Taraflar arasındaki mirasın hükmen reddi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar dava dilekçesinde; murisleri ...’in 02.12.2007 günü vefat ettiğini, murisin eşi ... ...’in mirası reddettiğini (... ret), davacıların da ... ret beyanına ilişkin dava ikame etmelerine rağmen bu davaların sonuçlanmadığını, yanlış yönlendirildikleri için avukatları hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, davalının ise murisin vekili olarak ondan olan vekalet ücreti alacağına yönelik açtığı dava sonucunda lehine hükmedilen alacağa ilişkin davacılar aleyhine icra takibi başlattığını, bu nedenle davalıya husumet yönettiklerini, terekeyi sahiplenmeye yönelik eylemde bulunmadıklarını ileri sürerek, terekenin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddini istemişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin borçlu olduğu dava dışı üçüncü kişilere de husumet yöneltilmesi gerektiğini, terekenin borca batık olmadığını, davacıların terekeyi sahiplenme eylemleri bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların muris ...'den ötürü ilki 14/08/2009 tarihinde, ikincisi 03/11/2014 tarihinde olmak üzere iki kez veraset intikal vergisi beyannamesi verdikleri, muristen intikal eden Kadirli ilçesi, ... Köyü'ndeki taşınmazları üzerlerine intikal ettirip, ardından 11/12/2014 tarihinde sattıkları, davacıların murisin terekesi hakkında bilgi sahibi olmalarına rağmen murise ait taşınmazların intikallerini yaptırarak sattıkları, buna göre tereke işlemlerine karıştıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
Dava dilekçesindeki vakıaları özetleyerek, davacılar ile murisin ilişkileri sınırlı olduğundan mal varlığı hakkında bilgi sahibi olmadıkları, öğrendikleri an itibariyle açtıkları ret davasının vekilin görevlerini yerine getirmemesi nedeniyle ilerleme göstermediği, dedelerine ait taşınmazın satılması için halalarının istemiyle vekalet verdikleri, bu davranışın muris babalarının terekesini kabul anlamına geldiğini bilmedikleri, bedel alınmadan vekil vasıtayla işlem yapıldığı hususlarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların, muris ...’in intikal suretiyle malik olduğu 101 ada 47-69-71-73-74 parsel sayılı taşınmazları Kadirli Tapu Sicil Müdürlüğünün 08.12.2014 günlü ve 9209 yevmiyeli işlemi ile adlarına intikal ettirerek 11.12.2014 gün ve 9306 yevmiyeli işlem ile de adlarına tescil ettirdikleri, mülkiyeti dava dışı üçüncü kişiye satış suretiyle aktardıkları, mirasın hükmen reddi isteminde bulunan davacıların murisin taşınmazları üzerinde tasarruf ederek terekeyi sahiplenir davranışlar içerisinde bulunduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
İstinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrarlamıştır.
Uyuşmazlık, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu'nun 605 ... maddesinin ikinci fıkrası ve 610 uncu maddesi.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.