Esastan ret

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.12.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadaki hesaplarından usulsüz ödemeler ile hesabı boşaltılan Memoli İnşaat Petrol Otomotiv Nakliye ve Tekstil Pazarlama ve Tic. Ltd. Şti. ve Aysoy Yapı Nak. İnş. Tur. Petr. San. Tic. Ltd. Şti.'nin davalı bankada olan alacaklarını temlik aldığını, dava dışı Memoli İnşaat Petrol Otomotiv Nakliye ve Tekstil Pazarlama ve Tic. Ltd. Şti.'nin 803.865,00 TL tutarlı, dava dışı Aysoy Yapı Nak. İnş. Tur. Petr. San. Tic. Ltd. Şti.'nin ise 416.313,00 TL tutarlı alacağının temlik alındığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı Bankanın sahte, gerçek olmayan, üretilmiş talimatlar ile şirket yetkilisinden onay alınmadan temlik edenlerin hesaplarını boşalttığını, banka çalışanlarının ödeme prosedürüne uymadığını ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın herhangi bir kusurunın ve sorumluluğunun olmadığını, ... tarafından temlik eden şirketler sahibi ...'ya bir adet gayrimenkul devredildiğini, tapunun üzerine de "09/03/2012 tarihi itibariyle ...'dan alacağım yoktur" yazıldığını, bu şeklide, esasen hesaptan bilgisi dışında işlem yapıldığı iddiasının haksız olduğunu, davacı firmanın, müvekkili banka nezdindeki hesaplarını aktif olarak kullandığını, davacı firmanın hesaplarında yapılan işlemleri bilmemesi, kontrol etmemesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haksız fiil nedeniyle tazminat talebinde bulunabilmek için davalının kusurunun ispat edilmesi gerektiği, zarara yol açtığı iddia edilen işlemin dava dışı temlik eden şirketlerin talimatı üzerine ...'un şirketin banka hesabında bulunan paraları çekerek kullandığı ve fakat bu paranın şirket için harcanmadığını, vergi borcu ve SGK ödemelerinin yapılmadığını, çek ödemelerinin yapılmadığını bilmemesinin mümkün olmadığını, zira eylemin 3 yıla yakın sürdüğü, bu süre zarfında temlik edenlerin hesap hareketlerinden haberi olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı banka çalışanı hakkında suç kastıyla hareket ettiğine ilişkin iddiadan başka delil bulunmadığından ceza davasında beraat kararı verildiği, davalı banka şubesi çalışanı dava dışı şirketlerin yetkilisi olan ...'nın yetkili kıldığı ...'a ödeme yaptığından görevinin gerektirdiği özen ve dikkati gösterdiği, kasıt ve ihmal şeklinde gerçekleşen kusurunun bulunmadığı ve doğan zarardan da sorumlu olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin yeterli inceleme yapmadığını, bilirkişi incelemesinin hatalı ve eksik olduğunu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun davalı hakkında düzenlediği raporun dikkate alınmadığını, davalı Banka çalışanının gerekli prosedürleri tamamlamadan ödeme yaptığı, bu nedenle kusurlu olduğu ve zarardan davalının sorumlu bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) 67 inci maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı Kanun 67 inci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.