Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile gerekçesi değiştirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 26.03.2013 tarihinde, muhtar azası olan davacının görevi nedeniyle köy muhtarına ait araç ile yola çıktığını, yola aniden çıkan köpeğe çarpmamak için fren yaptığını ve yolun da bozuk olması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybederek şarampole yuvarlandığını ve bu kaza nedeniyle yaralanarak malul kaldığını, davalı ... şirketinin kazaya karışan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu (ZMSS) belirterek sigorta poliçe limitini aşmamak ve sorumluluk sınırları içinde kalmak kaydı ile iş gücü kaybı için 2.000,00 TL, evde bakım gideri için 500,00 TL olmak üzere 2.500,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılar İç İşleri Bakanlığı ve Mapfre Genel Sigorta A.Ş'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, 30.000 TL manevi tazminatın dava tarihi itibarı ile davalı Hicriye Köyü Tüzel Kişiliğine izafeten Hendek Kaymakamlığından tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı İçişleri Bakanlığı vekili cevap dilekçesiyle davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Genel Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karıştığı belirtilen aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalandığını, poliçe gereği işletenin üçüncü kişilere olan hukuki sorumluluğunun güvence altına alındığını, araç sürücüsü olan davacıya karşı hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, 13.01.2016 tarihli 3. celsenin 2 numaralı ara kararı ile; davalı İçişleri Bakanlığı hakkındaki davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 167 inci maddesi gereğince işbu dosyadan tefrik edilmesine ve ayrı bir esasa kayıt edilmesine karar verilerek devam olunan yargılama sonucunda, "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 26.03.2013 tarihinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, gerçekleşen kazada davacı sürücünün %97 oranında malul kaldığı, kusurun tespitine ilişkin mahkememizce alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile bilirkişi raporuna göre davacı sürücünün kusurlu olduğu, davalıya kusur izafe edilmediği, dolayısıyla kazanın meydana gelmesinde davalının kusuru olmadığından tazminat miktarından da sorumluluğunun doğmayacağının anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemenin hukuki nitelendirmede hataya düştüğünü, davacının üçüncü kişi olduğunu, meydana gelen zararın teminat kapsamında olduğunu, davalı ... şirketinin kurtuluş beyyinnesi getiremediğini, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen raporuna göre meydana gelen kazada davacının %80, yola çıkan köpeğin %20 oranında kusurlu olduğunun belirlendiğini, kusurun tamamının davacıda olmaması nedeniyle Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 86 ıncı maddesi gereğince işleten ve dolayısıyla onun sigortacısının sorumluluğunun ortadan kalkmayacağını, bilirkişinin tespitinin yerinde olmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Dosya kapsamından, davacının sürücüsü olduğu ve davalı nezdinde ZMSS poliçesiyle sigortalı bulunan aracın, davacının kusuru nedeniyle tek taraflı kaza yapması neticesinde davacının yaralandığı, davacının işbu davada, aracın zorunlu trafik sigortacısı olan davalı ... Şirketinden maddi tazminat talebinde bulunduğu ve mahkemece yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91 inci maddesinin birinci fıkrasında 'işletenlerin, bu Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.' şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir. Aynı maddede 'bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı', Kanun'un 85 inci maddesinin son fıkrasında ise, ' işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olacağı' belirtilmiştir. Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A-1.maddesinde de 'sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder' şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, yukarıda da vurgulandığı üzere, davacı, kendi kusuru nedeniyle gerçekleşen tek taraflı trafik kazası neticesinde yaralanmıştır. Bu durumda, yukarıda değinilen, 2918 Sayılı KTK 85/1, 91/1. ve ZMSS Genel Şartlarının A.1 maddesi hükümlerine göre davacının maddi tazminat talebi, ZMSS poliçesinin teminatı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle ilk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek davanın reddine dair yeniden hüküm kurulması gerektiği kanısına varılmıştır." gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; işletenin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olması nedeniyle, 2918 sayılı Kanun'un 85 ve 86 ıncı maddeleri ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre sürücüler ve yardımcılarının, uğradıkları zararların kusura göre belirlenen tutarını sigortacıdan talep edebileceklerini, davacının aracın işleteni olmadığından üçüncü kişi olduğunu kabul edilmesi gerektiğini, Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'nin 24.02.2017 tarihli raporunun ile kazanın meydana gelmesinde davacının %80 ve yola çıkan köpeğin % 20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacıya kusur atfedilse bile olayın meydana geliş şekli itibariyle davacının olayın meydana gelmesinde tek başına kusurlu olmadığını, sigorta şirketinin sorumluluğunu ortadan kaldıran nedenlerden biri olan üçüncü kişinin tam kusurlu olması durumu mevcut olmadığından sigorta şirketinin sorumluluğunun ortadan kalkmayacağını ve re'sen ele alınacak nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulmasını talep etmiştir.
davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 26.03.2013 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,87,89,90,91 inci maddeleri.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, davacının üçüncü kişi olmaması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi