...
Mahkûmiyet
Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.07.2014 tarihli ve 2014/1869 Esas No.lu iddianamesi ile, suça sürüklenen çocuk hakkında temyiz dışı sanık Z. S. ile birlikte olay günü şikâyetçinin ikametinde bulunan ziynet eşyalarını çalması şeklindeki eylemi nedeniyle hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 31/3 ve 63. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2014 tarihli ve 2014/284 Esas, 2014/373 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 31/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Anılan kararın suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 17. Ceza Dairesinin, 18.09.2018 tarihli ve 2016/8532 Esas, 2018/10682 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi nedenine dayanılarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.07.2019 tarihli ve 2019/67 Esas, 2019/592 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 31/3, 168/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. Söz konusu kararın, suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 03.06.2020 tarihli ve 2020/1613 Esas, 2020/4625 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun savunma hakkının kısıtlanması nedenine dayanılarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
6. Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2020 tarihli ve 2020/263 Esas, 2020/345 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 31/3, 168/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi, suça sürüklenen çocuğun suç işleme kastının bulunmadığına, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına, somut olayda 5237 sayılı Kanun'un 147. maddesi uyarınca zorunluluk hâli hükümlerinin uygulanması gerektiğine, suça sürüklenen çocuğun beraatine karar verilmemesinin usûl ve yasaya aykırı olduğuna, ayrıca re’sen dikkate alınacak sebeplere ilişkindir.
1. Suça sürüklenen çocuğun, suç tarihinde gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde yardım toplamak bahanesiyle dolaştığı sırada temyiz dışı sanık Z.S. ile birlikte şikâyetçiye ait dairenin kapısını zorlayarak açtığı ve daireden ziynet eşyalarını alarak dışarı çıktığı, söz konusu ziynet eşyalarını hakimiyet alanına soktuktan sonra devriye gezen polis memurlarınca yakalandığı, Polis Merkezi Amirliğinde yapılan arama sırasında suça sürüklenen çocuğun üzerinde suçta kullanılan tornavida ve şampuan kapı parçasının çıktığı, suça sürüklenen çocuğun bu suretle üzerine atılı suçu işlediği ve şikâyetçi müracaatta bulunmadan evvel suça konu eşyayı nereden çaldığını göstererek şikâyetçinin tüm zararını soruşturma aşamasında giderdiğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
2. Suça sürüklenen çocuk üzerinde atılı suçlamayı tevil yollu ikrar etmiş olup, şikâyetçi ve tanıkların beyanları, 28.06.2014 tarihli Müşteki Adres Tespit Tutanağı, Olay Yeri İnceleme Raporu, Değer Tespit Tutanağı, 28.06.2014 tarihli Teslim ve Tesellüm Tutanağı dava dosyasında mevcuttur.
Yargıtay 17. Ceza Dairesinin, 18.09.2018 tarihli ve 2016/8532 Esas, 2018/10682 Karar sayılı kararının suça sürüklenen çocuk lehine olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Tanıkların beyanları, suça sürüklenen çocuğun ikrar niteliğindeki savunmaları, Müşteki Adres Tespit Tutanağı ve 28.06.2014 tarihli Teslim ve Tesellüm Tutanağı içeriği hep birlikte dikkate alındığında; atılı hırsızlık suçunun unsurları itibariyle oluştuğuna, suça sürüklenen çocuğun suç işleme kastının bulunduğuna ve suçun sübuta erdiğine dair Mahkeme kabulünde isabetsizlik görülmemiş; suça sürüklenen çocuğun şikâyetçiye ait ziynet eşyalarını hâkimiyet alanına geçirdiğinin anlaşılması karşısında eylemin tamamlandığı ve tüm dosya içeriğine göre somut olayda 5237 sayılı Kanun'un 147. maddesinde düzenlenen zorunluluk hâli koşullarının bulunmadığı anlaşıldığından hükümde bu yönleriyle de hukuka aykırılık bulunmamış; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2020 tarihli ve 2020/263 Esas, 2020/345 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.