Esastan ret

SAYISI: 2020/280 E., 2021/186 K.

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından sigortalanan dökme buğday yükünün donatanının Anda Maritime Co Ltd, işleteninin Adnan Denizcilik Ticaret ve Limited Şirketi olduğu 8027638 IMO numaralı Togo bayraklı M/V Anda gemisine yüklendiğinini ve geminin tahliye limanı olan Trablus/Lübnan’a doğru seferine başladığını ancak 29.07.2018 tarihinde Kırım açıklarında Karadeniz’de battığını ve yükün tam ziya olduğunu, bu nedenle müvekkilinin 819.705,52 USD tutarındaki sigorta tazminatını sigorta ettiren yük ilgililerine ödediğini, M/V Anda gemisinin donatanı olan Anda Maritime Co Ltd’nin sigorta poliçesi kapsamında koruma ve tazmin sigortacısı olan Lodestar Marine Ltd tarafından sigortalandığını, sigorta kapsamının 28.05.2017 ve 28.05.2018 tarihleri arasında geçerli olduğunun anlaşıldığını, davalının zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek 819.705,12 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu ihtilafın Türkiye ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, davaya konu Anda gemisinin Togo bayraklı olduğunu, gemi donatanı da Anda Maritime Co unvanlı bir yabancı şirket olduğunu, davacının Türk Mahkemelerinde Türk Hukukuna göre dava açamayacağını, müvekkilinin İngiltere’de mukim olup P&I sigorta poliçesi uyarınca ihtilaflara İngiliz Hukukunun uygulanacağını ve Londra Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının aktif husumetini ispatlayamadığını, müvekkili şirketin pasif husumetinin bulunmadığını, müvekkili şirkete doğrudan dava açılamayacağını, davacının P&I klüpten doğan tazminat talep edemeyeceğinin Yargıtay kararları ve Türk doktrini ile ortada olduğunu, müvekkili şirketin sigorta poliçesinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalının yurtdışında bulunmaları, taşımaya konu olan M/V Anda gemisinin yabancı bayraklı olması nedeniyle dava konusu uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığından yetkili mahkemenin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'a (5718 sayılı Kanun) göre tespit edilmesi gerektiği, sigorta poliçesi örneğinden M/V Anda gemisinin davalı Lodestar Marine Ltd tarafından sigortalandığı, sigorta poliçesinin de yurtdışında düzenlendiği, davalı tarafça sigorta poliçesindeki yetki klozuna göre uyuşmazlığın çözümünde Londra Mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüş ise de söz konusu yetki şartının poliçenin tarafı olmayan davacıyı bağlamayacağından yetkili mahkemenin 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesine göre belirlenmesi gerektiği, davacının tazminat talebinin, davalı ile gemi donatanı arasındaki sorumluluk sigortasına dayandığını, sigorta poliçesini düzenleyen Lodestar Marine Limited yurt dışında mukim bir şirket olduğundan dava konusu uyuşmazlık açısından mahkemenin yetkili hale gelmesinin sigorta poliçesinin, sigortacının Türkiye'de bulunan bir şubesi ya da acentesi tarafından düzenlenmiş olması koşuluna bağlı olduğu, M/V Anda gemisinin sorumluluk sigortacısı olan davalı sigorta şirketinin İngiltere/Londra bulunmakta olup sigorta poliçesi de yurt dışında düzenlendiğinden anılan Yasa hükmüne göre iş bu dava yönünden mahkemenin yetkisinin bulunmadığı, davalının faaliyet merkezinin bulunduğu İngiltere/Londra mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1478 inci maddesinde, zararın doğrudan sigortacıdan tahsil edilebileceğinin düzenlendiğini, bu nedenle davalının haklarındaki dava tefrik edilen diğer davalılarla birlikte zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, yabancı tacirler nam ve hesabına Türkiye'de işlem yapanların acentelik hükümlerine tabi olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca asillere izafeten acentelere dava açılabileceğini, bu çerçevede Onur Marin Denizcilik şirketinin davalının acentesi olduğu ve husumet ehliyetine sahip bulunduğunu, davalı Donatan ile diğer davalı işleten şirketin yerleşim yerinin Beyoğlu- İstanbul olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 7 inci maddesine göre dava, davalılardan birinin ikametgahında açıldığından mahkemenin yetkili olduğunu, dosyaya sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin aktif dava ehliyetinin bulunduğunu, ödediği tazminat tutarı nispetinde tazminat talep ve dava haklarına halef olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararın davalıdan tazminini istemesinin kanundan kaynaklanan bir hak olduğunu, davalı donatanın Türkiye'de bulunmasına rağmen sigortacısının yurt dışında bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, iş bu davaya konu talep bakımından Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 5718 sayılı Kanun'un 46 ıncı maddesi.

3. 6102 sayılı Kanun'un 1478 inci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.