Esastan ret

Taraflar arasındaki tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline dava konusu 1762 ada 11 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 14.09.1992 tarih ve 2047 yevmiye numaralı tapu tahsis belgesi verildiğini, davacının tahsis bedelini ödediğini, davalının dava konusu taşınmazın öncesinin mera olması nedeniyle taşınmazın tapusunu

müvekkiline devretmediğini, gayrimenkul üzerinde ... lehine intifa ... kurulduğunu, intifa ... kurulmasının tapu tahsis belgesinin işlevini etkileyecek bir husus olmadığını belirterek Hazine adına kayıtlı hissenin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

1. Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın evveliyatının mera olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı ... vekili; davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; tapu tahsis belgesinde belirtilen yerin hak sahibi adına tescili için gerekli koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1762 ada 11 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına kayıtlı olan hisseden 26988/49410 payın iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan 22422/49410 hissenin davalı Hazine üzerinde bırakılmasına, karar kesinleştiğinde tapunun beyanlar hanesine ".....'ın 26988/49410 hissesine 0,3252938 oranında DOP kesintisi yapılmıştır.." şerhinin konulmasına, dahili davalı ... aleyhine açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; zilyetliğin mülkiyete karine olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyeceğini ve ilgilisine kişisel hak sağlayacağını, nizasız ve fasılasız olması gerektiğini, söz konusu taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 715 inci maddesine ve Mera Kanununa tabi olduğunu, özel mülkiyete konu olamayacağını, tapu tahsis belgesinin ilgilisine sadece şahsi hak sağladığından ve Yargıtay ile Danıştay İçtihatlarında gerekli tüm şartları taşıması gerektiğinden, bu belgeye dayanılarak dava konusu mera vasıflı taşınmaz için iptal ve tescil kararı verilemeyeceğini, yerel mahkemenin yetersiz teknik bilirkişi raporuna dayanarak karar verildiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya verilmiş olan tapu tahsis belgesinin hukuken geçerliliğini koruduğu, tahsise konu yerde ıslah imar planı yapıldığı, dava konusu taşınmazın imar planında konut alanında kaldığı, tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olduğu ve taşınmazın ifrazının mümkün olmadığı, tapu tahsis belgesine dayanılarak taşınmazın hak sahibi adına tescili için gerekli koşulların oluştuğu, idarenin tek taraflı tasarrufu ile tapu tahsis şerhinin terkin edilmesinin sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarında açıklanan tüm şartların gerçekleşmediğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Uyuşmazlık, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14- Esas, 763- 864 sayılı Kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;

-Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,

-Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18 inci maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,

-İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,

-Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,

-Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,

-Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması,

-İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı Yasanın 18 inci maddesinin b ve c alt bentleri maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.