1- Tüm sanıklar hakkında; TCK'nın 220/1,62,53 ve 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2- Sanık ... hakkında;
a- TCK'nın 227/2, 227/6,62,52,53 ve 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet
b- TCK'nın 227/1, 227/6,62,52,53 ve 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet
3- Sanıklar ... ve ... hakkında; TCK'nın 227/2, 227/6,62,52,53 ve 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet, ( 3 kez)
4- Sanıklar ... ve ... hakkında;
a- TCK'nın 227/2, 227/6,62,52,53,54 ve 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet, ( 4 kez)
b- TCK'nın 227/1, 227/6,62,52,53 ve 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet
5- Sanık ... hakkında; TCK'nın 227/2, 227/6,62,52,53 ve 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet
6- Sanık ... hakkında; TCK'nın 227/2, 227/6,62,52,53,54 ve 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet, ( 4 kez)
7- Tüm sanıklar hakkında insan ticareti suçundan beraat,
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükmolunan cezanın süresi itibarıyla şartları bulunmadığından sanık ... müdafiinin yapmış olduğu duruşmalı inceleme isteminin CMUK’nın 318. maddesi, kovuşturma aşamasında davaya katılmayan mağdurlar ... ve ...'in katılan sıfatını kazanmamaları nedeniyle hükmü temyize hakları bulunmadığından temyiz istemlerinin CMUK'nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
Dosya kapsamına göre sanıklar ..., ... ve ... hakkında, küçük mağdure ...'a karşı ileri sürülen eylemleri nedeniyle insan ticareti suçundan, zamanaşımı süresince TCK'nın 80. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılması mümkün görülmüştür.
1- Sanıklar hakkında insan ticareti suçundan kurulan hükme ilişkin temyizin incelenmesinde;
Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve fuhuş için aracılık yapma suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyizlere gelince;
a- TCK'nın 220. maddesi anlamında bir örgütün varlığından sözedebilmek için; en az üç kişinin, suç işlemek amacıyla hiyerarşik bir ilişki ve süreklilik içerisinde, elverişli araç ve gereçlerle amaç suçları işlemek üzere bir araya gelmesi gerekmektedir.
Belirli bir amacı gerçekleştirmeye yönelmiş ve bu amaca uygun belirli bir büyüklüğe ulaşmış örgütlerin idaresini kolaylaştıran ve bu örgütleri ayakta tutup iş bölümü, süreklilik, disiplin gibi olguların sağlayıcısı olan hiyerarşik ilişkinin; suç örgütlerinin büyüklükleri ile işlemeyi amaçladıkları suçlara ve bu suçların niteliklerine, kurucu ve yöneticileri ile üyelerinin ait oldukları gelir grupları, eğitim düzeyleri ve mesleki durumları gibi hallerinden kaynaklanan niteliklerine ve sayılarına, bunların birbirleriyle olan örgütsel ilişki dışındaki hemşehrilik, akrabalık ve mesleki beraberlik gibi diğer ilişkilerinin biçim ve niteliklerine, faaliyetlerinin gizlilik içerisinde ve örtülü bir biçimde yürütülmesindeki zorunluluğa uygun olarak kurulup yürütüleceği ve örgüt adına suç işleyenler ve örgüte yardım edenler ile ilişkilerin de aynı esaslar üzerinde gerçekleştirileceği, bu kapsamda; hiyerarşik ilişkinin merkezi, gevşek veya sıkı, menfaate, güce, korkuya veya başka bir sebebe dayalı, müstakil veya başka bir hiyerarşiye paralel olabileceği, bunun örgütün oluşumunu ve sürekliliği ile gizliliğinin sağlanmasını kolaylaştıracağı gözetilerek, dava konusu her örgüt bakımından açıklanan esaslar üzerinden ayrı ayrı belirlenmesi gerekmektedir.
