İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafii süresinde duruşma talebinde bulunmuş ise de; hükmolunan hapis cezasının süresine göre, 5271 Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği duruşma talebinin reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
A. Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.06.2018 tarihli ve 2017/601 Esas, 2018/303 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay hapis ve 11.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 15.04.2019 tarihli ve 2018/2194 Esas, 2019/654 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına
3. Savunmada belirtilen hususlarda, yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna,
4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Olay günü, kolluk görevlilerinin devriye görevini ifa etikleri sırada daha önceden tanınan suça
sürüklenen Şansal'ın görülmesi üzerine yapılan üst aramasında suç unsuruna rastlanmadığı, ancak hemen yanındaki siyah poşetin içerisinde 24 paket esrar ile 22 adet MDMA etken maddesini içeren uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği olayda; suça sürüklenen çocuğun, üzerinde 4 adet madde olduğu ve bunları içmek için bulundurduğuna, diğer maddelerin ise olay yerinden kaçan başka şahıslara ait olduğuna dair savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, tutanak tanığı M.Soner'in beyanında suça sürüklenen çocuğun kendilerini görünce elindeki poşeti yere bıraktığını ve yere bıraktığı poşette suç konusu maddeleri gördüklerini ifade etmesi, diğer tutanak tanığı Fatih'in, olay yerinde suça sürüklenen çocuğun yanında poşeti gördüklerini, Şansal'dan başka kimseyi görmediklerini beyan etmesi, siyah poşet üzerinde Şansal'ın parmak izinin çıkması, ele geçen maddelerin çeşitliliği, kriminal raporlar ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği sabit görülerek mahkûmiyetine karar verilmiş; her ne kadar sanık müdafii duruşmada mahallinde keşif yapılması ile savunmada adı geçen şahsın araştırılması yönünde talepte bulunmuş ise de, dinlenen tanık beyanları, olay tutanağının içeriği, dosyanın gelmiş olduğu safahat gerekçe gösterilerek mahkemece ara kararla bu husustaki taleplerin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sosyal inceleme yaptırılıp raporunun aldırılmaması ve sosyal inceleme raporu aldırılmama nedeninin gerekçeli kararda tartışılmaması telafisi mümkün olmadığından bu hususta hükme yapılan eleştiri dışında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 31 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca hükmolunan 6 yıl 8 ay hapis cezasından 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken, hesap hatası sonucu cezanın "5 yıl 6 ay 20 gün'' yerine "5 yıl 6 ay " olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayin edilmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, delillerin eksiksiz toplandığına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz
sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 15.04.2019 tarihli ve 2018/2194 Esas, 2019/654 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.11.2023 tarihinde karar verildi.