Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... Taşçı'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sistem bağlantı anlaşması nedeniyle davalıya ait trafo merkezinde bulunan kabloların çalınmasına dayalı zararlarından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 986.394,00 TL maddi tazminatın hırsızlık tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı kuruluşunun herhangi bir haksız eylemi ve kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kabloların çalındığı TEİAŞ trafo merkezinin mülkiyetinin TEİAŞ'a ait olduğu, olay anında aydınlatmaların iptal edilerek hırsızlığa başlandığı, ancak aydınlatmadan dolayı güvenlik zaafiyeti olduğu ve zamanında müdahale edilemediği için zararın oluştuğu, hırsızın kamera bölgesinde tel örgüyü çıkartarak kablo kanalına ulaşması ve bunun zamanında güvenlik görevlilerince tespit edememesi, izlenememesi nedeni ile TEİAŞ'ın trafo sahasında yeterli ve etkin bir güvenlik sistemi kuramadığı, sahasında gerçekleşen olay ile ilgili alan güvenliği sağlayamadığı, davacının ise kabloların çalınması olayının OSB'nin tamamen işi bitirip TEİAŞ'a bildirmeden kendi kapsamındaki işler devam ederken gerçekleşmesi nedeni ile kabloların güvenliği ile ilgili tedbirleri almadığı, hırsızlık olayının en az 10 gün sürdüğünü iddia eden OSB'nin bu süre zarfında hatlarını hiç kontrol ettirmediği ve denetlemediği, TEİAŞ'dan ilave güvenlik tedbiri talebinin de olmadığı, gerekli özen ve dikkati göstermediği, tarafların meydana gelen olayda %50 sorumluluklarının bulunduğu, hırsızlık olayının meydan geldiği tarihi itibari ile zararın 946.250,92 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve 473.125,46 TL'nin 10.10.2017 tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili; olayın meydana geldiği yerin trafo merkezi olması ve önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletme olması itibariyle davalının kusurdan bağımsız tehlike sorumluluğunun ve kusursuz sorumluluk halinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm tesis edildiğini, davacıya kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, davalı vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi 3. fıkrasına aykırı şekilde tespit edildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın tam kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili; taraflar arasındaki sözleşmede kablo güvenliğinden davalının sorumlu olduğuna dair hüküm bulunmadığını, güvenlik önlemlerinin standartlara ve yasal düzenlemelere uygun olduğunu, davalıya kusur atfedilmesinin dayanağı bulunmadığını, sözleşmenin ek 4-3. maddesi uyarınca sorumluluğun davacıda olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/3. maddesi uyarınca; maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğinden, davalı lehine de davacı lehine hükmedilen 40.706,27 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilerek, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili; istinaf dilekçesinede yer almayan bir kısım nedenler ile istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ve re'sen dikkate alınacak gerekçelerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık, mülkiyeti davalıya ait olan trafo merkezinde gerçekleşen kablo hırsızlığı nedeniyle davacının uğradığı maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin 59 uncu maddesi, TEİAŞ İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği'nin 36 ncı maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 282 inci maddesi.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere özellikle; hırsızlığın gerçekleştiği alanın mülkiyeti davalıya ait olup Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği 59. ve TEİAŞ İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği 36. madde gereğince, mülkiyeti davalıya ait işin yapıldığı alana giriş-çıkışların yasak olduğu, etrafının tel örgülerle çevrili olduğu, Trafo sahasında davalı ...'