Örgüt niteliği itibarıyla devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek için bir araya gelmesi halinde, örgütten değil iştirak iradesinden söz edilebilecektir. Ancak, amaçlanan suçları işlemede kolaylık sağladığı için işlenmesi amaçlanan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğinde olan örgütün varlığı için, amaç suçları işleme zorunluluğu olmadığı da dikkate alındığında, devamlılığın belirlenmesi noktasında yalnız amaç suçların sürekli bir şekilde işlenmesi değil, öncelikli olarak, amaç suçları sürekli biçimde işleme kararlılığının mevcut olup olmadığının araştırılması zorunludur.
Örgütün sahip bulunduğu üye, araç ve gereçlerin işlenmesi amaçlanan suçlar bakımından elverişli olup olmadığı, örgütün ve amaçlanan suçların niteliği ve özelliği gözönünde bulundurularak dava konusu her örgüt bakımından ayrı ayrı aranması gereken diğer bir unsurdur.
Failler örgütteki konumlarına göre, yönetici veya üye olacaklardır.
Örgütü sevk ve idare eden fail yönetici, örgütün amaçları doğrultusunda hiyerarşik yapısına dahil olan fail ise doğrudan örgüt üyesi olarak kabul edilecektir.
Yukarıda açıklandığı şekli ile örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte, niteliğini bildiği örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden ya da örgüt adına suç işleyen failin sorumluluğu ise, TCK'nın 220. maddesinin 6 ve 7. fıkraları kapsamında dolayısıyla örgüt üyesi olarak değerlendirilmelidir.
Öte yandan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. Ceza Muhakemesi Kanununun 34. ve 230. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının gerekçeli olması ve hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtlar ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin belirtilmesi, bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması yasal zorunluluk olup ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 16.12.1992 tarihli “Hadjianastassiou - Yunanistan” kararında da belirtildiği üzere; kanun yoluna başvurabilme hakkını etkin bir şekilde kullanabilmenin ön koşulu olan mahkeme kararının gerekçeli olması hususu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi kapsamında adil yargılanma hakkının da bir parçasıdır.
Bu açıklamalar ışığı altında;
“Fuhuş için aracılık yapma” suçunu işlemek amacıyla kurdukları iddia ve kabul edilen örgütte tüm sanıkların yönetici olduklarının kabul edilmesi karşısında, hiyerarşik ilişkinin ne şekilde kurulduğu açıklanmadan, ayrıca eylem ve fikir birliği içinde bir araya gelip hiyerarşi içinde yapılanarak örgüt kurdukları ve yönetici olduklarına dair sübut delillerinin nelerden ibaret olduğu denetime olanak verecek biçimde her bir sanık açısından ayrı ayrı karar yerinde gösterilmeden, “sanıkların aşamalardaki savunmaları ve iletişim tespit tutanaklarına yansıyan görüşmelerinden fuhuş amacıyla suç örgütü kurdukları, organize olarak mağdurelere fuhuş yaptırdıkları ve tüm sanıkların örgüt yöneticisi pozisyonunda olduğu” denilerek yetersiz gerekçe ile haklarında TCK'nın 220/1. maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması ve fuhuş için aracılık yapma suçunun, suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği gerekçesine dayanılarak TCK'nın 227/6. maddesinin uygulanması,
b- Denetime olanak sağlanması açısından mahkumiyet hükmüne esas alınan iletişim tespit tutanaklarının aslı ya da onaylı suretlerinin dosya içerisinde bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
c- CMK'nın 225/1. madde ve fıkrasının, "hüküm iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil hakkında verilir" hükmü uyarınca dava konusu yapılacak eylemlerin açıkça ve bağımsız olarak iddianamede gösterilmesi gerekliliği karşısında, sanıklar ..., ... ve ... hakkında mağdur ...'a, sanıklar ..., ... ve ... hakkında ... (...) isimli, sanık ... hakkında ise ... (...) isimli mağdurlara yönelik fuhuş için aracılık yapma suçundan yöntemine uygun dava açılmadığı gözetilmeden yargılamaya devamla mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin öncelikle hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 27.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.