Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili ve davalılar ... Madencilik İnş. San. Tic. Ltd. Şti., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar ... Madencilik İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ..., ..., ... ve Sinan Kal vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava ve birleşen dava dilekçelerinde özetle; davacılar murisinin 27.02.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini belirterek müteveffanın eşi, çocukları, annesi ve kardeşleri için maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta poliçesinde, sigortalı ... Eneıji Madencilik Haz. Bet. İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti. olduğunu, poliçede sadece bu şirketin Kutludüğün’de bulunan 25 çalışanı için teminat olduğunu, ... işçinin bu işçi arasında olmaması halinde, sorumluluk doğmayacağını, bu nedenlerle de haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalılar ..., ..., ..., ... ve davalı ... Madencilik Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şahıslar açısından husumet itirazları bulunduğunu, bu davalıların hiçbir kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını, ... ’in davalı şirket işçisi olduğunu, usul ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müteveffanın net 2.150,00 TL. ücretle çalıştığının ileri sürüldüğünü, oysa ki son net ücretinin 1.003,14 TL. olduğunu, meydana gelen iş kazasına, müteveffanın tam kusuru ile sebebiyet verdiğini, 27.02.2015 tarihinde, müteveffanın geçirmiş olduğu ölümlü iş kazasına ilişkin, müteveffanın eşi ve çocukları için maddi-manevi tazminat (kan parası), destekten yoksun kalma tazminatı ve uğrayacakları/uğramış oldukları tüm diğer zararların tahsili hususunda, mutabakatname imzalandığını, eş ve çocuklarına toplam 120.000,00 TL. işveren müvekkili tarafından, banka hesabına ödendiğini, bu nedenlerle de haksız davanın reddini savunmuştur.

