Esastan ret
Taraflar arasındaki mirasın hükmen reddi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı ... dava dilekçesinde; ağabeyi muris ...'ın 24.03.2016 tarihinde vefat ettiğini, murisin hiçbir aktif mal varlığı bulunmadığını, pek çok borcu olduğunu, annesi kısıtlı ... ... adına da vasisi sıfatıyla mirasın hükmen reddine ilişkin dava açtığını, bu davanın kabul edildiğini belirterek mirasın hükmen reddine karar verilmesini istemiştir.
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; murisin pek çok Vergi Dairesi'ne şirket ortaklıklarından kaynaklı yüklü miktarda borcu olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, davacının mirası kabul etmiş sayıldığını, terekenin ölüm tarihi itibariyle aktif ve pasifinin belirlenmesi ve mirası kabul anlamına gelen davranışların bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, ölümle birlikte terekenin kül halinde mirasçılara intikal ettiğini, bu tür davalarda yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin aktif malvarlığının bulunmadığı, terekesinin borca batık olduğu ve davacı mirasçının mirası kabul ettiğine dair dosyaya yansıyan delil de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının miras bırakan ...'ın mirasını reddetmiş sayıldığının tespitine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Mirasın 3 aylık süre içerisinde reddedilmediği, murisin vergi dairelerine yüklü miktarda borcu olduğu, ölüm tarihinin üzerinden ... süre geçtikten sonra dava açıldığı, bu süreçte tereke mallarının sarf edildiği, benimseme eylemlerinin yeterince araştırılmadığı, ölüm tarihi itibariyle borca batıklık durumunun araştırılması gerektiği hususlarını ileri sürerek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Dairemizin incelemesinden geçen 2020/30 Esas, 2022/794 Karar sayılı (Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/176 E, 2019/388 K.) dosya kapsamında ve işbu dosyada yapılan araştırmalarda bankalarda murisin mevduatının bulunmadığı, taşınmaz ve motorlu araç maliki olmadığı, hiç bir malvarlığı bulunmadığı saptanmıştır. Murisin pasifinde İcra Daireleri ve Vergi Dairelerine hem şahsi hem de ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu şirket adına borçları bulunduğu tespit edilmiştir. Böylelikle terekenin aktif ve pasifi saptanmış, bu saptama uyarınca da murisin şahsi borçları yönünden dahi pasifin aktiften fazla olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacının murisin terekesini sahiplenir davranışlarının bulunduğuna ilişkin bir kanıt da sunulmamıştır. Bu nedenle, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmuştur.” şeklindeki gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
İstinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrarlamıştır.
Uyuşmazlık, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir.
1. TMK'nın 605/2 nci maddesine dayanan mirasın reddi istemi süreye tâbi olmayıp mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibarıyla, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2).
2. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak Bankalar, Trafik Tescil Müdürlüğü, Vergi Daireleri, Belediyeler ve Tapu Müdürlüğü vb. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
1. Borcun, miras bırakanın şahsi vergi borcu değil, ortağı ve temsilcisi olduğu limited şirketin vergi borcu olduğunun anlaşılması halinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 22.7.1998 tarihli 4369 sayılı Kanunla değişik 35 ... maddesi hükmüne göre; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun gereğince takibe tâbi tutulurlar. Aynı Kanuna 25.5.1995 tarihli 4108 sayılı Kanunla ilave edilen Mükerrer 35 ... madde hükmüne göre de; tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Şu halde açıklanan yasal hükümler gereğince, miras bırakanın; “ortağı” ve “temsilcisi” olduğu limitet şirketin, şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcundan, şirket ortağı olarak “koyduğu sermaye hissesi oranında” doğrudan doğruya; “temsilcisi” olarak da şahsi sorumluğu söz konusudur. Miras bırakanın yasal mirasçısı olan davacılar hakkında, amme alacaklısı tarafından henüz takibe geçilmemiş olması, yasal mirasçıların borç tehdidi altında olmadıkları anlamına gelmez. Öyleyse, bu işten anlayan bilirkişi veya bilirkişiler eliyle; mirasbırakanın, “ortağı” ve “yasal temsilcisi” olduğu limited şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak şirketin aktif ve pasifinin saptanması ve miras bırakanın şirketin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi; amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsili mümkün ise; bu halde davacıların borca batıklığın tespiti istemekte hukuki yararlarının bulunmayacağı gözetilerek isteğin reddedilmesi; değil ise, miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla tespit edilen terekesi aktifinin, borcu karşılamaya yeterli olmaması halinde isteğin kabulüne karar verilmesi gerekir.
2. Yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca somut olaya gelince; temyize konu dosya ile yine Dairemizin incelemesinden geçen 2022/5101 E. sayılı dosya itibariyle murisin ortağı ve yöneticisi olduğu limited şirketler ile kolektif şirket olduğu, ilgili şirketlerin vergi borcunun bulunduğu bildirilmesine karşın, mahkemece miras bırakanın ortağı ve temsilcisi olduğu şirketler hakkında araştırma yapılmadan hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, terekenin aktifinin belirlenmesi amacıyla miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla muris ile murisin ortağı ve müdürü olduğu şirketler araştırılarak bu şirketler adına kayıtlı taşınmaz, araç, tüm bankalarda mevduat ve kredi kaydı bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla ilgili tapu müdürlüklerine, emniyet müdürlüğüne ve banka şubelerine yazı yazılmalı; şirketlerin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak, aktif ve pasifinin saptanması ve miras bırakanın şirketlerin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi; amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsilinin mümkün olup olmadığı ile şirketlerin terekeye aktif değer katıp katmayacağı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
3. Mahkemece, belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.