Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin murisi ...'ın sevk ve idaresindeki plakalı araç ile 'un sevk ve idaresindeki plakalı aracın 08.03.2005 tarihinde çarpıştığını, kazada müvekkilinin murisinin vefat ettiğini, müvekkilinin bu nedenle murisinin desteğinden yoksun kaldığını, bunun yanı sıra müvekkilince cenaze ve defin giderlerine ilişkin masrafların yapıldığını, kazaya karışan araçların ZMMS poliçesinin bulunmaması nedeniyle husumetin sorumluluğu bulunan davalıya yöneltildiğini ileri sürerek, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte 8.000,00 TL destek tazminatı ile 2.000,00 TL cenaze ve defin giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 03.03.2017 havale tarihli ıslah dilekçesiyle destekten yoksun kalınması nedeniyle talep edilen tazminat miktarını toplamda 48.000,00 TL'ye ıslah etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, cenaze ve defin masraflarından sorumlu olmadıklarını, kusur raporu alınması gerektiğini, dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesinin 20.04.2017 tarihli ve 2015/427 esas, 2017/294 karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile 48.000,00 TL maddi tazminat, 630,00 TL cenaze giderinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına süresi içerisinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin 2017/857 Esas, 2017/1181 Karar sayılı kararıyla davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan)17.Hukuk Dairesinin 23.12.2019 tarihli ve 2018/1260 esas, 2019/12381 karar sayılı ilamı ile; ".. davalı ...'nın, trafik kazası nedeniyle oluşan zararlardan belirli ve sınırlı hallerde sorumlu olduğu, olay tarihini kapsar zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunması halinde desteğin sürücüsü olduğu ve tam kusuru ile kazaya sebebiyet verdiği plakalı araç yönünden davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olmayacağı, bir davada davalı yana husumet düşüp düşmeyeceğinin mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği, gözetilerek; davacının desteği ...'ın sürücü olduğu aracın,08.03.2005 kaza tarihini kapsar geçerli ZMSS poliçesi bulunup bulunmadığının araştırılması, geçerli poliçe bulunduğunun tespiti halinde ilgili sigorta şirketinden poliçenin getirtilmesi; daha sonra, poliçenin geçerliliğine ilişkin yukarıda anılan yasal düzenlemeler de dikkate alınarak, davalının zarardan sorumlu olup olmadığı ve davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olup olmadığı tartışılıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.., gerekçesiyle kararın bozulmasına, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaza tarihi itibariyle ...'ın kullandığı plakalı aracın Mapfre Sigorta A.Ş.' den ZMSS'nin bulunduğu, poliçenin başladğı tarih 22.02.2005 bitişinin 22.02.2006 olduğu, davacının davasını bu nedenle Mapfre Sigortaya yöneltmesi gerektiği anlaşılmış olup Güvence hesabına yönelttiği davasının husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemeden taraf değişikliği talebinde bulunduklarını, ancak bu taleplerinin değerlendirilmeksizin karar verildiğini, kaldı ki aracın sigortasının olup olmadığını Mahkemenin bile zor bulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
davacının desteğinin sürücüsü olduğu aracın karıştığı çift taraflı kazada davacının desteğinin hayatını kaybetmesi nedeniyle talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin masrafları istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41,45 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri.
İlk Derece Mahkemesinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacının adli yardım talebi kabul edilmiş ise de HMK 339.maddesi gereğince temyizde haksız çıktığından 427,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine,
05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.