3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet itirazında bulunduklarını, husumetin ... İş Güvenliği Ltd. Şti.'ye yöneltilmesi gerektiğini, davalının bu şirket bünyesinde iş güvenliği uzmanı olarak çalıştığını, davalı ... Madencilik ile ... şirketi arasında iş güvenliği hizmet sözleşmesinin akdedildiğini, davalının iş kazasının meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulü ile davacıların maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile 141.517,59 TL/net alacağın kazanın meydana geldiği 27.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, iş kazası sebebi ile davacılardan ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, kazanın meydana geldiği 27.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davacılardan ..., ..., ..., ... için açılan davanın feragat nedeniyle reddine, iş kazası sebebi ile davacılardan ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, kazanın meydana geldiği 27.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ...'in maddi tazminat isteminin reddine, iş kazası sebebi ile davacılardan ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, kazanın meydana geldiği 27.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, iş kazası sebebi ile davacılardan ... için 2.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 2.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 2.000,00 TL, ... için 2.000,00 TL, ... için 2.000,00 TL, ... için 2.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 2.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 2.000,00 TL manevi tazminatın, kazanın meydana geldiği 27.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar ... Madencilik İnş. San. Tic. Ltd. Şti., ..., ..., ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, davanın davalı ... yönünden reddinin hatalı olduğunu, poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulması gerektiğini, şirketin yaptığı ödemenin Ankara 38.İş Mahkemesinin 2016/279 E. ve 2019/699 K. sayılı ilamı ile davalılarca davacılara ödenmesine karar verilen toplam 72.000,00 TL manevi tazminat ile faizi ve yargılama giderleri için olduğunu, bu nedenle hakkındaki ret kararının hatalı olduğunu, kaldı ki davalı sigortanın ilk kararı istinaf etmemesi sebebiyle hakkında verilen kararın kesinleştiğini, birleşen 2016/569 E. sayılı davanın davacılarından ...'in maddi tazminat talebinin ve asıl davadaki maddi tazminat taleplerinin kısmen reddinin hukuka uygun olmadığını, bilirkişi raporlarında asıl dava davacılarının destekten yoksun kalma tazminatlarının gabini gösterir şekilde, kendilerine yapılmış ödemeden çok daha fazla çıktığını, mutabakatnamede belirtilen ibraname hukuken geçerli olmadığından yapılan ödemelerin avans olarak kabulü ile bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bakiye 162.197,81 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılarca müteselsilen ve müştereken sigorta şirketinin sorumluluğu yüklendiği teminat bedeliyle sınırlı tutularak ödenmesine karar verilmesi gerekirken davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi ve diğer davalı ... Madencilik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin ise sadece 141.517,59 TL ödemesine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gibi iş bu karar Ankara BAM 6.H.D.nin 2020/897 E. ve 2021/286 K. sayılı kaldırma kararına da uygun düşmediğini, birleşen 2016/569 E. sayılı dava davacısı Mehmet, maktulün babası olup maddi tazminat talebi yoksun kaldığı destekten dolayı değil cenaze ve taziye giderlerinden kaynaklı olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan Kozluk Belediye Başkanlığının 01.07.2015 tarihli 455 sayılı yazısından anlaşılacağı gibi davacının cenaze ve taziye dolayısıyla yaklaşık 25.000,00 TL gideri olduğunu, bu davacı lehinde talep edilen maddi tazminat talebinin kabulü gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının çok düşük olduğunu, maktulün eşi ..., çocukları ..., ... ve ... ile annesi Nurten ve babası Mehmet lehinde 10.000,00'er TL, maktulün kardeşleri olan diğer davacılara ise 2.000,00'er TL manevi tazminata hükmedilip fazlaya ilişkin talebin reddedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davaya konu iş kazasında işverenin %85 oranında kusurlu bulunduğunu, birleşen davanın davacıları lehinde manevi tazminata karar verilmesine karşın davacılar kısmında iş bu davacıların adına yer verilmediğini, bu eksikliğin de giderilmesi gerektiğini, reddedilen manevi tazminat için davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tamamen mahkemenin takdirinden kaynaklı bir ret kararı olduğunu, ödeme sebebiyle hakkında hatalı olarak ret kararı verilen sigorta şirketi lehine vekalet ücreti verilmesinin de haksız olduğunu, tüm davalılar için bir tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalılar ... Madencilik İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ..., ..., ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, birleşen davada eş ...’nın kendisi ve çocukları ..., ... ve ... için açtığı davanın feragat sebebiyle reddine karar verildiğini, bu nedenle lehine vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini, birleşen diğer davacılar için ise davanın husumetten reddi sebebiyle ikinci kez vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini, davalı ... Şirketi için izafe edilen kusura itiraz ettiklerini, raporun yetersiz olduğunu, müteveffanın eğilmek sureti ile konveyörün altına girmiş olması sonucu konveyörün müteveffanın üzerine düştüğü/ müteveffanın bu suretle konveyörün altında kaldığını, müteveffanın, meydana gelen ölüm olayına bizzat tedbirsiz ve kontrolsüz bir şekilde konveyörün altına girmek şeklindeki davranışı ile sebebiyet verdiğini, kendisine izafe edilen kusuru kabul etmediklerini, Adli Tıptan rapor alınması talebinin reddedildiğini, işçiye her türlü eğitimin verildiğinin belgelerle sabit olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte sunulan mutabakatnamenin geçersiz sayılarak 141.517,59 TL maddi zarardan sorumlu tutulmasının haksız olduğunu, davacının tüm maddi zararının karşılandığını, tazminat ödeme tarihine göre ödenmemiş alacağı kalmadığını, 01.10.2019 tarihli bilirkişi ek raporunda tazminat ödemesinin yapıldığı tarih itibariyle davacıların maddi zararları toplamının 65.219,07 TL olarak hesaplandığını, müvekkil şirket tarafından ödenen maddi tazminat tutarının ise 106.000,00 TL olduğunu, bunun kabul edilmemesi durumunda ödenen rakamın yasal faizinin de hesaplanarak ödenecek tutardan düşülmesi gerektiğini, maddi tazminatın rapora göre 135.517,59 TL olması gerekirken fazlaya hükmedildiğini, ödemeyi kendisi yapmasına rağmen sanki sigorta şirketi ödemiş gibi kabulü ile şirket hakkında ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, sigorta şirketinin ilk mahkeme kararı sonrasında manevi tazminat talebi yönünden ödeme yaptığını, hüküm altına alınan tutarı ödemiş olması sebebiyle ret kararı değil, şirket ve sigorta şirketi için manevi tazminat davasında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, verilen kararın mükerrer manevi tazminat ödenmesine sebebiyet vereceğini, mutabakatnamede dava açılmadan önce eş ve çocuklar için manevi tazminat ödemesi yapılması sebebiyle davacıların manevi tazminat alacağının kalmadığını, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereği bu talebin reddi gerektiğini, aksinin kabulü halinde hükmedilen manevi tazminatın çak fazla olduğunu, anne, baba ve kardeşler açısından da manevi tazminat talep edilebilmesi için gerekli şartların oluşmadığını, aksi halde kabul anlamına gelmemekle birlikte hükmedilen manevi tazminat tutarları son derece fahiş olup indirilmesi gerektiğini, kaldırma kararı sonrasında ıslah yapılmasının mümkün olmamasına rağmen ıslah yapıldığını, bu ıslaha değer verilemeyeceğini, aksinin kabulü halinde ıslah dilekçesinde her bir davacı için tek tek rakamları belirlenmeden toplam rakam üzerinden yapılan ıslahın kabul edilmemesi gerektiğini, her bir mirasçının ihtiyari dava arkadaşı olarak birlikte dava açmasının her bir talep için vekalet ücreti takdirine engel olmadığını, maddi ve manevi tazminatlar yönünden her bir davacı için reddedilen tutarlara göre vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini, ..., ..., ..., ..., (Hem asıl davada hem birleşen davada davacı sıfatını haizdirler.) ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... tarafından ... Madencilik İnş. San. Tic. Ltd. Şti., ..., ..., ..., ... İle ... aleyhine açılan birleşen davada yargılama gideri ve vekalet ücretleri için hangisine ne kadar verileceğinin hangisinin ne kadar harcandığının ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini, yargılama giderinden sorumluluk hususunun ret gerekçeleri dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini, vekalet ücretinin nispi olması gerekirken maktu verildiğini, harç tutarının fazla hesaplandığını beyan ederek mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı eş ... ve adlarına velayeten davayı açtığı murisle ortak çocukları ... ve ... için ayrı ayrı oluşan zarar nedeni ile maddi tazminatına karşılık toplam destekten yoksun kalma tazminatı olarak 106.000,00 TL ve manevi tazminatına karşılık 2.000,00.şer TL’nin ve 6.000,00 TL maddi tazminat adı altında toplam 120.000,00 TLnin ödenmiş olduğu 20.03.2015 tarihli “Muvafakatname” başlıklı belgeden anlaşıldığı, davacının manevi tazminat alacağını alarak ibraname verdiğinden ve manevi tazminatın bölünmesi, yeniden dava konusu yapılarak miktarının artırılması olanağı bulunmadığından Mahkemece davacının manevi tazminat istemine yönelik davasının reddine karar vermek gerektiği, dosyada alınan 01.10.2019 tarihli raporda ödeme tarihi itibariyle davacın eş ve çocukların tüm maddi zararının fazlasıyla karşılandığının anlaşılmasına göre, asıl dava yönünden Mahkemece verilen ilk karardaki hükmün oluşa uygun olduğu, kaldırma kararının hataya dayandığının anlaşıldığı, birleşen davada, eş ve çocuklar için verilen feragatten ret kararının doğru olduğu, birleşen davada murisin babası Mehmet için maddi tazminat olarak talep edilen cenaze giderinin belediye tarafından karşılandığına dair belgelere ve başkaca ispata yarar delil sunulmadığına göre reddinin yerinde olduğu, birleşen davada hüküm altına alınan tüm manevi tazminat miktarlarının oluşa uygun olduğu, ancak birleşen dosyada davalılar vekilinin istinaf dilekçesinde, asıl davanın davalısı ... Sigorta Şirketinin bir kısım manevi tazminat ödemesi yaptığını bildirmiş olup, işbu kaza sebebiyle hak sahiplerine sigorta şirketi tarafından yapılacak her ödeme sigorta poliçesinin tarafı olan işvereni borçtan kurtaracağından icra dosyasının incelenmesi ve ödenen tutarın tespiti gerektiğinin anlaşıldığı, ancak 19.11.2019 tarihinde verilen ilk karar üzerine, Batman İcra Müdürlüğünün 2020/518 sayılı takibi ile tüm davacılar için, 07.01.2020 tarihinde ilama dayalı 76.000,00 TL manevi tazminatlar ve yargılama giderleri vekalet ücretleri üzerinden toplam faizleriyle birlikte 120.776,03 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalı ... Sigortanın 14.01.2020 tarihinde 133.837,47 TL ödeme yaptığı, bakiye 3.530,47 TL borç kaldığının görüldüğü, bu durumda davacıların dava ile hüküm altına alınan asıl alacaklarını tahsil ettikleri anlaşıldığından kaza nedeniyle bir haklarının kalmadığı, alacakların yargılama sırasında ödendiği bu nedenle alacaklar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup, kaldırma kararı öncesi yapılan giderler tahsil edildiğinden yargılama giderinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle;

