Kısmen kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılar arasında 07.10.2013 tarihinde genel kredi sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşme kapsamında 08.10.2013 tarihinde Bussines Card sözleşmesi imzalandığını, davalıların genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandıkları 707.020,02 TL kurumsal finansmandan kaynaklanan borç 199.957,38 TL Bussines Card kullanımından kaynaklanan borç ile 576,27 TL masraf ve 599,44 TL kâr mahrumiyeti olmak üzere toplamda 908.113,11 TL borç tutarının davalılar tarafından ihtarnameye rağmen ödenmediğini, bu miktar üzerinden yapılan icra takibine davalıların itirazın üzerine durduğunu belirterek 908.113,11 TL üzerinden itirazlarının iptali ile takibin ferileri ile birlikte devamına, davalıların haksız itiraz nedeniyle %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hem kredi kartı borcunun hem de kurumsal finansmandan kaynaklanan borcun üç borçludan talep edildiğini, kredi kartına ilişkin formda ...'in imzası ya da kefaleti bulunmamasına rağmen ...'in kredi kartına ilişkin olduğu iddia edilen borçtan sorumlu olduğu yönünde yapılan icra takibi ve dava haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, genel kredi sözleşmesinin 17 ... sayfasındaki AHK inşaat Turizm Dekorasyon Sanayi Tic. Ltd. Şti. (''Şirket'') ve ..., 18 ... sayfadaki ... imzasından başka, sunulan evrakların diğer sayfalarında davalıların imzası bulunmadığını, her üç davalı açısından da sözleşmede imzalarının bulunmaması nedeniyle ortada geçerli bir genel kredi sözleşmesi olmadığını, önceki sayfalarda yazılan hususlar davalıların bilgisinde ve onayında olmadığını, davacı varsa alacağını sözleşme dışında genel hukuk yollarıyla talep edebilecek olduğunu, kanuni faiz dışındaki faiz işletilmesini ve diğer alacak ferilerini de talep etmesinin mümkün olamayacağını, davalılardan ... açısında geçerli bir kefalet sözleşmesi olmadığını, davacı banka tarafından sunulan evrakta "müteselsil kefil" olarak imza attığı yazılı olmasına rağmen kime kefil olduğunun, ne için kefil olduğunun belirtilmediğini, geçerli bir kefalet bulunmadığını belirterek her üç borçlu açısından da takibe konu edilen miktara, faiz oranlarına, kâr payı-gecikme tazminatı olarak belirtilen kalem ve ferilerine itiraz ettiklerini, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile davalı şirket arasında imzalanan 07.10.2013 tarihli genel kredi sözleşmesini diğer davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, kefaletin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na uygun olduğu ve geçerli olduğu, sözleşmede kurumsal kredi kartları için ... bir düzenleme bulunmadığı, ayrı bir sözleşme de bulunmadığı için davalı ...'in kurumsal kredi kartı kullanımından dolayı sorumlu tutulamayacağı, fakat her iki davalı kefilin de genel kredi sözleşmesindeki kefaletleri nedeniyle kurumsal finansmandan kaynaklanan borçtan sorumlu oldukları, davalı şirket ve kurumsal kredi kartını kullanan ...'in ise kartın tahsil edilip fiilen kullanan olmaları nedeniyle kredi kartı borcundan da sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalı borçluların Antalya 9. İcra Müdürlüğünün 2018/8594 E. sayılı dosyasına yönelik itirazlarının kısmen iptaline; takibin davalılar Şirket ve ... yönünden 694.829,79 TL kurumsal finansman asıl alacağı, 199.957,38 TL Business Card asıl alacağı, 576,27 TL masraf, 100,20 TL ihtiyati haciz masrafı, 485,00 TL ihtiyati haciz vekâlet ücreti olmak üzere toplam 895.948,64 TL alacak üzerinden, davalı ... yönünden ise 694.829,79 TL kurumsal finansman asıl alacağı, 576,27 TL masraf, 100,20 TL ihtiyati haciz masrafı, 485,00 TL ihtiyati haciz vekâlet ücreti olmak üzere toplam 695.991,26 TL alacak üzerinden ve takip tarihinden itibaren kurumsal finansman asıl alacağına yıllık %29,76 temerrüt faizi, Business Card asıl alacağına yıllık %30,24 temerrüt faizi ve faizin %5 oranında gider vergisi uygulanmak suretiyle devamına fazlaya ilişkin talebin reddine; haksız itiraz edilen asıl alacak tutarı üzerinden takdiren %20 üzerinden hesaplanan 178.957,43 TL icra inkâr tazminatının davalı ... 138.965,96 TL'sinden sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davalı ...'in davalı Şirkette yönetici olduğu dönemde kefil olarak müvekkil banka ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinde imzasının bulunduğunu, imzalamış olduğu sözleşme hükümleri gereğince Bussines Card sözleşmesinde de sorumluluğunun bulunduğunu, bilirkişi raporunun aksine kurumsal, finansman alacaklarının 707.020,02 TL olduğu halde raporda 694.829,79 TL olarak tespit edilmesinin yanlış olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Genel Kredi Sözleşmesinin 07.10.2013 tarihinde imzalandığı, Bussines Card sözleşmesinin ise Genel Kredi Sözleşmesinin imzalandığı tarihten sonra 08.10.2013 tarihinde davacı ile davalı şirket arasında imzalanıp, bu sözleşmede aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulan ...'in imzasının bulunmadığı, bu davalı tarafından da kredi kartının fiilen kullanıldığının ispat edilemediği, bu durumda kredi kartı borcundan davalı ...'in sorumlu tutulamayacak olduğu, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli usul ve yasaya uygun bulunan bilirkişi raporu ile davacının talep edebileceği alacağın tespit edilerek bu raporun hükme esas alınabileceği, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ...'in kredi kartı sözleşmesinde imzasının bulunmadığı belirtilmiş ise de Genel Kredi Sözleşmesinde imzasının bulunduğu, bu sözleşmenin 27 nci maddesi ve kredi kartı sözleşmesinin 20 nci maddesi uyarınca genel kredi sözleşmesini imzaladığı için kredi kartı sözleşmesinde de sorumluluğunun bulunduğunu, ...'in 199.957,38 TL'lik kredi kartı borcundan sorumlu olmadığı iddialarının doğru olmadığı gerekçesi ile bu miktar yönünden ret verilmesinin ve bu tutara göre de vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi ve Kredi Kartı Sözleşmesi kapsamında davalılar aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 582 nci ve 583 üncü maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.