Usulden ret
Taraflar arasındaki muhdesatın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; dava konusu 104 ada 34 parsel sayılı taşınmazlar hakkında devam eden ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın vekil edeni tarafından meydana getirildiğini belirterek muhdesat iddialarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; açılan davayı kabul ettiklerini açıklayarak yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı kararıyla özetle;
1. Davalının davayı kabul ettiği,
2. Bir kısım meyve ağaçları kadastro tespitinden önce ekilmiş ise de kabul beyanı baz alınarak tüm meyve ağaçları yönünden hüküm tesis edildiği,
3. Davacının ortaklığın giderilmesi davasında muhdesat iddiasında bulunduğu,
4. Davalı vekilinin aynı duruşmada hazır olmasına rağmen muhdesat iddiasına karşı beyanda bulunmadığı,
5. Verilen kesin süre içerinde mevcut davanın açıldığı,
6. Davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği ancak cevap dilekçesi ile davanın kabul edilmesi nedeniyle harç ve vekalet ücretinin buna göre hesaplandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1. İlk Derece Mahkemesi kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
2. Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat niteliğindeki yapıların, davacıya ait olduğuna yönelik ortaklığın giderilmesi davasının dava dilekçesinde açıklama yapıldığını,
3. Taraflar arasında hukuki bir uyuşmazlık bulunmadığını,
4. Cevap süresi içerisinde davanın kabul edildiğini,
5. Mahkeme gerekçesinde, davalının dava açılmasına sebebiyet verdiği ancak davayı kabul beyanı dikkate alınarak yargı harçlarının 1/3’ünün ve vekalet ücretinin 1/2’sinin davalıdan tahsiline karar verilmesine rağmen yargılama harç ve giderlerinin tamamı üzerinden hüküm tesisi edildiği gibi avukatlık ücretinin de yanlış hesaplandığını,
6. Yaşları 10 yılı aşan ağaçların hüküm dışı bırakılması gerektiğini,
7. Davalının davanın açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını,
8. Hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle;
1. Taraflar arasında derdest ortaklığın giderilmesi davası bulunduğu,
2. Davacının muhdesat iddiasını ilk defa ortaklığın giderilmesine ilişkin davanın 19.03.2021 tarihli oturumunda dile getirdiği,
3. Aynı tarihli oturumda mahkemece, davacı yandan muhdesat iddiası ile ilgili beyanı sorulmadan doğrudan dava açması için davalı (mevcut dosya davacısı) yana süre verildiği,
4. 01.04.2021 tarihinde eldeki davanın açıldığı,
5. Davalının süresi içinde verdiği cevap dilekçe ile davayı kabul ettiği,
6. Ortaklığın giderilmesi davasının 11.06.2021 tarihli oturumunda da davalı ...’in davacı ...’ın muhdesat iddiasını kabul ettiğine ilişkin beyanda bulunduğu,
7. Muhdesat iddiası hakkında daha öncesinde beyanda bulunma fırsatı verilmeyen ve ilk defa ileri sürüldüğü 19.03.2021 tarihli oturumda bu iddiaya karşı da çıkmayan davalı ...’in hem yasal süresindeki kabul beyanı, hem de ortaklığın giderilmesi dava dilekçesinde taşınmaz üzerine davacının iki adet bina yaptığını ikrar etmesine göre dava açılmasına neden olmadığı,
8. Davalının harç ve yargılama giderinden sorumlu tutulamayacağı,
9. Muhdesat iddiasının ortaklığın giderilmesi davasında kabul edilmesi ile eldeki davada hukuki yararın kalmadığı,
10. Hal böyleyken dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilip harç ve giderlerin davacı üzerinde bırakılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, ortaklığın giderilmesi davasında verilen kesin süre içerisinde mevcut davanın açıldığını, davalının verilen süre zarfında muhdesat iddialarını kabul etmediğini, kesin süreden yaklaşık üç ay sonra 11.06.2021 tarihinde beyanda bulunduğunu, davalının dava açılmasına sebebiyet verdiğini, hiçbir kusurları olmamasına rağmen yatırılan harç, keşif ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmediğini, İlk Derece Mahkemesi kararının hakkaniyetli ve doğru olduğunu, ancak vekalet ücretinin eksik hesaplandığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Dava, muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684., 718., 724., 728., 729. ve 1012/2,3 üncü maddeleri,
3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. ve 19 uncu maddeleri,
4. Tapu Sicili Tüzüğü'nün 60 ıncı maddesi,
5. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.