İstinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki ecrimisil alacağından kaynaklı itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Asıl davada davacılar vekili, dava konusu (13/E adresindeki) iş yerinin davalı şirket tarafından haksız şekilde işgal edildiğini, kira ödemesi yapılmadığını, davalı aleyhine 2015 ve 2016 yılları ile 2017 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs aylarına ait ecrimisil bedelleri için Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2017/15948 takip sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve % 20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/435 Esas sayılı davada davacılar vekili, dava konusu (13/E adresindeki) iş yerinin davalı şirket tarafından haksız şekilde işgal edildiğini, kira ödemesi yapılmadığını, davalı aleyhine Kasım ayından 15 gün, Aralık 2013 ve 2014 yılına ait ecrimisil bedelleri için Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2017/14259 takip sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve % 20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili; haksız işgalci olmadıklarını, 13/A, B ve C adresindeki taşınmazların dava dışı Şaşmaz Yapı Limited Şirketi ile yapılan kira sözleşmesi çerçevesinde kullanıldığını, sözleşmenin 2016 yılında sona erdiğini, depoya ihtiyaçları olduğunu kiralayana bildirdiklerini, dava konusu 13/E adresindeki taşınmazın da kira ilişkisi sürecinde kendilerine tahsis edildiğini ve taleplerin fahiş olduğunu açıklayarak davaların reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı kararıyla özetle;
1. Kira sözleşmesinin dava dışı şirket ile yapıldığı,
2. Davalının davacıların kira sözleşmesine taraf olduklarını, sözleşmeye açıkça veya kira bedelini tahsil etmek suretiyle zımmen onay verdiklerini kanıtlayamadığı,
3. Savunmada belirtilen 13/A, B ve C numaralı taşınmazların da davacılara ait olmakla birlikte 13/E adresli taşınmazın ilgili taşınmazlardan bağımsız ve tapu sicilinde 8 numaralı bağımsız bölüm olarak kayıtlı olduğu,
4. Kullanımın sözleşme ilişkisine dayanmadığı,
5. Kira sözleşmesinin 15.11.2013 başlangıç tarihli olup tanık beyanlarına göre davalının 13/A, B ve C numaralı dükkanları kiraladığını, tadilat yapılacağı için dükkanların sözleşmede belirtilen başlangıç tarihinden önce Eylül ayı içerisinde davalıya teslim edildiği,
6. Dava konusu 13/E numaralı dükkanın geçici bir süre (15-20 gün) malzemelerin konulması maksadıyla kısa bir süre sonra (10 gün içerisinde) anahtarı davalı tarafa verilmek suretiyle teslim edildiği,
7. Davalının iki kamyon lastik getirerek E numaralı dükkana yerleştirdiğini beyan etmesi nedeniyle 15 Kasım 2013 tarihinden itibaren ecrimisil talep edilmesinin yerinde olduğu,
8. Tanık anlatımları göre kullanımın Mayıs 2017 tarihine değin sürdüğü gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen dava davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; incelemenin eksik yapıldığını, haksız ve hukuka aykırı karar verildiğini, ecrimisil talebinin hukuka uygun olmadığını, dava konusu taşınmazda haksız işgalci olmadıklarını, dava dışı şirket ile akdetmiş oldukları kira sözleşmesi çerçevesinde taşınmazı kullandıklarını, kira sözleşmesinin 2016 yılında sona erdiğini, dava konusu taşınmazın da kira sözleşmesine dahil edilerek kendilerine tahsis edildiğini, kullanım için ayrı bir kira bedeli kararlaştırılmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kiraya veren şirkete kayyum atanma tarihi olduğunu, davacıların kullanıma icazet verdiklerini, kullanımın bilgileri ve onayları dahilinde bulunduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki tespitlerin hatalı olup eksik inceleme yapıldığını ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, asıl ve birleştirilen davada davalar açısından haksız işgal iddiasının kabulü anlamına gelmemek kaydı ile işgal tarihinin ispat ve tespit edilemediğini, bu açıdan da kararın hukuka aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle;
1. İlk Derece Mahkemesinin dava konusu taşınmazın kullanımına yönelik tespitlerinin isabetli olduğu,
2. Davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair dosyada bir delil bulunmadığı,
3. Bu nedenle asıl dava konusu takipte davacıların işlemiş faiz talebinde bulunamayacakları ancak bu taleplerinin ecrimisil alacağına yönelik özel bir faiz olan tahakkuk tarihleri olan dönem sonlarından itibaren yasal oranda işleyecek kademeli faiz talebi olarak yorumlanması gerektiği,
3. Birleştirilen dava dosyasına yönelik icra takip dosyasında davacıların işlemiş faiz talepleri bulunmadığı halde talep aşılarak 13.476,62 TL işlemiş faiz yönünden de takibin devamına ve alacaklara takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verildiği,
4. Takip tarihinde talep edebilecek ecrimisil yönünden ek rapor alındığı,
5. Her ne kadar alacağa takipten itibaren avans faizi yürütülmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında ticari bir iş bulunmadığından, alacaklara takip tarihlerinden itibaren yasal faiz uygulanmasına ve her iki takip talebine konu ecrimisil alacağı miktarı davalı yönünden likit nitelikte olmadığından, davacının icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf bavrusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2017/15948 Esas sayılı takip dosyasındaki itirazının, 113.013,48 TL asıl alacak ve 14.417,75 TL dönemsel faiz olmak üzere toplam 127.431,23 TL yönünden iptali ile takibin 127.431,23 TL üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine ve icra inkar tazminatı taleplerinin reddine, birleştirilen dava bakımından, davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2017/14259 Esas sayılı takip dosyasındaki itirazının, 46.601,76 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin 46.601,76 TL üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine ve icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararında faiz türünün yanlış belirlendiğini ileri sürerek "...yasal faiz uygulanması..." ibaresinin "...avans faizi uygulanmasına..." şeklinde değiştirilmesi suretiyle düzeltilerek onama talebinde bulunmuştur.
2. Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili, cevap dilekçesi ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplere benzer sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesinin karar ve gerekçesinin yerinde olmadığı belirterek hükmün bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Asıl ve birleştirilen davada ecrimisil alacağından kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683 üncü ve 995 inci maddeleri,
3. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67 inci maddesi.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen dava davacılar vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.