ın izni olmadan çalışma yapılamayacağı, tel örgü, kamera, aydınlatma gibi güvenlik önlemleri sağlanarak trafo merkezi içerisindeki sorumluluğun davalıda olmasına, olayın oluşu itibariyle davalı yanca tesis hakkında yeterli güvenlik önleminin alınmamış olmasına, işin geçici kabulünün yapılmamış olmasının davalının da kendi kontrolü ve denetimindeki sahada 10 gün süren hırsızlık olayında gerekli önlemlerin yeterince alınmadığını göstermiş olmasına, davacının da Bağlantı Sözleşmesi kapsamında kendi üzerine düşen önlemleri almadığının, sözleşmenin "Geçici ve Kesin Kabuller" başlıklı 5/son fıkrasına göre tesiste kontrol, koruma ve kumanda merkezlerinde gerekli her türlü önlemi alma sorumluluğu olmasına rağmen gerekli tedbirleri almadığının anlaşılmış olmasına göre alınan bilirkişi raporları ve İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararların gerekçelerinde kabul edildiği üzere tarafların yarı oranında eşit kusurlu olduklarının kabulünde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı alınarak, Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan taraflara verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
- MUHALEFET ŞERHİ-
Davacı tesislerine enerji verilmesi için Elektrik Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca taraflar arasında 11.01.2017 tarihinde “bağlantı sözleşmesi” düzenlenmiş olup bu sözleşmenin;
“C Teknik Hükümler” md 2.a maddesinde “kullanıcı, uygulanacak koruma sistemi ile ilgili tasarımlarını ilgili mevzuata ve ek-5’de genel çerçevesi belirtilen şartlara uygun olarak hazırlayarak TEİAŞ’a sunmak ve koruma ayarlarını TEİAŞ’ın kontrol ve koordinasyonu altında yapmakla yükümlüdür”
Madde 7. Parellellendirme “İletim sistemi ile üretim tesislerinde parelele girme işlemine ilişkin alınması gerekli tüm tedbirler (koruma,kilitleme,iletim gibi) kullanıcı tarafından alınır ve parelele girme işlemi TİAŞ ilgili Bölge Yük Tevzi Merkezinin komuta ve talimatları doğrultusunda kullanıcı tarafından kullanım tesislerinde gerçekleştirilir.”hükümleri bulunmaktadır.
Bağlantı sözleşmesinin ekleri arasında ise “Tesis Sözleşmesi” bulunmakta olup bu sözleşmenin “Karşılıklı yükümlülükler” başlıkla 3.2.A. maddesinde “Madde 2-A’da belirtilen tesisler ilgili mevzuat ve genel hukuk ile Bağlantı Anlaşması tarihindeki TEİAŞ teknik şartnamelerine ve ilgili mevzuat hükümlerine uyulması koşulu ile Kullanıcı tarafından başlatılacak ve tamamlanacaktır.Aksi halde oluşabilecek her türlü hukuki ve mali sorumluluk Kullanıcıya ait olacak ve bu sebeple Kullanıcı, TEİAŞ’tan herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacaktır.”
“Geçici ve Kesin Kabüller” Başlıklı 5. maddesinde son paragrafta “Kullanıcı, üretim tesisinin iletim sistemi parelele girme işlemine ilişkin olarak gerek tesis aşamasında(proje tasarımında) gerek tesisin tamamlanmasını takiben kontrol, koruma ve kumanda merkezlerinde alınması gerekli tüm tedbirleri alacak ve parelele girme işlemi TEİAŞ ilgili Yük Tevzi merkezinin komuta ve talimatları doğrultusunda kullanıcı tarafından kendi tesislerinde gerçekleştirilecektir.” hükümleri bulunmaktadır.
Taraflar arasında sözleşmenin düzenlenmesi ile birlikte çevre güvenliği ve saha sorumluluğu ile ilgili “İşyere İş Güvenliği Protokolü” başlıklı belge düzenlenmiş, bu belgede isimleri belirtilen iki kişinin iş sahasında davacı adına her türlü iş güvenliğinden sorumlu olarak yetkilendirildiği anlaşılmaktadır.
Mahallinde yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporunda davacı kullanıcının bağlantı sözleşmesi kapsamında yaptığı “iletim ve üretim sisteminin” henüz geçici kabulünün yapılmadığı, elektrik verme işleminin olmadığı açıklanmıştır. Bu durumda özellikle bağlantı Sözleşmesinin eki olan “Tesis Sözleşmesi”nin “Geçici Ve Kesin Kabüller” Başlıklı 5. maddesinde belirtildiği üzere Kullanıcı yani Davacının gerekli koruma tedbirlerini almadığı bu konuda olaydan önce Davalı’ya tesisin güvenliği ile ilgili olarak uyarı yükümlülüğünü yerine getirdiğini kanıtlayamadığı, davacının kendi iddiasına göre günlerce sürede gerçekleşen hırsızlık olayı için yine kendi görevlendirdiği iş sahasının denetimi ve teknik sorumlusu olan kişilerin de bu süre içerisinde olaydan haberdar olmamalarının sözleşme ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sonuçta davalı idarenin yarı oranda kusurlu kabul edilmesinin doğru olmadığı düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyoruz.