Esastan ret
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl dava yönünden el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne, birleştirilen ecrimisil davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davacı-birleştirilen davada davacılar vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Asıl davada davacı vekili, davacının paydaş olduğu dava konusu 237 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davalılar tarafından buğday ekilmek suretiyle işgal edildiğini belirterek el atmanın önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/310 Esas sayılı dava davacılar vekili, vekil edenlerinin hissedarı olduğu dava konusu 237 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davalılar tarafından buğday ekilmek suretiyle işgal edildiğini belirterek geriye dönük beş yıl üzerinden ecrimisile karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili; dava konusu taşınmazın kullanılmadığını, vekil edenlerinin kullandığı yerin kendilerine murisleri Hacı Mehmet Çetiner’den kaldığını, açılan davayı kabul etmediklerini ve tapuda hak sahibi olduklarını iddia ederek davaların reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı kararıyla özetle;
1. Tarafların dava konusu taşınmazda paydaş olduğu,
2. Taşınmazın davalılar tarafından kullanıldığı,
3. Asıl ve birleştirilen davada davacılarının taşınmazda kullanabileceği bir alanın bulunmadığı,
4. Birleştirilen ecrimisil davası yönünden intifadan men şartının asıl dava dilekçesinin davalılara tebliği ile sağlandığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, dava konusu 239 ada 7 parsel sayılı taşınmazda davacı ...’ın payına davalıların el atmalarının önlenmesine, birleştirilen ecrimisil davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı/birleştirilen davada davacılar vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1. Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1. İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
2. Eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini,
3. Tapuya yapılan başvuru sonucunun beklenilmediğini,
5. Beyan ve taleplerinin dikkate alınmadığını,
6. Dava konusu taşınmazda davalıların dedesi ...'in hissesi bulunduğunu ve bu cihetle kendilerinin de hissedar olduklarını,
7. Bu hususun Osmaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/446 Esas ve 1985/722 Karar sayılı kararı ile ispat edildiğini,
8. İlgili mahkeme kararının infazı için Toprakkale Tapu Müdürlüğüne başvuru yapıldığını ancak tescilinin dava konusu parsel üzerinde birçok intikal, alım ve satım işlemleri yapıldığı gerekçesiyle mümkün olmadığının bildirildiğini,
9. Tapu iptali ve tescil kararı tapuya şerh edilmedikçe, müvekkillerinin hak kaybının söz konusu olacağı ve mevcut kararın geri dönüşü mümkün olmayan zararlara sebebiyet vereceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Asıl davada davacı-birleştirilen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1. Güncel tapu kayıtlarına göre davalıların hak sahibi olmadığını,
2. Paya vaki el atmanın önlenmesi kararı verilmesinin hatalı olduğunu,
3. Tescil ettirilmemiş mahkeme kararı üzerinden karar verilmeyeceğini ve davalıların kesinleşmiş mahkeme kararını infaz ettirerek hissedar olabilecekleri,
4. Davalıların paydaş kabul edilerek ecrimisil taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuki ve yasal olmadığını,
5. Dava tarihi itibariyle tescil ettirilmemiş hatta infaz kabiliyeti olmayan mahkeme kararını bilme imkanları bulunmadığını,
6. Davanın açılmasına kendilerinin sebebiyet vermediğini,
7. Aleyhlerine vekalet ücreti hükmedilmesinin dosya kapsamı ile uyuşmadığını ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle;
1. Her ne kadar güncel tapu kaydında davalılar malik olarak gözükmeseler de, dosyaya sunulan ve tapuda tescil işlemi yapılmayan Osmaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/446 Esas ve 1985/722 Karar sayılı kararına göre adına-lehine tescil kararı verilen ...un mirasçıları oldukları,
2. İlgili kararın beyanlar hanesine yargılama aşamasında şerh edildiği,
3. TMK 'nın 705 inci maddesi uyarınca mülkiyetin tescilden önce kazanıldığı,
4. Davalıların dava konusu taşınmazda hissedar konumuna geldiği,
5. Tarafların paydaş kabul edilerek davalıların hisseye vaki müdahalesinin önlenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı,
6. Dava konusu taşınmazda asıl dava davacısı ile birleştirilen dava davacılarının kullandığı herhangi bir alanın olmadığı,
7. El atmanın önlenmesi davası açılmadan önce intifadan men koşulunun gerçekleştirildiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı
8. El atmanın önlenmesi davasının dava dilekçesinin tebliğ tarihinden birleştirilen dava tarihine kadar ecrimisile karar verilmesinde bir isabetsizlik gözükmediği gerekçesiyle asıl dava davacı-birleştirilen davada davacılar vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesi ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplere benzer sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesinin karar ve gerekçesinin yerinde olmadığı belirtilerek hükmün bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili, cevap dilekçesi ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplere benzer sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesinin karar ve gerekçesinin yerinde olmadığı belirterek hükmün bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Asıl dava el atmanın önlenmesi, birleştirilen dava ise ecrimisil istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683 üncü ve 995 inci maddeleri,
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.