Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 04.06.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilin haksız gözaltı, tutuklama ve adli kontrol tedbiri sebebiyle 415.026,82 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 11.10.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.12.2018 tarihli ve 2018/165 Esas, 2018/264 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 25.02.2019 tarihli ve 2019/47 Esas, 2019/535 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.09.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Davacı vekilinin temyiz sebepleri
1.Asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğuna,
2.Cezaevi giderlerinin, davacının yakınlarının cezaevine geliş-gidiş masraflarını maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiğine,
3.Davacının çeklerini ödeyememesi, konutlarını piyasa fiyatının altında satması sebebiyle oluşan zararların giderilmesi gerektiğine,
4.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,
5.Sair nedenlere,ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Tazminat davasına konu Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/81790 soruşturma numaralı dosyasının incelenmesinde; davacının Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 09/09/2017 tarihinde gözaltına alındığı, 20/09/2017 tarihinde Antalya 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/736 sorgu numaralı kararı ile tutuklanmasına karar verildiği, daha sonra iddianame düzenlenerek Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/356 Esas sayılı dosyasından yargılandığı, yargılama sırasında 29/12/2017 tarihinde tahliyesine karar verildiği, 21/02/2018 tarihinde beraatine karar verildiği ve bu kararın da 01/03/2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhinin de sanığa tebliğ edilmediği tespit edilmiştir.
İncelemeye konu dosya kapsamına göre kararın 01/03/2018 tarihinde kesinleştiği fakat sanığa tebliğ edilmediği ve bu nedenle de davacının 1 yıllık yasal süre içerisinde tazminat davasını açtığı belirtilmiştir. Mahkememce davacının ikamet yeri, sosyal ve ekonomik durumu bakımından yapılan araştırmaya göre davacının dava tarihi itibari ile Kumluca/Antalya adresinde oturduğu, mahkemenin yetkili ve görevli mahkeme olduğu tespit edilmiştir.
Aynı konu hakkında davacının herhangi bir mahkemede mükerrer dava açıp açmadığı hususunda UYAP üzerinden sorgulama yapılmış ve derdest ve ya kesinleşmiş başkaca bir davanın bulunmadığı belirtilmiştir.
Maddi tazminat talebi hakkında;
Dosya arasına alınan belgelere göre davacının gözaltına alınmadan önce Mavikent Elektrik isimli iş yerini çalıştırdığı, 2015 yılında 9.205,88 TL yıllık gelir beyan ettiği, 2016 yılında ise 10.714,24 TL yıllık gelir beyan ettiği bu nedenle de davacının resmi kayıtlara göre aylık gelirinin asgari ücretin altında kaldığı anlaşılmakla Yargıtay uygulamalarından da bilindiği üzere davacının göz altında ve tutuklulukta geçirdiği süreler bakımından asgari ücret üzerinden hesap yapılarak 5.241,82 TL olarak hesaplanmıştır.
Davacı, beraat kararı verilen dava için avukatına ödemiş olduğu 20.000,00 TL vekâlet ücretini de maddi tazminat olarak talep ettiği, beraat kararı verilen Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/356 Esas 2018/72 Karar sayılı dosyası incelendiğinde hüküm kısmında 4.360,00 TL nin hazineden alınarak sanığa ödenmesi yönünde karar verildiği, Yargıtayın yerleşik içtihatlarından da bilindiği üzere; davacının sanık olarak yargılandığı davada ödediği vekâlet ücretini tazminat davasına konu etmesi halinde öncelikle serbest meslek makbuzunun karar tarihinden önce düzenlenmiş olması gerektiği, beraat kararı verilen mahkemede hükmedilen vekalet ücret mahsup edilerek 15.640,00 TL bakımından talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, cezaevinde 659,10 TL masraf yaptığını, cezaevine uygun kıyafetler için ailesinin 1.000,00 TL lik masraf yaptığını, akrabalarının cezaevine geliş gidiş için kullandığı ... için 867,72 TL yakıt giderinin bulunduğunu, ayrıca ailesinin de bu geliş gidişlerde 10.000,00 TL masrafı olduğunu beyan ederek söz konusu giderleri maddi tazminat kapsamında talep etmiş ise de bu talepler yerinde görülmeyerek bu alacak kalemi yönünden red kararı verilmiştir.
