Kabul
Taraflar arasındaki tasfiye memurunun azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin temyiz dilekçelesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğunu şirketin genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiğini, davalı tasfiye memurunun şirketin yapılması gereken 2018 yılı genel kurulunun yapılması için toplantıya çağırmadığını, genel kurulun yapılması için gönderilen talebe de olumlu yanıt vermediğini, davalının şirketin ... malvarlığı olan bağımsız bölüm için şirketin diğer ortağı ... ile muvazaalı olarak inanç sözleşmesi yaptıklarını, her zaman düzenlenmesi mümkün inanç sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali davası açıldığını, şirketi temsile yetkili olan davalının şirketin haklarını gözetmediğini, inanç sözleşmesinin varlığını kabul ettiğini, davalının açılan tapu iptal davasını kabul etmek ya da yeterli savunma yapmamak suretiyle %80 oranında ortaklık payı olan müvekkilini zarara uğratabileceğini ileri sürerek davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca azline ve mahkemece uygun görülecek bir kişinin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkili şirketin tasfiye sürecine girerek sürecin tamamlanması için şirketin ... malvarlığı olan bağımsız bölümün satılması gerektiğini, şirketin herhangi bir ticari faaliyeti ya da geliri olmadığını, tasfiye memuru olarak yapılacak ... işlemin bağımsız bölüm için açılan tapu iptal davası sonucunun beklenmesi olduğunu, bağımsız bölümün satışı sonrasında davacının hisse miktarının %24'ten %80'e yükseltildiğini, davacının genel kurul talebine olumlu yanıt verildiğini ve 11.01.2019 tarihinde bir yönetim kurulu toplantısı yapıldığını, anılan toplantıda davacının talep ettiği tüm belgelerin teslim tutanağı ile davacıya teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda haklı sebep olgusu için mutlaka tasfiye memurunca verilmiş bir zarar olgusunu ispatının aranmayacağı, davalı tasfiye memurunun şirketin ... mal varlığı olan taşınmazın konu olduğu davada şirket aleyhine olacak şekilde bulunduğu kabul beyanının şirketin mal varlığını ortadan kaldıracak mahiyette olup tasfiyenin gerektirdiği bir işlem olmadığı, davalının bu hareketi ile şirketin mal ve haklarının korunması için düzenli ve görevinin bilincinde bir yönetici gibi gereken önlemleri almamış olduğu kanaatine varıldığı, bu suretle ... ve sadakat yükümüne de aykırı davrandığının anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 408 ... maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi uyarınca önemli miktarda şirket varlığının devrinin genel kurulun görev ve yetkisi kapsamında olduğu, taşınmazın elden çıkması sonucunu doğuracak kabul beyanının yasanın açık hükmüne aykırı olduğu, tasfiye memurunun bu görevi sırasında basiretli bir iş adamı gibi davranmadığı, bu suretle tasfiye halindeki şirketi zarara uğrattığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı tasfiye Memuru ...'nın 6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı nedenle azline, tasfiyeye ilişkin acele işlemleri yerine getirmek ve en kısa sürede tasfiye memuru seçimi gündem maddesiyle şirket olağanüstü genel kurul toplantısı çağrısı yapmak üzere ... ...'in kayyım olarak atanmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut davada tasfiye memurunun azli ve ... bir tasfiye memurunun atanması talep edilmesine rağmen olağanüstü genel kurul toplantısı yapmak üzere kayyım atanmasına karar verilerek taleple bağlılık ilkesine aykırı karar verildiğini, müvekkilinin görevini kanuna uygun şekilde yerine getirdiğini, azil kararının hakkaniyete aykırı olduğunu, şirketin ... yıllardır ticari faaliyette bulunmadığını, hiçbir geliri olmadığını, taşınmazın tasfiyesi ile şirketin tasfiyesinin sona ereceğini, taşınmazın bedelinin Esmail Emhemed D. Sowid'nin tarafından ödendiği hususunun şirket kayıtlarında örtüştüğünü, mahkeme huzurunda yemin edilecek celsede yalan beyanda bulunmak mümkün olmayacağından kabul beyanı sunmak zorunda kaldığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tasfiye memuru tarafından asliye hukuk mahkemesinde şirketin ... mal varlığı olan taşınmazla ilgili açılan davada taşınmazın elden çıkması sonucunu doğuracak şekilde kabul beyanı olması, açıkça davalı şirkete olan ... ve sadakat yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden açılan davanın kabulü ile, davalı tasfiye memurunun azline ilişkin ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu ancak azline karar verilen tasfiye memuru yerine ... bir tasfiye memuru atanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalı tasfiye memuru ...'nın 6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı nedenle azline, tasfiye memuru olarak ... ...'in atanmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz isteminde bulunmuştur.
Uyuşmazlık, 2i Dış Ticaret ve Müşavirlik Anonim Şirketi'nin tasfiye memurunun haklı nedenle azli ve davalı şirkete ... tasfiye memurunun atanması istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.