Başvurunun esastan reddi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı asıl dava dilekçesinde; davalı yanın kendisi aleyhine 30.10.2018 keşide tarihli, 160.000,00 TL bedelli çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlattığını ancak davalıyla aralarında çek verilmesini gerektirir bir ticari ilişki bulunmadığını, çekin lehtarı olan Ardasa...Ltd. Şti. ile inşaat işi yaptığını, adı geçen şirketin ZYL...Ltd. Şti. isimli şirket ile birlikte bir adi ortaklık kurduğunu ve adi ortaklığın Kastamonu İl ... İdaresi tarafından açılan bir ihaleyi kazanarak futbol sahası yapım işini üstlendiğini, bu ihaleye ilişkin teminatın ZYL şirketi tarafından yatırıldığını ve adi ortaklık sözleşmesinin 8.maddesiyle, ZYL şirketi tarafından yatırılan teminatın Ardasa firması tarafından iade edileceğinin kararlaştırıldığını, davaya konu çekin sözü edilen hususun teminatı olmak üzere keşide edildiğini, ZYL firması yetkilisi ... ...'ün, kendisinden kefalet amacıyla çeki cirolamasını istediğini, bunun üzerine çeki cirolayarak ... ...'e teslim edilmek üzere şantiye şefine teslim ettiğini, çeki bu suretle şantiye şefinden teslim ... ... ...'ün, cironun ... ciro olmasından faydalanarak ve kendisince ileri sürülebilecek defileri bertaraf etmek için çeki gayri resmi ortağı olan davalıya verdiğini ve davalı aracılığıyla takibe koyduğunu, davalının davaya konu çekin yetkili hamili olmayıp çeki kötü niyetli olarak iktisap ettiğini ileri sürerek davaya konu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının takip konusu çeki müvekkiline ciro ettiğini, kambiyo senedi niteliğindeki çekin sebepsiz borç ikrarı niteliğinde olduğunu ve aksinin ancak yazılı delille ispat edilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 687 ... maddesi uyarınca, davalı cirantanın davaya konu çeki kötü niyetli ve ağır kusuru ile ele geçirdiğinin ispatı ile yükümlü olduğu, davacının bu yönde bir delilinin bulunmadığı, dava öncesinde davalıya yönelik bir şikayetin söz konusu olmadığı, davacını çekteki imzayı inkâr etmediği, dava konusu çekin usulüne uygun düzenlendiği, yine usulüne uygun olarak ciro edilmek üzere yetkili hamil olan davalıya verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu çekin usulüne uygun olarak bankaya ibraz edilmediğini, bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutarın ödenip ödenmediğinin belli olmadığını, bu nedenle kambiyo vasfını yitirdiğini ve kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe konu edilemeyeceğini, müvekkilinin icra takibinin diğer borçlusu olan dava dışı Ardasa .. Ltd Şti. ile ortaklıklar kurarak resmi taahhüt işleri yürüttüğünü, takip alacaklısı davalı ile ticari münasebeti bulunmadığını, davaya konu çekin dava dışı ZYL..Ltd. Şti. ile dava dışı Ardasa..Ltd. Şti. arasındaki adi ortaklığa ve sözleşmeye ilişkin olarak düzenlendiğini, dava dışı ortaklar arasındaki tahahhüt işine ilişkin teminatın kendisi tarafından yatırıldığını bu sebeple kendisine davaya konu çekin verildiğini, kendisinin kefil olarak ciro ederek ... ...’e verilmek üzere çeki teminat olarak gönderdiğini, davalıyı tanımadığını, ... ...’ün kötü niyetle hareket ederek yetkili hamil olmayan davalıya çeki teslim ettiğini, davaya konu çekin tüzel kişi tacir çeki olduğunu fakat davalı ile herhangi bir ticari ilşkinin söz konusu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, çeke dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 687 ... maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.