/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1-Davalı ...’nün temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, haksız el koyma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, açılan davanın davalı ... yönünden kısmen kabulüne, davalı ... Anonim Şirketi yönünden ise reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; müvekkiline ait ...plaka sayılı aracın taşıdığı Horoz Kargo'ya ait emtianın bir kısmına kaçak olduğu iddiasıyla 27/11/2004 tarihinde el konulduğunu, ceza yargılaması devam ederken aracın 25/05/2005 tarihinde teminat karşılığı iade edildiğini ancak araç üzerinde tedbirin devam ettiğini, bu nedenle aracın yenilenemediğini ve değer kaybına uğradığını, müvekkilinin teminatın getirisinden de mahrum kaldığını belirterek, uğranılan zararın davalı idareden tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı idare vekili; aracın teminat karşılığı davacıya iade edildiğini, idarelerin açık kusurları olmadıkça yapılan yasal işlemlerden dolayı sorumlu olmayacağını, araca mevzuat gereği el konulduğunu belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... Anonim Şirketi vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının kargo taşımacılığı yapan davalı şirketle aralarında yapılan sözleşme ile muhtelif müşteriler tarafından taşınmak üzere şirkete teslim olunan kargoların naklini/taşıma işini üstlendiğini, mevzuat gereği şirketin, müşterilerin taşınmak üzere teslim ettiği kargoların içeriğini denetlemek yetkisi bulunmadığını, araca el konulmasında davalıya atfedilebilir bir kusur olmadığını, kusursuz sorumluluğuna da gidilemeyeceğini belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna dayanılarak açılan davanın davalı ... yönünden kısmen kabulüne, diğer davalı yönünden ise reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124. maddesi "Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder." hükmünü düzenlemiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu tasarısının Adalet Komisyonunda yapılan görüşmesi sırasında tasarıya eklenen 3 ve 4. fıkralara ilişkin gerekçe incelendiğinde yasa koyucunun temsilde yanılma nedeniyle yapılacak taraf değişikliğini de madde kapsamında kabul ederek düzenleme yaptığı anlaşılmaktadır. Gerekçeye bakılmaksızın dahi; yasa koyucunun daha ağır usul hatası olan tarafın yanlış gösterilmesinde kabul edilebileceğini belirttiği iradi taraf değişikliğinin, diğerine göre daha hafif usul hatası içeren temsilde yanılma halinde de yapılabileceğinin kabulü gerekir. Bu nedenle HMK'nun 124. maddesi temsilcide yanılma suretiyle tarafın hatalı gösterilmesi halinde de uygulanabilecektir.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davanın Maliye Hazinesi'ne yöneltilmesi gerekirken, Gümrükler Genel Müdürlüğü’ne yöneltilmiş olması temsilcide yanılma olarak kabul edilmelidir. Bu durumda, mahkemece öncelikle davacıya süre verilerek dava dilekçesinin Maliye Hazinesi'ne tebliği ile taraf teşkili sağlandıktan sonra uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

2-Davacının Fillo Ürün Odaklı Taşımacılık Anonim Şirketi’ne yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Karayolları Taşıma Yönetmeliği 45/2. madde ve fıkrasında, gönderenin; eşyanın cinsi, miktarı, nitelikleri, istifleme şekli, kalkış ve varış noktası, alıcının adı ve adresi ile kimliğini ibraz etmek suretiyle kendi adres ve kimlik bilgileri gibi diğer önemli bilgileri tam ve doğru olarak yetki belgesi sahibine bildirmek zorunda olduğu, yanlış ve eksik bildirimlerden doğacak sorumluluğun gönderene ait olduğu, yetki belgesi sahibinin, gönderenin bildirmek zorunda olduğu bilgileri vermemesi halinde taşımayı yapmayacağı, taşımayı yaparsa, sorumluluğun yetki belgesi sahibine ait olacağı düzenlenmiştir.
Doğubeyazıt 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/812 esas ve 2009/522 karar sayılı dosyası kapsamından, davacı ve şirket yetkilisi ile çalışanı hakkında toplu ticari kaçakçılık suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davacı ve şirket yetkilisi Halil Buzkan’ın beraatine, şirket çalışanı Halil İbrahim Çeçen’in ise cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün temyiz edilmesi üzerine de Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 24/09/2012 gün, 2012/21642 esas ve 2012/23801 karar sayılı ilamıyla kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, araç üzerine konulan tedbirin de sonlandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Dava dışı sanık Halil İbrahim Çeçen’in ceza dosyası içeriğinde yer alan ifadelerinin incelenmesinde ise kollukta alınan 26/11/2004 tarihli ifadesinde “...kolilerdeki gönderen ve alıcı isimlerini kendisine Ömer Şahin’in kaydettirdiğini, Ömer Şahin’i daha önceden tanıdığı ve ismini bildiği için kendisine kimlik sormadığını ancak söz konusu kolileri kargo şubesine Ömer Şahin’in getirip getirmediğini bilmediğini...” beyan ettiği, 14/12/2004 tarihinde savcılıkta verdiği ifadesinde “...bir şahsın kargo şubesine gelerek mallarınız yakalanmış, para karşılığında üstlenebilirim dediğini, bunun üzerine şahsı alarak karakola götürdüğünü, şahsın karakolda vazgeçtiğini, kendisini tanımadığını...” beyan ettiği, mahkeme huzurundaki ifadesinde ise “...ben Doğubeyazıtta Horoz Kargo Şube Müdürlüğü’nde bilgisayar başında gelen giden mallara ilişkin evrakların giriş çıkış işlemlerini yaparım. Suça konu kolilerde daha önceden tanımadığım, gönderen olarak Salih Aydın, alıcı olarak da Murat Karahan isimleri kaydedilmiştir. Ben Salih Aydın’dan herhangi bir şekilde şüphelenmediğimden kimlik bilgisi de sormadım. Bu şahıs tarafından verilen bilgileri bilgisayara kaydettim...” şeklinde çelişkili beyanlarda bulunduğu görülmüştür. Ceza dosyasında tanık olarak dinlenen Ömer Şahin adlı şahıs ise özetle sanık Halil İbrahim Çeçen’in kahvehaneye gelerek kendisini bulduğunu ve para teklif ederek kaçak mal yakalandığını ve suçu üstlenmesini istediğini, başlangıçta kabul ettiğini ancak karakolda olayın vehametini anlayınca vazgeçtini beyan etmiştir.
Şu hâlde; davalı kargo şirketi çalışan ve yetkililerinin mevzuata uygun işlem tesis edip etmediği, ceza dosyası içeriği ve tüm dosya kapsamı ile birlikte incelenip gerekçe de tartışılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi usûl ve yasaya uygun olmamış, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.

Temyiz edilen kararın yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... yararına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA ve davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.