Davacının aile bireylerinden aldığını iddia ettiği 27.500,00 TL lik borç, müteahhitten aldığını iddia ettiği 11.000,00 TL lik borç, cezaevine girmesi nedeni ile taşınmazlarını ucuza satması nedeni ile oluşan 130.000,00 TL'lik zarar, M. U. isimli şahsa verdiği vekâlet ile avukatına verdiği vekâlet için noterde yapmış olduğu 1.000,00 TL'lik masrafa ilişkin maddi tazminat taleplerinin ise müspet zararlar arasında değerlendirilemeyeceği, M. U.'ya vekalet vermesi ile haksız tedbir arasında doğrudan illiyet bağı olmadığı, avukatı için yapılan noter masrafının da beraat kararı verilen mahkemece göz önüne alınarak davacı lehine vekâlet ücreti verilmesinde değerlendirildiği, aile bireyleri ve müteahhitten aldığı borcun da davacının keyfiyetinde bulunması nedeni ile tazminata esas kabul edilemeyeceği, evin değerinden az satıldığı iddiasının da serbest piyasa koşullarında mümkün olduğu ve doğrudan bu durumun uygulanan tedbirle bağdaştırmanın mümkün olmadığı anlaşılmakla söz konusu taleplerin reddine karar verilmiştir.
Davacının haksız tedbir nedeni ile müşteri portföyünün etkilenmesi ve bu durumun halen devam etmesi nedeni ile yaklaşık 200.000,00 TL kazanç kaybı olduğunu iddia ederek maddi tazminat talep etmiş ise de Yargıtay kararlarına göre müspet zararların göz önüne alınması gerektiği, davacının beyanlarının objektiflikten uzak olduğu, bu durumun ispat edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla bu talep yönünden de ret kararı verilmiştir.
Manevi tazminat talebi hakkında;
Manevi tazminata hükmedilebilmesi için Yasanın aradığı tüm koşulların gerçekleştiği anlaşıldığından; davacının sosyal ve ekonomik durumu, tutuklanmasına neden olan olayın oluş şekli, gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süre ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde hak ve nesafet kurallarına uygun, makul bir miktar olarak 9.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 22.07.2008 tarih, 2007/7728 esas, 2008/6137 karar sayılı içtihadında belirttiği üzere “Davanın niteliği nazara alındığında tümüyle reddedilmediği gözetilmeden davalı yararına vekâlet ücreti hükmedilmesi” bozma nedeni yapıldığından davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmemiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Tazminat talebinin dayanağı olan Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/356 Esas, 2018/72 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 09.09.2017-29.12.2017 tarihleri arasında 111 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama üzerine 21.02.2018 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 01.03.2018 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Dosya mevcut belgelere göre davacının tespit edilen gelirinin asgari ücretten az olması sebebiyle davacıya gözaltında ve tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Cezaevi giderlerinin, davacının yakınlarının cezaevine geliş-gidiş masraflarını maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yönünden;
Davacının talep etmiş olduğu maddi zararlarının 5271 sayılı Kanun'un 141 inci ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu taleplere ilişkin maddi tazminatın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
3.Davacının çeklerini ödeyememesi, konutlarını piyasa fiyatının altında satması sebebiyle oluşan zararların giderilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yönünden;
5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinde ''suç soruşturması ve kovuşturması sırasında'' gerçekleşen koruma tedbirlerindeki hukuka aykırılıklar yönünden bu kanun hükümlerine göre tazminat istenebileceği düzenlenmiş olup davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü maddi kayıplarının, koruma tedbirlerinden kaynaklandığının sabit olmadığı anlaşıldığından bu hususa ilişkin maddi tazminatın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4.Hükmedilen Manevi Tazminat Miktarının Az Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
5.Sair nedenlere ilişkin yapılan incelemede;
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere, vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesi gerekirken 15.640,00 TL olarak dahil edilmesi temyiz edene göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Gerekçe bölümünün (5) numaralı paragrafında açıklanan husus dışında yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz istemi reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 25.02.2019 tarihli ve 2019/47 Esas, 2019/535 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2023 tarihinde karar verildi.