Esastan ret
Taraflar arasındaki miras hakkından kaynaklanan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen olmadı. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Davacı vekili belirsiz alacak olarak açtığı davasında, 10.02.2001 tarihinde ölen tarafların ortak mırasbırakanı ve babası ... ’nın sahip olduğu taşınmazların 1995 yılında satışından elde edilen toplam 3.100.000.000,00 TL paranın vadesinin dolması ile tarafların annesine verildiğini, paranın murisin ölümünden sonra tarafların annesi tarafından miras paylarının dağıtılması amacıyla davalıya verildiğini, ancak davalının davacıya payını vermediğini ileri sürerek müvekkilinin miras payının dava tarihindeki güncel değerinin davalıdan tahsilini istemiştir.
2. Davacı vekili harcını da tamamlayarak sunduğu 05.07.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile müvekkilinin babasına ait taşınmazların 1997’de hiç gereği yokken satıldığını, satış bedelinin 3.100.000.000,00 TL olduğunu, davalının annelerini ikna ederek paranın tamamını aldığını, davalının diğer kardeşlerinin hisselerini gasp ettiğini, müvekkiline bu paradan 350.000,00 TL düştüğünü, davalının gasp ettiği para ile kendisine gayrimenkuller aldığını, kiralar elde ettiğini, müvekkilinin de kiralarda ... olduğunu ileri sürerek dava değerini 347.000,00 TL artırmış ve davalıdan 350.000,00 TL istemiş; ayrıca hissesinin gasp tarihi olan 1997’den itibaren faizi ile hisseye düşecek kira paraları ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile miras bırakanın ölüm tarihi dikkate alınarak öncelikle davanın zamanaşımından reddini, aksi hâlde de davacı iddialarının mesnetsiz olması nedeniyle esastan reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özellikle tarafların annesi olan tanık ...'nın paranın davalıya verildiğine ilişkin beyanının bulunmaması ve iddianın diğer delillerle de ispatlanmaması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili, müvekkilinin murisinin taşınmazlarını ölümünden önce 1995 yılında sattığını, bir süre sonra satış parasını tarafların annesine verdiğini, murisin ölümünden sonra annenin paylaştırma amacıyla parayı davalıya verdiğini, diğer mirasçıların paylarını almalarına rağmen müvekkilinin payının verilmediğini, davalının tanıklar huzurunda miras payını altın olarak ödemeyi kabul ettiğine ilişkin tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, kardeşler arasındaki işlemlerin ispatı için tanık delilinin kabul edilmesi ve diğer kardeşlerin de re'sen çağrılarak paylarını alıp almadıklarının sorulması gerektiğini, tanık ifadelerinin yetersiz olduğunu, Mahkemenin eksik araştırma ile hatalı hüküm kurduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tanığı ...'nın ifadesinde ispata yarar bir beyan bulunmadığı, davacı tanıklarının beyanlarının ise görgüye dayalı olmadığı; dolayısıyla paranın davalıya verildiğine ilişkin iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili, aile arasındaki ilişkilerin tanık beyanları ile ispatlanabileceğini, tanık ifadelerinin yetersiz olduğunu, tanıklardan ...'ün ifadelerinin dava konusu olayla ilgisi olmadığını, tanık ...'nin tarafların annesi olup çocukları arasında ayrım yaptığını, ifadelerine itibar edilmemesi gerektiğini, tanıklardan ...'nin bağ satışı nedeni ile davalının 144,39 gram altın üzerinden davacıya ödeme yapacağını kabul ettiğini ifade ettiğini, anılan hesap içinde 4 daireye ilişkin satış parasının dahi olmadığını, memur olan davalının bu kadar zengin olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Mahkemenin davayı aydınlatıcı tanık ifadeleri olmadan karar verdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, miras hakkından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190,369,370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesi.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.