1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,

2-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b 2 maddesi gereğince kaldırılmasına,

3- A- Asıl dava yönünden,
a)Davacılar ..., ..., ... ve ...’in mutabakatname ile karşılanmayan maddi zararı kalmadığından taleplerinin reddine,
b)Davacılar ..., ..., ... ve ...’in mutabakatname ile manevi tazminat talebi karşılandığından manevi tazminat taleplerinin reddine,

B-Birleşen dava yönünden,
a)Davacılardan ..., ..., ..., ... için açılan davanın feragat nedeniyle reddine,
b)Davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın kusurlu olmamaları sebebiyle reddine,
c)- Davacı ...'in maddi tazminat isteminin reddine,
d) Davacılar baba ..., Anne ..., kardeşler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ilk karar ile takdir edilen manevi tazminat tutarlarını yargılamanın devamı sırasında tahsil ettiklerinden bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın destekten yoksun kalma tazminatı açısından kabulü gerektiğini, davanın davalı ... yönünden reddinin hatalı olduğunu, ...'in maddi tazminat talebinin reddinin hukuka uygun olmadığını, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, istinaf harç ve giderlerinin iadesine karar verilmesi gerektiğini beyanla kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.

Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13,16,20 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleri.

1. Davacılar ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge adliye mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beş bin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beş bin” ibaresi 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.

Mülga 5521 sayılı Kanun'un, 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.

25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.

HMK'nın 362/2 nci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir.”

HMK'nın 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren Mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’ gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.

Yukarıda belirtildiği şekilde, İş Mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.

Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.

Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

2. Davacılar ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1 Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam

ve nedenlerine göre, davacılar vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun değerlendirildiği, bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacılar ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin manevi tazminatlara yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

2.Davacılar ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddi ile, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgililere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.