Esastan ret

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı/temlik eden vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... Pirinç ve Tarım Ürünleri Gıda San. Tic. A.Ş. arasında aktedilen kredi sözleşmesini davalıların da müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi geri ödemelerinin aksatıldığını, kredi hesabının kat edildiğini, alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine davalıların itirazlarının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzalayan müvekkillerinin kefalet miktarı ile sınırlı sorumlu tutulabileceğini, taraflar arasında cari hesap mutabakatı bulunmadığını, yapılan bir kısım ödemelerin borçtan düşülmediğini, fahiş oranda faiz istendiğini, faiz maddelerinin uygulanmasının açık bir oransızlık oluşturduğundan bu oransızlığın giderilmesinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarındaki hesaplamaların usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu, davalıların genel kredi sözleşmesinden doğan borç için sözleşmenin müteselsil kefili sıfatıyla raporda ve ek raporlarda belirtilen miktarlarda davacıya karşı sorumlu tutuldukları, icra inkâr tazminatı şartlarının oluştuğu, dava konusu asıl alacağın tamamı yönünden istemin yerinde olduğu, işlemiş faiz ve buna bağlı olan Banka Sigorta Muameleleri Vergisi'nin (BSMV) kısmen reddine karar verilmekle bu istem yönünden davacı tarafın kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların itirazının kısmen iptali ile takibin 4.675.578,00 TL asıl alacak, 1.353,13 TL işlemiş faiz, 67,65 TL BSMV olmak üzere toplam 4.676.998,78 TL alacak ile işleyecek faiz yönünden asıl alacak üzerinden yıllık %40 oranında Türkiye Cumhuriyeti ... Bankası (TCMB) faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5'i oranındaki gider vergisi üzerinden İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2015/34646 E. sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile devamına, davacının fazlaya ilişkin 194.997,87 TL işlemiş faiz ile 9.749,35 TL BSMV isteminin reddine, takibe konu 1.500.000,00 TL tutarındaki teminat mektubu, 159.590,00 TL akreditiften kaynaklı gayri nakdi risk ve 12.600,00 TL çek bedelinden oluşan toplam 1.672.190,00 TL’nin davacı bankanın faiz getirmeyen hesabında depo edilmesine, davacının bu istem yönünden fazlaya ilişkin isteminin reddine, 4.675.578,00 TL alacağın %20’si oranındaki 944.750,91 TL icra inkâr tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/ temlik alan vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı/ temlik alan vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava değerinin tümünün hükme esas alınması gerektiğini, faiz yönünden ret kararı verilmesinin usule aykırılık taşıdığını, dava değeri ile bilirkişilerin hesapladıkları değer arasında cüz’i bir fark olduğunu, bu kapsamda ret vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hata içerdiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile .... Noterliğinin 30.11.2015 tarihli kat ihtarı 01.12.2015 tarihinde tebliğ edilerek verilen 24 saatlik süre sonunda davalıların 03.12.2015 tarihinde temerrüde düştüğü, bilirkişi tarafından temlik eden banka kayıtları incelenerek 4.871.247,86 TL nakit asıl alacak, 1.353,13 TL işlemiş akdi faiz (kat tarihi olan 30.11.2015 ile takip tarihi olan 02.12.2015 tarihi 2 gün), faizin %5'i 67,65 TL BSMV olmak üzere toplam 4.872.668,64 TL nakit alacak hesaplaması yapıldığı, davacının icra takibinde asıl alacağını 4.675.578 TL ile sınırladığından taleple bağlılık ilkesi gereğince hüküm verildiği, her ne kadar bilirkişi hesaplaması daha fazla ise de bu miktar talebi aştığından davacının bilirkişi hesaplamasına göre hüküm verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeninin yerinde görülmediği, reddedilen 194.997,87 TL işlemiş faiz nedeniyle nakit alacak üzerinden davalı yararına vekâlet ücreti takdirinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326 ncı maddesi gereği olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/temlik alan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı/ temlik alan vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava değerinin tamamının hükme esas alınması gerektiğini, faiz yönünden ret kararı verilmesinin usule aykırılık taşıdığını, dava değeri ile bilirkişilerin hesapladıkları değer arasında cüz’i bir fark olduğunu, bu kapsamda ret vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hata içerdiğini, borçlunun itiraz ederken bu cüz’i miktarı savunmayı değil takibi sürüncemede bırakmayı amaçladığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 326 ncı maddesi.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Temlik eden Banka, takip talebinde nakit alacağı dışında 1.500.000,00 TL, 547.271,95 USD (159.5900,00 TL), 12.600,00 TL olmak üzere toplam 3.108.500,00 TL'nin de deposunu istemiş, 547.271,95 USD depo talebinin yanında TL miktarını parantez içinde 159.5900,00 TL şeklinde göstermiştir. Bilirkişi raporlarında bu tutar bazen 1.595.900,00 TL, bazen 159.590,00 TL olarak belirtilmiş, İlk Derece Mahkemesince de hüküm bölümünün 2 numaralı paragrafında bu kalem 159.590,00 TL akreditiften kaynaklanan gayri nakdi risk olarak kabul edilip diğer gayri nakdi kalemlerle birlikte toplam 1.672.190,00 TL'nin davacı Bankanın faiz getirmeyen hesabında depo edilmesine, davacının bu istem yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, bu haliyle değerler arasında çelişki oluşmuştur. Bu durumda Mahkemece, takip talebinde parantez içinde 159.5900,00 TL şeklinde gösterilen bedelin aslında kaç TL olduğunun dayanakları aracılığıyla belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönden tereddüte sebebiyet verebilecek şekilde kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.